Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden on yıl geçerken, İngiltere'deki çiftçiler ve balıkçıların bu kararlarına nasıl baktığı merak konusu. 2016 referandumunda yapılan anketler, İngiliz çiftçi ve balıkçılarının çoğunluğunun AB'den ayrılma yönünde oy kullandığını gösteriyordu. Ancak aradan geçen sürede Brexit'in vaat ettiği avantajların bir kısmı gerçekleşirken, bir kısmı da hayal kırıklığı yarattı. Bugün, bu iki sektörün Brexit'e bakışı değişmiş olabilir.
Brexit öncesi beklentiler ve sonrası
İngiliz çiftçileri, AB ortak tarım politikasından (CAP) kurtulmayı ve ulusal bir tarım politikası oluşturmayı umuyordu. Brexit sonrası İngiltere, kendi tarım sübvansiyon sistemini kurdu. Ancak bürokrasi ve ticaret engelleri arttı. AB ile ticaret anlaşması, tarım ürünlerinde ek maliyetler ve sağlık kontrollerini beraberinde getirdi. Birçok çiftçi, ihracatın zorlaştığını ve işçi bulmanın eskisine göre daha pahalı hale geldiğini belirtiyor. Öte yandan, balıkçılar Brexit'in en büyük kazanımlarından biri olarak İngiltere'nin kendi suları üzerinde tam kontrol sahibi olmasını bekliyordu. Ancak anlaşma, AB balıkçılarına İngiliz sularında avlanma izni veren geçiş düzenlemeleri içeriyor. Bu durum, balıkçıların beklediği 'bağımsızlığı' tam olarak sağlayamadı. Aynı zamanda, ihracat için gümrük işlemleri küçük balıkçıları olumsuz etkiledi.
Değişen memnuniyet seviyeleri
Son anketler, çiftçi ve balıkçılar arasında Brexit memnuniyetinin düştüğünü gösteriyor. Artan maliyetler, ticaret zorlukları ve işgücü kıtlığı en büyük şikayetler arasında. Özellikle genç çiftçiler ve küçük işletmeler, Brexit sonrası rekabet güçlerinin azaldığını düşünüyor. Ancak hala Brexit'i savunanlar var: Kırmızı bantın azaldığını ve ulusal politikaların esneklik sağladığını söylüyorlar. Referandumdan 10 yıl sonra, 'Brexit pişmanlığı' olarak adlandırılan bir eğilim dikkat çekiyor. 2023'te yapılan bir araştırmaya göre, çiftçilerin sadece %30'u Brexit'in kendileri için iyi olduğunu düşünüyor. Balıkçılar ise daha bölünmüş durumda: Büyük ticari balıkçılar nispeten memnun, kıyı balıkçıları ise hayal kırıklığı içinde.
Ulusal düzeyde, İngiltere'nin AB ile yeni ticaret anlaşmaları imzalaması bazı sektörleri rahatlattı. Örneğin Avustralya ve Yeni Zelanda ile yapılan anlaşmalar, kuzu eti ihracatını artırdı. Ancak bu anlaşmalar aynı zamanda ithalatı da kolaylaştırdığı için bazı çiftçiler olumsuz etkilendi. Bu karmaşık denklem, sektör temsilcilerinin Brexit'in yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunmasına yol açıyor. 10 yılın muhasebesi yapılırken, hem çiftçiler hem de balıkçılar Brexit'in pratik sonuçlarını daha net görüyor: Politik bağımsızlık maliyet ve kısıtlamalarla dolu bir süreç.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit deneyimi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde dersler barındırıyor. Özellikle tarım ve balıkçılık sektörleri, AB üyeliği veya Gümrük Birliği'nin olası etkilerini tartışırken İngiliz örneğindeki ticaret engelleri ve düzenleyici değişiklikler göz önünde bulundurulmalı. Türkiye'nin AB ile entegrasyonu derinleştiğinde, benzer uyum maliyetleri beklenebilir. Ayrıca Brexit, ulusal egemenlik ile ekonomik avantajlar arasında denge kurmanın zorluğunu gösteriyor. Türkiye'nin kendi tarım ve balıkçılık politikalarını şekillendirirken, İngiltere'nin karşılaştığı sorunlardan –örneğin işgücü kıtlığı ve ihracat bürokrasisi– önlem alması mümkün. Bu gelişme, aynı zamanda küresel ticaret savaşları döneminde Türkiye'nin AB ile ilişkilerini stratejik bir şekilde yönetmesi gerektiğini hatırlatıyor.