Çinli bilim insanları, ülkenin hak iddia ettiği Güney Çin Denizi dahil sularda deniz tabanını, Batılı ülkelerin kullandığı yöntemlere göre iki kat daha yüksek çözünürlükte ve beş kata kadar daha yüksek doğrulukla haritalandırdı. Projede yer alan bilim insanlarına göre bu sonuç, 20 yılı aşkın süredir yürütülen çalışmaların ürünü. Bu gelişme, bölgedeki deniz yetki alanları ve kaynak paylaşımı konusundaki rekabette Çin'in elini güçlendirebilecek nitelikte.
Gelişmenin Arka Planı
Çin Devlet Okyanus İdaresi'ne bağlı İkinci Deniz Enstitüsü'nden araştırmacılar, Güney Çin Denizi'ndeki deniz tabanı haritalama çalışmalarını 1999'dan beri yürütüyor. Ekip, 'çok ışınlı yankı ölçer' (multibeam echosounder) teknolojisini kullanarak okyanus tabanının topoğrafyasını üç boyutlu olarak çıkardı. Elde ettikleri veriler, uluslararası standartlardaki 'Genel Batimetri Tablosu' (GEBCO) verileriyle karşılaştırıldığında, çözünürlük açısından iki kat daha iyi; konum doğruluğunda ise üç ila beş kat daha hassas.
Çalışmanın başyazarı Wu Ziyin, Zhejiang Üniversitesi tarafından yayımlanan bir makalede, bu haritaların denizdeki seyir güvenliği, deniz kaynaklarının araştırılması ve ulusal savunma için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Wu, özellikle uluslararası deniz hukuku çerçevesinde kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesinde bu tür verilerin hayati rol oynadığını belirtti.
Proje kapsamında, Çin'in dokuz çizgili hattı içinde kalan alanların tamamının haritalanması hedefleniyor. Bu hat, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki tarihi hak iddialarını ifade ediyor ve bölgede Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan ile ihtilafa yol açıyor. Haritalama çalışmalarının, bu egemenlik iddialarına bilimsel dayanak sağlama amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Ayrıca zengin doğal gaz ve petrol rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Çin'in bu denizdeki yedi yapay adası ve askeri varlığı bölgede tansiyonu yükseltiyor. ABD, Çin'in iddialarını 'hukuka aykırı' bularak uluslararası sularda 'özgür seyrüsefer' operasyonları düzenliyor. Çin ise bu operasyonları 'provokasyon' olarak nitelendiriyor.
Yeni deniz tabanı haritalarının, Çin'in 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin 'dokuz çizgili hat' iddialarını reddeden kararına karşı kendi tezlerini güçlendireceği yorumları yapılıyor. Mahkeme, Çin'in tarihsel hak iddialarını destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığını belirtmişti. Ancak Pekin yönetimi bu kararı tanımadığını açıklamıştı.
Jeopolitik uzmanlar, bu haritalama çalışmasının yalnızca bilimsel bir başarı olmadığını, aynı zamanda Pekin'in bölgedeki 'kara suları' ve 'münhasır ekonomik bölge' sınırlarını genişletme stratejisinin bir parçası olduğunu ifade ediyor. Çin, benzer teknikleri Doğu Çin Denizi ve Sarı Deniz'de de kullanarak deniz yetki alanlarını güçlendirmeye çalışıyor.
Uzmanlara göre, deniz tabanı haritalarındaki bu ilerleme, küresel ölçekte de bilimsel veri paylaşımı açısından önemli. Çinli ekip, topladıkları verilerin bir kısmını GEBCO platformuyla paylaşarak uluslararası işbirliğine katkı sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, Doğu Akdeniz'deki benzer tartışmalarla bağlantılı olarak değerlendirilebilir. Türkiye, kendi deniz yetki alanlarını ve kıta sahanlığını belirlerken bilimsel verilerin önemini vurguluyor. Bu tür yüksek çözünürlüklü haritalama çalışmaları, deniz sınırı anlaşmazlıklarında teknolojinin ve bilimsel verilerin artan rolünü gösteriyor. Türkiye'nin de kendi denizlerinde benzer araştırmalara ağırlık vermesi, uluslararası hukukta elini güçlendirebilir. Ayrıca, Çin'in bölgedeki bu teknik kapasitesi, küresel güç dengeleri açısından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.