Çin hisse senetleri, yatırımcıların piyasayı desteklemekle görevli "ulusal ekip"in (devlet destekli fonlar) alım yapmamasına duyduğu hayal kırıklığıyla son işlem saatinde sert bir düşüş yaşadı. Shanghai Bileşik Endeksi günü %1,5 düşüşle tamamlarken, Shenzhen bileşik endeksi %2,2 geriledi. Satış dalgası özellikle küçük ve orta ölçekli hisselerde yoğunlaştı. Piyasa uzmanları, düşüşün arkasında yatırımcıların devlet müdahalesine olan güveninin azalmasının yattığını belirtiyor. Son aylarda sık sık devreye giren ulusal ekibin bu kez sessiz kalması, kırılgan piyasa duyarlılığını daha da bozdu.
Ulusal Ekip Desteğinin Kesilmesi Satışları Tetikledi
Çin hükümeti, 2015'teki büyük borsa çöküşünden bu yana piyasayı istikrara kavuşturmak için çeşitli devlet fonlarını ve kurumsal yatırımcıları "ulusal ekip" olarak yönlendiriyor. Bu ekip, özellikle büyük endekslerdeki düşüşleri sınırlamak için alım yaparak piyasa güvenini korumayı amaçlıyor. Ancak son dönemde bu müdahalelerin etkisi azaldı; yatırımcılar, alımların sürdürülebilir olmadığını ve piyasanın gerçek değerlemesini yansıtmadığını düşünüyor. Bu hafta başında açıklanan imalat sanayi verilerinin beklentilerin altında kalması ve emlak sektöründeki krizin derinleşmesi, ekonomik toparlanmaya dair umutları azaltmıştı. Ulusal ekibin bu olumsuz havaya rağmen alım yapmaması, yatırımcıların "devlet arkasında durmayacak" algısını güçlendirdi ve satışları hızlandırdı.
Analistler, ulusal ekibin müdahale stratejisindeki belirsizliğin piyasa oyuncularını tedirgin ettiğini vurguluyor. Pekin merkezli bir aracı kurumun ekonomisti, "Yatırımcılar artık her düşüşte devletin müdahale edeceğine inanmıyor. Bu, piyasanın kendi dinamiklerine bırakıldığı yönünde bir sinyal olarak yorumlanıyor ve kısa vadede volatiliteyi artırıyor" dedi. Öte yandan, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu'ndan henüz bir açıklama gelmedi. Geçmişte yetkililer, piyasa istikrarını sağlamak için gerektiğinde adım atacaklarını belirtmişlerdi, ancak somut bir takvim vermemişlerdi.
Küresel Piyasalar ve Çin Ekonomisine Yansımaları
Çin borsasındaki bu son düşüş, küresel risk iştahını da olumsuz etkiliyor. Asya-Pasifik borsaları günü karışık kapatırken, Avrupa ve ABD vadeli işlemleri Çin kaynaklı endişelerle hafif ekside. Analistler, dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki istikrarsızlığın emtia fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar geniş bir yelpazede yansıma bulabileceğini söylüyor. Özellikle bakır ve demir cevheri fiyatları, Çin'in inşaat ve imalat sektörlerindeki yavaşlama sinyalleriyle baskı altında. Uluslararası Para Fonu (IMF) geçen ay yaptığı açıklamada, Çin'in 2024 büyüme tahminini aşağı yönlü revize etmiş ve emlak sektöründeki sorunların çözülmemesi durumunda küresel yayılma riskine dikkat çekmişti.
Çin hükümeti, ekonomiyi canlandırmak için faiz indirimleri ve altyapı harcamalarını artırma gibi önlemler aldı, ancak bu adımlar piyasa güvenini tam olarak restore edemedi. Özellikle genç işsizlik oranındaki yükseliş ve tüketici güvenindeki zayıflık, iç talebin canlanmasını engelliyor. Borsadaki düşüş, hanehalkı servetinin önemli bir kısmının hisse senetlerinde olduğu Çin'de tüketim harcamalarını daha da kısıtlayabilir. Bu durum, hükümetin ekonomik büyüme hedeflerini tutturmak için daha agresif teşviklere yönelmesine yol açabilir. Ancak uzmanlar, yapısal reformlar olmadan bu tür müdahalelerin kalıcı bir çözüm sunmayacağı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin borsalarındaki dalgalanma, doğrudan Türk piyasalarını etkilemese de küresel risk algısı üzerinden dolaylı yansımaları olabilir. Türkiye'nin ihracat pazarları arasında Çin'in payı sınırlı olsa da, emtia fiyatlarındaki oynaklık ve küresel büyüme endişeleri Türk ekonomisini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle enerji ve hammadde ithalatında Çin'in talebindeki yavaşlama, fiyatları aşağı çekerek Türkiye'nin cari açığını olumlu etkileyebilir. Ancak küresel yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışını azaltabilir ve TL üzerinde baskı oluşturabilir. Uzmanlar, Çin'deki istikrarsızlığın uzun sürmesi halinde küresel ticaret hacminin daralabileceğini ve bunun Türk ihracatçıları için risk teşkil edebileceğini belirtiyor. Ayrıca, Çin'in ekonomik yavaşlaması, Kuşak ve Yol girişimi kapsamındaki projelerin finansmanını da etkileyebilir.