Çin Halk Cumhuriyeti, Budizm'in küresel geleceğini şekillendirmek için milyarlarca dolarlık bir yatırım hamlesi başlattı. Bloomberg'in haberine göre, Pekin yönetimi geleneksel tapınak restorasyonlarından Budist üniversitelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor. Ancak bu yatırımların asıl odağı, sürgündeki Dalay Lama'nın halefinin belirlenmesine yönelik artan baskı. Çin, Budizm'i sadece bir inanç sistemi olarak değil, aynı zamanda jeopolitik bir nüfuz aracı olarak kullanarak Hindistan ile büyüyen bir yumuşak güç rekabetine girmiş durumda.
Gelişmenin arka planı
Çin, Tibet'teki Budist kurumlarına büyük fonlar aktarıyor. Bu fonlarla yüzlerce tarihi tapınak restore ediliyor, Budist rahipler için eğitim merkezleri kuruluyor ve uluslararası Budist konferansları düzenleniyor. Ancak Pekin'in asıl stratejik hedefi, 84 yaşındaki Dalay Lama'nın ölümünden sonraki haleflik sürecini kontrol altına almak. Dalay Lama, 2011'de siyasi liderliği bırakmış olsa da, Tibet hükümeti sürgünde ve ruhani halefinin belirlenmesi büyük bir siyasi önem taşıyor.
Çin, Dalay Lama'nın bir sonraki enkarnasyonunun ancak kendi onayıyla belirlenebileceğini savunuyor. Bu amaçla, Dini İşler Devlet İdaresi ve Çin Budist Derneği aracılığıyla Tibet Budizmi üzerindeki denetimini artırıyor. Çin yönetimi, bağımsız bir Dalay Lama halefinin "bölücü faaliyetlere" yol açabileceğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in bu hamlesi, Hindistan ile olan yumuşak güç rekabetini de derinleştiriyor. Hindistan, sürgündeki Tibet hükümetine ev sahipliği yapıyor ve Budizm'in doğduğu topraklar olarak bu alanda önemli bir manevi otoriteye sahip. Çin, Hindistan'ın Budizm üzerindeki etkisini dengelemek için Asya, Afrika ve hatta batı ülkelerinde Budist merkezler finanse ediyor. Ayrıca, Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında Sri Lanka, Myanmar ve Nepal gibi Budist nüfuslu ülkelere altyapı yatırımları yapıyor.
Bu durum, Çin'in yumuşak güç stratejisinin bir parçası olarak dini ve kültürel araçları nasıl kullandığını gösteriyor. Beijing, Budizm üzerinden Asya'da liderlik iddiasını güçlendirirken, aynı zamanda iç politikada Tibet ve Doğu Türkistan'daki (Sincan) ayrılıkçı hareketleri kontrol altına almayı amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Budizm üzerinden yürüttüğü yumuşak güç politikası, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya'daki çıkarları açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle bölgede etkin olmak isterken, Çin'in artan nüfuzu rekabeti derinleştirebilir. Öte yandan, Çin'in Budist ülkelerle kurduğu bağlar, Türkiye'nin Bir Kuşak Bir Yol Projesi'ndeki rolünü etkileyebilir. Ayrıca, Dalay Lama halefiyeti konusundaki gerilim, uluslararası toplumda insan hakları ve dini özgürlükler tartışmalarını yeniden alevlendirebilir; bu da Türkiye'nin dış politikada hassas dengeler gözetmesini gerektirebilir.