Çin Uzay Bilim ve Teknoloji Kurumu (CASC), geçtiğimiz günlerde bir denizaltından atılan kıtalararası balistik füze (SLBM) denemesini tanıtan bir afiş yayımladı. Afişte, 1937’de İkinci Çin-Japon Savaşı’nı başlatan Marco Polo Olayı’na gönderme yapılması, uluslararası kamuoyunda dikkat çekti. Denemenin, Çin’in askeri kabiliyetlerini sergilemenin ötesinde tarihsel bir mesaj taşıdığı yorumları yapılıyor. CASC, afişte “Marco Polo Köprüsü’nden yeni bir sayfa” ifadesine yer vererek, Japonya’ya karşı direniş ruhunu vurgulamış olabilir. Ancak Pekin yönetimi, denemelerin rutin olduğunu ve hedef alınan bir ülke bulunmadığını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Marco Polo Köprüsü Olayı, 7 Temmuz 1937’de Pekin yakınlarında Çin ve Japon askerleri arasında çıkan bir çatışmayla başlamış, bu olay Çin’in sekiz yıl sürecek Japon işgaline karşı direnişini tetiklemişti. Bugün, Çin’in bu tarihi referansı kullanması, Japonya ile devam eden tarihsel gerilimlerin bir yansıması olarak görülüyor. Füze denemesi, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) modernizasyon çabalarının bir parçası. SLBM’ler, nükleer caydırıcılıkta kritik öneme sahip; denizaltılardan fırlatılabilmeleri, ikinci saldırı kabiliyeti sağlıyor. Çin, bu tür denemelerle bölgedeki askeri varlığını pekiştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin’in bu hamlesi, özellikle Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmaları bağlamında değerlendiriliyor. ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabet derinleşirken, Tayvan ve Japon adaları çevresindeki askeri faaliyetler artıyor. Uzmanlar, SLBM denemelerinin sıklığının, Çin’in nükleer üçlüsünü (kara, hava, deniz) tamamlama hedefinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Marco Polo Olayı’na atıf, Çin’in Japon militarizmine karşı duyarlılığını ve ulusal birliğe verdiği önemi ortaya koyuyor. Japonya Başbakanı Fumio Kişida, konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmazken, Tokyo’nun Çin’in askeri yığınağını endişeyle izlediği biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in füze denemesi ve Marco Polo Olayı’na yaptığı gönderme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, Asya-Pasifik’teki gerilimlerin küresel dengelere etkisi bağlamında önemli. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, ABD ve NATO ile de ittifak bağlarını sürdürüyor. Bölgedeki olası bir kriz, küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir; Türkiye’nin dış ticaretinde Çin’in payı düşünüldüğünde, istikrarın korunması Ankara’nın çıkarına. Ayrıca, Türkiye’nin savunma sanayiinde Çin ile rekabet ettiği alanlar (örneğin İHA’lar) göz önüne alındığında, Asya’daki askeri dengelerin Türkiye’nin güvenlik politikalarına dolaylı yansımaları olabilir.