Çin, ABD'den ilave soya fasulyesi kargoları satın alarak bu hafta başlattığı alım furyasını genişletti. Bu alımlar, iki ülke liderlerinin eylül sonunda gerçekleştirdiği zirvenin ardından yapılan ilk alımlar olma özelliği taşıyor. Söz konusu gelişme, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında tarım ticaretinin yeniden canlanma sinyali olarak yorumlanıyor.
Alımların arka planı ve piyasa etkisi
Çin'in son günlerde art arda verdiği siparişler, ABD tarım piyasalarında fiyat hareketliliğine yol açtı. Chicago Ticaret Borsası'nda soya fasulyesi vadeli işlemleri, alımların duyulmasıyla birlikte yükseliş kaydetti. Analistler, Çin'in bu hamlesinin hem iç piyasadaki arz ihtiyacını karşılamaya hem de ticaret müzakerelerinde olumlu bir adım olarak görülmeye yönelik olduğunu belirtiyor. Ancak alım miktarları ve toplam değere ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.
ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, Çin geçtiğimiz yıl ABD'den yaklaşık 30 milyar dolar değerinde soya fasulyesi ithal etmişti. Bu rakam, iki ülke arasındaki ticaret savaşının en yoğun olduğu dönemde önemli ölçüde düşmüştü. Eylül sonundaki liderler zirvesi, tarım ürünleri alımlarının yeniden başlaması için bir pencere açtı. Uzmanlar, Çin'in alımlarının devam etmesi halinde ABD'li çiftçilerin stoklarının eriyeceğini ve fiyatların istikrar kazanacağını öngörüyor.
Öte yandan, Çin'in soya fasulyesi ithalatı büyük ölçüde Brezilya'ya bağımlı durumda. Brezilya, son yıllarda ABD'nin pazar payını gerileterek Çin'in en büyük tedarikçisi haline geldi. Ancak Brezilya'da yaşanan kuraklık ve lojistik sorunlar, Çin'i alternatif kaynaklara yönlendiriyor olabilir. Bu çerçevede ABD'den yapılan alımlar, Çin'in tedarik zincirini çeşitlendirme çabasının bir parçası olarak da değerlendiriliyor.
Küresel ticaret ve jeopolitik boyut
ABD-Çin ilişkileri, ticaret savaşı, teknoloji rekabeti ve Tayvan meselesi gibi konularda gerginliğini koruyor. Ancak tarım ticareti, iki ülke arasında işbirliği potansiyeli taşıyan az sayıdaki alandan biri. Eylül sonundaki zirve, ilişkilerde bir yumuşama sinyali olarak algılanmıştı. Çin'in soya fasulyesi alımları, bu yumuşamanın somut bir yansıması olarak görülüyor. Yine de uzmanlar, alımların kalıcı bir ticaret anlaşmasına dönüşüp dönüşmeyeceğinin belirsiz olduğunu vurguluyor.
Küresel soya fasulyesi piyasası, ABD, Brezilya ve Arjantin gibi üreticiler arasında yoğun rekabete sahne oluyor. Çin'in alımları, bu rekabetin dengesini etkileyebilir. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı hava olayları, üretim ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Brezilya'daki kuraklık, 2024 hasat dönemine ilişkin endişeleri artırmış durumda. Bu durum, ABD'nin ihracat potansiyelini güçlendirebilir.
Türkiye ise soya fasulyesi ithalatında ABD ve Brezilya gibi ülkelerden yararlanıyor. Küresel fiyatların seyri, Türkiye'nin hayvan yemi ve gıda sanayii maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Çin'in alımları sonucu fiyatların yükselmesi, Türkiye'nin ithalat faturasını artırabilir. Ancak Türkiye, son yıllarda soya fasulyesi üretimini artırma yönünde adımlar atıyor. Yine de kendine yeterlilik oranı düşük olduğundan, dışa bağımlılık devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ABD'den soya fasulyesi alımlarını hızlandırması, küresel tarım emtia fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Türkiye, soya fasulyesi ve soya küspesi ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olduğundan, fiyat artışları hayvancılık ve gıda sektörlerinde maliyetleri yükseltebilir. Ayrıca, ABD-Çin ticaret ilişkilerindeki yumuşama, küresel ticaret hacmini olumlu etkileyebilir ve Türkiye'nin ihracat pazarlarına dolaylı yansıyabilir. Ancak asıl risk, emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın enflasyon üzerindeki etkisidir. Türkiye'nin tarımsal üretim kapasitesini artırması ve alternatif tedarikçilerle anlaşmalar yapması, bu tür şoklara karşı direncini güçlendirecektir.