Çin, iki Amerikan nadir toprak üreticisini ihracat kontrol listesine ekleyerek, Washington'un gelişmiş imalat ve savunma sanayileri için kritik öneme sahip minerallerde alternatif tedarik zincirleri oluşturma çabalarına yanıt verdi. Pekin yönetimi, söz konusu iki şirketin Çin'den yapacağı nadir toprak elementleri ve ilgili teknoloji alımlarını sıkı denetime tabi tutarken, bu hamle ABD-Çin ticaret savaşında yeni bir cephe açtı.
Gelişmenin arka planı
Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu iki ABD'li firmanın ulusal güvenlik ve çıkarların korunması amacıyla listeye alındığı belirtildi. Nadir toprak elementleri, elektrikli araç motorları, rüzgar türbinleri, savunma sistemleri ve tüketici elektroniğinde kullanılmasıyla biliniyor. Çin, dünya nadir toprak üretiminin yüzde 60'ından fazlasını ve işleme kapasitesinin yüzde 90'ını elinde bulunduruyor.
ABD Enerji Bakanlığı'na göre, nadir toprak elementlerine olan talep 2040 yılına kadar katlanarak artacak. Washington, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için Avustralya, Kanada ve diğer müttefik ülkelerde yeni maden ve işleme tesisleri kurulmasına ön ayak oluyor. Ancak bu tesislerin faaliyete geçmesi yıllar alabilir.
Pekin yönetimi daha önce de birçok kez nadir toprak ihracatını bir silah olarak kullanmıştı. 2010 yılında Japonya ile yaşanan bir deniz anlaşmazlığı sonrası Tokyo'ya yönelik nadir toprak sevkiyatını durdurmuş, 2023'te ise yarı iletken üretiminde kullanılan galyum ve germanyum ihracatına kısıtlama getirmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu adım, Çin ile ABD arasında teknoloji ve kaynak üstünlüğü için verilen mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, kısıtlamaların küresel tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açabileceğini ve özellikle nadir topraklara bağımlı sektörlerde fiyat artışlarına neden olabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ekonomiler de kritik hammaddelerde Çin'e bağımlılığı azaltmak için stratejiler geliştiriyor. AB, geçtiğimiz ay kabul ettiği Kritik Hammaddeler Yasası ile 2030 yılına kadar nadir toprak işleme kapasitesinin yüzde 40'ını kendi topraklarında oluşturmayı hedefliyor.
Çin'in bu hamlesi, aynı zamanda dünya ticaret örgütü (DTÖ) kuralları açısından da tartışma yaratabilir. Washington'un, Pekin'in kısıtlamalarına misilleme olarak benzer önlemler alması veya DTÖ'ye şikayette bulunması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, nadir toprak elementleri açısından zengin rezervlere sahip olmasına rağmen bu kaynakları henüz ticari ölçekte işleme kapasitesine sahip değil. Çin-ABD gerilimi, Türkiye'ye nadir toprak işleme tesisleri kurma ve küresel tedarik zincirinde stratejik bir konum edinme fırsatı sunabilir. Eskişehir'de keşfedilen nadir toprak rezervlerinin ekonomik değeri ve işlenebilirliği üzerine çalışmalar devam ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayisinde kritik malzemelere erişimde yaşayabileceği sıkıntılar, yerli üretim kapasitesini artırma gerekliliğini ortaya koyuyor.