Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri'ne ait altı J-16 savaş uçağı, geçtiğimiz ay Mısır'a ulaşarak ortak tatbikata katıldı. Bu, söz konusu uçakların Afrika kıtasındaki ilk bilinen konuşlandırması olarak kayıtlara geçti. Mısır hava sahasında Çinli pilotlar, Fransız yapımı Rafale savaş uçağına karşı nadir bir eğitim fırsatı buldu. 6.000 kilometrelik (3.700 mil) intikal, Pekin'in artan stratejik erişim kapasitesini ve Afrika'daki askeri diplomasisini gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Askeri Boyut
Çin'in Mısır'a J-16 konuşlandırması, iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin son halkası. Son yıllarda Çin, Mısır ile ortak tatbikatlar düzenliyor ve askeri teçhizat satışını artırıyor. J-16, Çin'in en gelişmiş çok amaçlı savaş uçaklarından biri; Rus Su-30 temel alınarak geliştirildi ve yerli aviyonik ile silah sistemleriyle donatıldı. Uçağın Mısır'daki varlığı, Çin'in hava gücünü kıtada ilk kez ciddi biçimde test etmesi anlamına geliyor.
Mısır, hem ABD hem Rusya hem de Fransa ile askeri ilişkileri olan bir ülke. Fransız Rafale'leri envanterinde bulunduruyor. Çinli pilotların Rafale'e karşı eğitim yapması, Pekin'in Batı yapımı savaş uçaklarının performansını yakından gözlemleme imkanı bulduğunu gösteriyor. Bu tatbikat, Çin'in potansiyel bir Tayvan veya Güney Çin Denizi senaryosunda karşılaşabileceği Batı teknolojisine dair istihbarat toplaması açısından da önem taşıyor.
6.000 kilometrelik intikal, Çin Hava Kuvvetleri'nin yakıt ikmali ve lojistik kabiliyetini sergiliyor. Uçakların Afrika'ya ulaşması için muhtemelen Pakistan veya Orta Doğu üzerinden uçuş koridorları kullanıldı. Bu tür uzun menzilli konuşlandırmalar, Çin'in küresel bir hava gücü olma hedefinin somut adımları.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Çin'in Afrika'daki askeri varlığı yeni değil; Cibuti'de 2017'den beri bir deniz üssü bulunuyor. Ancak savaş uçağı konuşlandırması, deniz üssünden farklı bir mesaj içeriyor: hava gücü projeksiyonu. Mısır, Süveyş Kanalı ve Doğu Akdeniz'e açılan stratejik konumuyla Kuzey Afrika'nın kapısı. Çin'in burada kalıcı bir hava varlığı kurması, Akdeniz ve Orta Doğu dengelerini etkileyebilir.
ABD, Mısır'a yıllık 1,3 milyar dolarlık askeri yardım yapıyor. Ancak Kahire, son dönemde çeşitlendirme politikası izliyor; Rusya'dan Su-35, Fransa'dan Rafale, Çin'den ise insansız hava araçları ve muhtemelen savaş uçakları tedarik ediyor. Bu çok kutuplu yaklaşım, ABD'nin bölgedeki etkisini sınırlıyor. Çin, silah satışlarında siyasi şart ileri sürmemesiyle avantaj sağlıyor.
Afrika ülkeleri için Çin, altyapı yatırımları ve uygun fiyatlı silahlarla cazip bir ortak. Cibuti'deki üs, Mısır'daki uçak konuşlandırması ve artan askeri eğitim programları, Pekin'in kıtadaki nüfuzunu derinleştiriyor. Bu durum, Fransa'nın Sahel'den çekilmesi ve ABD'nin önceliklerini Asya'ya kaydırmasıyla aynı döneme denk geliyor. Afrika'da güç boşluğu oluşurken Çin bu boşluğu dolduruyor.
Batılı analistler, Çin'in Afrika'daki askeri adımlarını 'test alanı' olarak nitelendiriyor. Cibuti'de denenen lojistik modeller, Mısır'da hava gücü test ediliyor; ileride daha kalıcı üsler kurulabilir. Çin Savunma Bakanlığı ise tatbikatın rutin olduğunu ve üçüncü ülkelere yönelik olmadığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Mısır'da askeri varlığını artırması, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, Mısır ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Çin'in bölgede güçlenmesi, Ankara'nın hem NATO müttefikleriyle hem de yeni ortaklarıyla dengeli politika izlemesini gerektiriyor. Ayrıca Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı için Mısır önemli bir pazar; Çin'in devreye girmesi rekabeti artırabilir. Türkiye, Çin'in Afrika'daki kuşak-yol yatırımlarına ortak olma fırsatlarını da değerlendirmeli.