Çin'in güneybatısındaki Tibet Özerk Bölgesi'nde 26 Ağustos'ta meydana gelen büyük toprak kaymasında resmi açıklamaya göre 43 kişi hayatını kaybetti. Ancak bölgedeki bir Tibet köyünden gelen bilgilere göre, sadece bu köyde 26 kişi yaşamını yitirdi. Nepal-Tibet sınırı yakınında etkili olan felaketin ardından binlerce kişinin hâlâ kayıp olduğu bildiriliyor. Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının zorlu arazi koşullarında sürdüğünü belirtiyor.
Felaketin arka planı ve kurtarma çalışmaları
26 Ağustos'ta meydana gelen heyelan, Tibet Özerk Bölgesi'nin güneydoğusunda, Nepal sınırına yakın dağlık bir bölgede gerçekleşti. Bölgeye yakın köylerde yaşayan halk, toprak kaymasının ardından büyük bir yıkımla karşılaştı. Çin resmi haber ajansı Xinhua'nın aktardığına göre, ilk belirlemelere göre 43 kişi öldü, ancak kayıp sayısının binlerle ifade edilmesi endişeleri artırıyor. Bir Tibet köyünde ise yerel kaynaklara dayandırılan bilgilere göre 26 kişi hayatını kaybetti. Bu köydeki can kaybının, bölgedeki diğer yerleşim yerlerine göre daha yüksek olması, heyelanın merkez üssünün bu köy olduğunu düşündürüyor.
Arama kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanlara ulaşmak için ağır makineler ve elle kazma çalışmaları yürütüyor. Ancak bölgenin sarp dağlık yapısı, ulaşım yollarının hasar görmesi ve olumsuz hava koşulları nedeniyle çalışmalar güçlükle ilerliyor. Yetkililer, bölgeye ek kurtarma ekipleri ve tıbbi malzeme sevk edildiğini açıkladı. Çin hükümeti, felaketin ardından bölgede olağanüstü hal ilan etmese de, afet yönetimi birimleri seferber edildi. Uluslararası yardım kuruluşları ise bölgeye erişimde zorluk yaşandığını ve iletişimin kısıtlı olduğunu belirtiyor.
Toprak kaymasının nedeni henüz kesin olarak bilinmemekle birlikte, bölgede son günlerde etkili olan şiddetli yağışların heyelanı tetiklemiş olabileceği değerlendiriliyor. İklim değişikliğinin dağlık bölgelerde aşırı hava olaylarını artırdığı ve bu tür felaketlere zemin hazırladığı bilimsel çevrelerce sıkça dile getiriliyor. Tibet Platosu'ndaki buzul erimeleri ve artan yağış rejimi, bölgenin jeolojik yapısını daha kırılgan hale getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Heyelan, Nepal ile Tibet arasındaki sınır bölgesinde meydana geldi. Bu bölge, son yıllarda artan doğal afetlerle gündeme geliyor. 2015'te Nepal'de meydana gelen 7.8 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen heyelanlar, binlerce kişinin ölümüne yol açmıştı. Uzmanlar, Himalaya bölgesinin deprem ve heyelan riski açısından dünyanın en hassas bölgelerinden biri olduğunu vurguluyor. Çin'in Tibet'te yürüttüğü büyük altyapı projeleri (demiryolları, barajlar) da zaman zaman çevresel kaygıları beraberinde getiriyor. Ancak bu projelerin heyelan riskini artırıp artırmadığına dair bağımsız bir çalışma bulunmuyor.
Nepal hükümeti, sınırın kendi tarafında da hasar olup olmadığını araştırıyor. Bölgede yaşayan halkın bir kısmı, heyelanın ardından nehir seviyelerinin yükselmesi nedeniyle tahliye edildi. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), bölgeye insani yardım ulaştırmak için çalışmalara başladığını duyurdu. Çin, afet yönetimi konusunda deneyimli olsa da, bu ölçekte bir felakette koordinasyon ve bilgi akışı sorunları yaşanabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, Tibet'teki yerel kaynaklardan gelen bilgilerin resmi rakamlarla çelişmesi, bölgedeki bilgi kısıtlamalarını gündeme getiriyor. Çin hükümeti, Tibet'te basın ve iletişim üzerinde sıkı denetim uyguluyor; bu da bağımsız doğrulamayı zorlaştırıyor. Bir Tibet köyünde 26 kişinin öldüğü bilgisi, henüz resmi kaynaklarca teyit edilmiş değil. Ancak yerel halktan gelen bu tür bilgiler, felaketin boyutunun resmi açıklamalardan daha ağır olabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, deprem ve heyelan gibi doğal afetler konusunda acı deneyimlere sahip bir ülke olarak, Çin'deki bu felakete insani boyutta yakınlık gösterebilir. Afet diplomasisi, Türkiye'nin son yıllarda aktif olarak kullandığı bir dış politika aracı. 2023 Kahramanmaraş depremlerinde uluslararası yardımın önemi düşünüldüğünde, Türkiye'nin bölgeye arama kurtarma ekibi veya insani yardım teklif etmesi beklenebilir. Ayrıca, Asya-Pasifik bölgesindeki istikrar, Türkiye'nin ekonomik ve ticari çıkarları açısından da önemli. Çin ile artan ticaret hacmi ve Orta Koridor projesi kapsamındaki işbirliği, bölgedeki gelişmeleri takip etmeyi gerektiriyor. Ancak doğrudan bir Türkiye etkisi söz konusu değil; daha çok küresel insani sorumluluk ve bölgesel istikrar açısından değerlendirilebilir.