Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, cuma günü İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail'in Batı Şeria'da "zorla yerleşim kurma" politikasını durdurması ve geri alması gerektiğini söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Wang, İsrail'in bölgedeki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Görüşme, Çin'in Orta Doğu barış sürecinde artan diplomatik rolünün son işareti olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Çin'in Filistin politikası
Çin, uzun süredir Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını destekliyor. Wang Yi, görüşmede İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletmesinin bölgede barış umutlarını zayıflattığını ve iki devletli çözümü baltaladığını ifade etti. Çin Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "İsrail'in zorla yerleşim kurma uygulamasına son vermesi ve bu tür adımları geri alması gerekiyor" ifadesi yer aldı.
Pekin yönetimi, İsrail-Filistin çatışmasında dengeli bir tutum izlemeye çalışsa da son yıllarda Filistin davasına verdiği destekle Arap dünyasında nüfuzunu artırıyor. Çin, 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik normalleşme sürecine ev sahipliği yaparak bölgesel arabuluculuk kapasitesini göstermişti. Ancak İsrail-Filistin meselesinde somut bir ilerleme kaydedilebilmiş değil.
Bölgesel ve küresel boyut: Batı Şeria'daki yerleşimler
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den sonra işgal ettiği topraklardaki yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı buluyor. ABD yönetimi de zaman zaman yerleşim genişlemesini eleştirse de İsrail'e yönelik tutumunda farklılıklar görülüyor.
Çin'in açıklaması, özellikle Gazze'deki savaşın ardından bölgede artan gerilim ortamında geldi. İsrail, Batı Şeria'da yerleşim birimlerini genişletmeye devam ederken Filistinlilere yönelik şiddet olayları da rapor ediliyor. Wang Yi'nin Herzog'a yaptığı çağrı, Çin'in Filistin meselesindeki pozisyonunu yeniden teyit etmesi açısından önemli. Çin, ayrıca Birleşmiş Milletler platformlarında Filistin'in devlet statüsünün güçlendirilmesi için girişimlerde bulunuyor.
Uzmanlar, Çin'in İsrail'e yönelik bu tür açıklamalarının pratik etkisinin sınırlı olabileceğini, zira Çin'in İsrail ile ekonomik ve teknolojik ilişkilerini sürdürdüğünü belirtiyor. Ancak Pekin, Arap ve Müslüman ülkeler nezdinde itibarını korumak için Filistin konusunda retorik düzeyde de olsa aktif bir duruş sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Batı Şeria yerleşimlerine yönelik eleştirisi, Türkiye'nin Filistin politikasıyla örtüşüyor. Ankara, uzun süredir İsrail'in yerleşim faaliyetlerini kınıyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Ancak Çin'in diplomatik girişimi, Orta Doğu'da nüfuz dengelerini etkileyebilir. Türkiye, bölgesel bir aktör olarak Filistin meselesinde arabuluculuk rolü üstlenmek istiyor; Çin'in devreye girmesi, Ankara'nın manevra alanını daraltabilir veya işbirliği fırsatları yaratabilir. Ayrıca, Türkiye-Çin ilişkilerinde ekonomik ve stratejik boyutlar öne çıkarken, bu tür açıklamalar ikili diyalogda Filistin meselesinin ele alınmasını gündeme getirebilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde Filistin'e destek verirken, Çin'in BM'deki tutumuyla paralel hareket ediyor. Yine de Çin'in artan diplomatik görünürlüğü, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiası açısından dikkatle izlenmeli.