Çin'in araştırma ve deneysel geliştirme (Ar-Ge) harcamaları geçen yıl yüzde 8,2 artışla 3,9 trilyon yuanı (yaklaşık 580 milyar dolar) aşarak istikrarlı yükselişini sürdürdü. Bu artışta temel bilimler ve üniversite fonlarındaki çift haneli büyüme etkili oldu. Çin'in bu performansı, araştırma sektöründe derin bütçe kesintilerine giden ABD ile tam bir tezat oluşturuyor. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki bilim ve teknoloji yarışı, yeni bir aşamaya giriyor.
Ar-Ge'de Çin'in Yükselişi ve ABD'nin Bütçe Kısıntıları
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun verilerine göre, ülkenin toplam Ar-Ge harcaması 2024 yılında 3,9 trilyon yuanı aştı. Bu, Çin'in gayri safi yurt içi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2,68'ine denk geliyor. Artışın motoru, temel bilimlere ayrılan fonların yüzde 12,3, üniversitelere aktarılan araştırma fonlarının ise yüzde 14,1 oranında artması oldu. Çin hükümeti, 2025 yılına kadar Ar-Ge harcamalarının GSYH'ye oranını yüzde 3'e çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda, özellikle yapay zeka, kuantum hesaplama, biyoteknoloji ve yeni enerji araçları gibi kritik teknolojilere büyük yatırımlar yapılıyor.
Öte yandan ABD'de federal araştırma bütçeleri ciddi baskı altında. Kongre'deki Cumhuriyetçiler ve bazı Demokratlar, bütçe açığını azaltmak gerekçesiyle Ulusal Bilim Vakfı (NSF), Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) ve Enerji Bakanlığı'nın bilim ofisleri gibi kurumların bütçelerinde kesinti öneriyor. Önerilen kesintiler, bazı ajanslarda yüzde 15'e varan oranlara ulaşıyor. Bilim insanları, bu durumun ABD'nin küresel bilim liderliğini zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. ABD'deki üniversiteler ve araştırma merkezleri, fon sıkıntısı nedeniyle bazı projeleri askıya alma veya yavaşlatma kararı alabiliyor.
Küresel Bilim Rekabetinde Denge Değişiyor
Çin'in Ar-Ge harcamalarındaki istikrarlı artış, küresel inovasyon haritasını değiştiriyor. Son yirmi yılda Çin, Ar-Ge yoğunluğunu önemli ölçüde artırarak ABD, Japonya ve Almanya gibi geleneksel bilim güçlerine yetişti. Artık Çin, yalnızca uygulamalı araştırmalarda değil, temel bilimlerde de iddialı. Yüksek kaliteli bilimsel yayın sayısında Çin, son yıllarda ABD'yi geride bıraktı. Ancak ABD, özellikle üniversiteleri ve araştırma altyapısıyla hâlâ dünyanın en güçlü bilim ekosistemine sahip. Yine de bütçe kesintileri, bu konumun erozyona uğrama riskini artırıyor.
Uzmanlar, Ar-Ge yatırımlarındaki bu ayrışmanın uzun vadeli jeopolitik sonuçları olacağını belirtiyor. Çin, teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda kritik teknolojilerde kendi kendine yeterliliği artırmaya çalışırken, ABD'nin bütçe kısıntıları inovasyon kapasitesini sınırlayabilir. Ayrıca, ABD'deki fon azalması, uluslararası bilim insanlarının Çin'e yönelmesine yol açabilir. Son yıllarda bazı ABD'li araştırmacılar, daha iyi fon imkanları ve özgürlük ortamı nedeniyle Çin'e taşındı. Bu beyin göçü, Çin'in bilimsel kapasitesini daha da güçlendirebilir.
Avrupa Birliği de Ar-Ge yatırımlarını artırma çabasında. AB'nin Horizon Europe programı, 2021-2027 döneminde yaklaşık 95,5 milyar euroluk bir bütçeye sahip. Ancak ABD'deki kesintiler ve Çin'deki artış, küresel Ar-Ge harcamalarının dağılımını değiştiriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu durum, hem işbirliği fırsatları hem de rekabet baskısı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Ar-Ge harcamalarını artırırken ABD'nin kesintiye gitmesi, küresel teknoloji yarışında dengeyi değiştiriyor. Türkiye, son yıllarda Ar-Ge'ye ayırdığı payı artırsa da (GSYH'nin yaklaşık %1,1'i) hâlâ OECD ortalamasının altında. Bu gelişme, Türkiye için iki açıdan önemli: Birincisi, ABD'deki fon kesintileri, Türk araştırmacılar için işbirliği fırsatları yaratabilir; ikincisi, Çin'in yükselişi, teknoloji transferi ve ortak projelerde yeni kapılar açabilir. Ancak Türkiye'nin kendi Ar-Ge kapasitesini güçlendirmesi, bu rekabette yer alması için kritik.