Çin hükümeti, İsrail'in Batı Şeria'da "zorla yerleşim kurma" politikasını derhal durdurması gerektiğini açıkladı. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve bölgede kalıcı barışı engellediği vurgulandı. Açıklama, Orta Doğu'da artan gerilim ortamında Pekin'in Filistin meselesine ilişkin tutumunu bir kez daha ortaya koydu.
Yerleşim politikalarına sert eleştiri
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, düzenlenen basın toplantısında İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletmesine ilişkin soruya yanıt verdi. Sözcü, "İsrail'in Filistin topraklarında zorla yerleşim kurma faaliyetlerini durdurması ve uluslararası hukuka uygun davranması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Çin'in tutumu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına atıfta bulunarak, İsrail'in 1967 sınırları içindeki yerleşimlerinin yasadışı olduğunu hatırlattı.
Pekin yönetimi, Filistin halkının meşru haklarının korunması ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini yineledi. Çin, uzun zamandır iki devletli çözümü destekliyor ve Filistin'in Birleşmiş Milletler'de daha fazla hak elde etmesi için çaba sarf ediyor. Son yıllarda Çin, Filistin-İsrail meselesinde daha aktif bir diplomasi yürütüyor; 2023'te Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı ağırlamış ve iki taraf arasında arabuluculuk yapma isteğini dile getirmişti.
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından yasadışı kabul ediliyor. Ancak İsrail hükümeti, yerleşimleri güvenlik ve tarihi bağlarla gerekçelendiriyor. Son aylarda özellikle aşırı sağcı koalisyon ortaklarının etkisiyle yerleşim genişlemesine yönelik adımlar hız kazandı. Çin'in açıklaması, bu politikaya yönelik uluslararası baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Çin'in açıklaması, ABD'nin geleneksel olarak İsrail'e verdiği destekle çelişen bir pozisyon olarak dikkat çekiyor. Pekin, Filistin meselesini Orta Doğu'daki nüfuzunu artırmak için bir araç olarak kullanıyor. Çin'in arabuluculuk girişimleri, özellikle Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme sürecinde olduğu gibi, bölgesel aktörler nezdinde karşılık buluyor. Ancak İsrail-Filistin çatışmasında Çin'in etkisi sınırlı; ABD ve Avrupa ülkeleri hâlâ sürecin kilit aktörleri konumunda.
Uluslararası hukuk açısından, İsrail'in yerleşim faaliyetleri Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırılık teşkil ediyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardaki yerleşimlerini "uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendiriyor ve tüm yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını talep ediyor. Ancak İsrail, bu karara uymayarak yerleşimleri genişletmeye devam ediyor. Çin'in son açıklaması, bu kararın uygulanması yönündeki çağrıları yineliyor.
Çin'in Orta Doğu politikası, son yıllarda ekonomik yatırımlar ve diplomatik girişimlerle şekilleniyor. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgede önemli yatırımları bulunan Çin, aynı zamanda İsrail ile de ticari ilişkilerini sürdürüyor. Ancak Filistin meselesindeki tutumu, Arap dünyasıyla ilişkilerini güçlendirmesine yardımcı oluyor. Çin'in açıklaması, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği gibi kuruluşlar tarafından memnuniyetle karşılanabilir.
Öte yandan, Çin'in açıklaması, İsrail-Çin ilişkilerinde potansiyel bir gerilim kaynağı olabilir. İsrail, teknoloji ve tarım alanlarında Çin ile işbirliğini geliştirmek istiyor, ancak ABD'nin baskısıyla bazı anlaşmalar askıya alınmış durumda. Çin'in Filistin yanlısı söylemi, İsrail'in Pekin'e yönelik güvenini sarsabilir. Yine de Çin, İsrail ile ilişkilerini tamamen koparmak istemiyor; dengeli bir diplomasi izlemeye çalışıyor.
Sonuç olarak, Çin'in İsrail'e yönelik uyarısı, Filistin meselesindeki duyarlılığını ve uluslararası hukuka bağlılığını gösteriyor. Ancak bu açıklamanın pratikte ne kadar etkili olacağı, İsrail'in tutumuna ve uluslararası toplumun baskısına bağlı. Çin, Filistin devletinin BM'de daha fazla hak elde etmesi için lobi yapmaya devam ediyor ve iki devletli çözümün savunucusu rolünü sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerine yönelik eleştirisi, Türkiye'nin Filistin politikasıyla örtüşüyor. Ankara, uzun zamandır İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü destekliyor. Çin'in açıklaması, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda dile getirdiği pozisyonu güçlendirebilir. Öte yandan, Çin'in Orta Doğu'da artan diplomatik aktivitesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu dengeleyebilir. Ancak her iki ülke de Filistin meselesinde benzer hassasiyetlere sahip olduğundan, işbirliği imkanları da doğabilir. Türkiye, Çin'in Filistin'e yönelik desteğini memnuniyetle karşılayabilir ve ortak diplomatik girişimlerde bulunabilir. Yine de Çin'in bölgedeki artan etkisi, Türkiye'nin stratejik hedefleri açısından dikkatle izlenmeli.