Çin'in hızla büyüyen sanayi kapasitesi, Pekin'in kontrolünden çıkmış durumda. Devlet destekli üretim artışı, iç talebin yetersiz kalmasıyla birleşince ortaya çıkan aşırı kapasite, küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açıyor. Uzmanlar, Pekin'in sanayi makinesini dizginlemekte zorlandığını ve bunun uluslararası ticaret dengeleri üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtiyor. Özellikle çelik, otomotiv ve yeşil enerji sektörlerindeki aşırı üretim, dünya genelinde fiyatları düşürürken, yerel üreticileri zor durumda bırakıyor.
Aşırı Kapasitenin Arka Planı
Çin hükümeti, son yirmi yılda ekonomik büyümeyi ihracat ve yatırım odaklı bir modelle sürdürdü. Bu model, devlet bankalarının düşük faizli kredileri ve yerel yönetimlerin teşvikleriyle beslenen bir sanayi genişlemesini beraberinde getirdi. Ancak 2020'lerde iç talebin beklenen hızda artmaması, bu devasa üretim kapasitesinin büyük bölümünün ihracata yönelmesine neden oldu. Çelik, alüminyum, güneş paneli, rüzgar türbini ve elektrikli araç bataryası gibi sektörlerde kapasite kullanım oranları tarihsel ortalamaların altına düşerken, üretim miktarı rekor seviyelere ulaştı.
Pekin, sorunu hafifletmek için çeşitli önlemler açıkladı: sektörel konsolidasyon çağrıları, düşük faizli kredilerin sınırlandırılması ve aşırı üretimin önlenmesi için "yönlendirici" talimatlar. Ancak bu önlemler, yerel yönetimlerin büyüme hedefleri ve istihdam kaygılarıyla çelişiyor. Örneğin, çelik üretiminde dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan Çinli firmalar, kapasite kesintisi yerine verimlilik artışına giderek üretimi sürdürüyor. Benzer şekilde, güneş paneli üreticileri, Avrupa ve ABD'den gelen anti-damping vergilerine rağmen üretimi artırmaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, Çin'in aşırı kapasitesinin küresel ticaret hadlerini bozduğu uyarısında bulunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, Çin menşeli ucuz ürünlerin yerel sanayilerini tehdit etmesinden şikayetçi. Türkiye de bu ülkeler arasında: Demir-çelik ve tekstil sektörlerinde Çin'den gelen düşük fiyatlı ürünler, yerli üreticilerin pazar payını eritiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in aşırı kapasitesi, yalnızca ticaret ortaklarını değil, aynı zamanda küresel iklim hedeflerini de etkiliyor. Yeşil enerji ekipmanlarındaki aşırı üretim, fiyatları düşürerek yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırabilir; ancak aynı zamanda batarya ve güneş paneli üreticilerinin kârlılığını azaltarak sektörde konsolidasyona yol açıyor. ABD ve Avrupa Birliği, Çin'in devlet destekli üretimini haksız rekabet olarak nitelendiriyor ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde girişimlerde bulunuyor. 2023'te AB, Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik anti-sübvansiyon soruşturması başlattı; ABD ise çelik ve alüminyumda ek gümrük vergileri uyguluyor.
Çin, bu eleştirilere karşı, aşırı kapasitenin küresel bir sorun olduğunu ve kendi payının abartıldığını savunuyor. Pekin yönetimi, kapasite fazlasının piyasa dinamikleriyle kendiliğinden çözüleceğini, hükümetin doğrudan müdahalesinin sınırlı olacağını belirtiyor. Ancak uzmanlar, yerel yönetimlerin borç yükü ve istihdam baskısı nedeniyle sanayi üretimini kesmeye yanaşmadığını, bunun da merkezi hükümetin önlemlerini etkisiz kıldığını vurguluyor.
Küresel tedarik zincirleri açısından, Çin'in aşırı kapasitesi kısa vadede enflasyonu dizginleyici bir etki yapabilir; ancak uzun vadede ticaret gerilimlerini artırarak korumacılığı körükleyebilir. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, 2023'te küresel ticaret büyümesi yavaşlarken, Çin'in ihracatı birçok kalemde çift haneli artış gösterdi. Bu durum, diğer ülkelerin sanayi politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in aşırı kapasitesi, Türkiye'nin dış ticaret dengesi ve sanayi istihdamı için doğrudan bir risk oluşturuyor. Özellikle demir-çelik, tekstil ve beyaz eşya sektörlerinde Çin menşeli ucuz ürünler, yerli üreticilerin rekabet gücünü zayıflatıyor. Türkiye, Çin'e karşı anti-damping vergileri uygulasa da, kayıt dışı ve düşük fiyatlı ithalatın denetimi zorlaşıyor. Öte yandan, Çin'in yeşil enerji ekipmanlarındaki kapasite fazlası, Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarında maliyetleri düşürebilir; ancak yerli güneş paneli ve batarya üretiminin gelişmesini engelleyebilir. Türkiye'nin, AB'nin Çin'e yönelik ticaret politikalarını yakından izlemesi ve kendi sanayisini koruyacak önlemleri dengeli bir şekilde alması gerekiyor.