Londra'da işlenen çifte cinayet davasında, 40 yaşındaki Simon Levy'nin daha önce cinsel suçlardan hüküm giymiş bir sabıkalı olduğu jüri üyelerine bildirildi. Tottenham'da yaşayan Levy, 45 yaşındaki Carmenza Valencia-Trujillo ve 39 yaşındaki Sheryl Wilkins'i öldürmekle suçlanıyor. Savcılık, sanığın geçmişteki cinsel suç kaydının bu davada önemli bir delil teşkil ettiğini belirtti. Levy ise her iki cinayeti de işlemediğini savunuyor.
Davanın Arka Planı ve Detayları
Mahkeme süreci, Londra'nın kuzeyindeki bir adliyede devam ediyor. Savcı Alexander Jacobs, jüriye yaptığı açıklamada, Levy'nin 2015 yılında cinsel saldırı suçundan mahkûm olduğunu ve bu bilginin, zanlının karakterini ve olası saiklerini anlamak açısından kritik olduğunu vurguladı. Jacobs, "Sanığın geçmişi, bu trajik olaylardaki rolünü anlamamız için bir çerçeve sunuyor. Bu, bir tesadüf değil, bir örüntünün parçası olabilir" dedi.
Cinayetlerin her ikisi de 2023 yılında işlenmişti. Carmenza Valencia-Trujillo, Kolombiya asıllı bir hemşire olarak çalışıyordu ve kaybolduktan bir hafta sonra cesedi bir apartman dairesinde bulundu. Sheryl Wilkins ise bir sosyal hizmet uzmanıydı ve evinde ölü bulunmuştu. Polis, her iki kadının da benzer şekilde darp edilerek öldürüldüğünü tespit etti. Levy, her iki cinayet sırasında da bölgede olduğunu kabul ediyor ancak suçu işlediğini reddediyor.
Savunma avukatı Sarah Jones, müvekkilinin sabıka kaydının bu dava ile ilgisi olmadığını savundu. Jones, "Sayın Levy, geçmişteki suçu nedeniyle zaten cezasını çekmiştir. Bu dava, yeni suçlamalarla ilgilidir ve geçmiş mahkumiyet, bugünkü suçlamaların kanıtı olarak kullanılamaz" ifadelerini kullandı. Mahkeme, savcılığın bu delili sunmasına izin verdi ancak jüriye, geçmiş mahkumiyetin yalnızca bağlam için değerlendirilmesi, doğrudan suç kanıtı olarak görülmemesi uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, Birleşik Krallık'ta kadına yönelik şiddet ve cinsel suçların tekrarı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Ülkede son yıllarda artan kadın cinayetleri, hükümetin yasal düzenlemeler yapmasına yol açmıştı. Özellikle eski cinsel suçluların yeniden suç işleme oranı, kamuoyunda endişe yaratıyor. İstatistiklere göre, cinsel suçtan hüküm giyenlerin yaklaşık %10'u, tahliyeden sonraki beş yıl içinde benzer bir suç işliyor. Bu dava, suçluların takibi ve rehabilitasyonu konusundaki tartışmaları gündeme taşıyor.
Küresel ölçekte, kadın cinayetleri bir pandemi olarak nitelendiriliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, her yıl dünya genelinde 87 bin kadın bilinçli olarak öldürülüyor ve bunların büyük bir kısmı partnerleri ya da aile üyeleri tarafından gerçekleştiriliyor. Ancak bu davada olduğu gibi, yabancılar tarafından işlenen cinayetler de dikkat çekiyor. Uzmanlar, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha sıkı yasalar ve toplumsal farkındalık çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de kadına yönelik şiddet ve cinayetler ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı sonrası, kadın hakları savunucuları endişelerini dile getirmişti. Birleşik Krallık'taki bu dava, benzer yasal düzenlemelerin etkinliğini sorgulatıyor. Türkiye, cinsel suçluların kayıt altına alınması ve takibi konusunda daha etkili bir sistem geliştirebilir. Ayrıca, bu tür davaların medyada geniş yer bulması, toplumsal duyarlılığı artırarak önleyici bir işlev görebilir.