Cezayir'de halk, 12 Haziran Perşembe günü yapılan parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Ancak seçmenlerin ilgisi oldukça sınırlı. Ülkede artan hayat pahalılığı, siyasi özgürlükler konusundaki endişeler ve milli futbol takımının Dünya Kupası'ndaki başarılı performansı gibi etkenler, seçimin halkın gündeminde ön sıralara yerleşmesini engelliyor.
Seçime ilgi düşük: Ekonomik sıkıntılar ve siyasi apati
Cezayir'de parlamento seçimleri, ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik kriz ve siyasi kriz ortamında gerçekleşiyor. Petrol ve doğalgaz ihracatına bağımlı olan Cezayir ekonomisi, son yıllarda dünya enerji piyasalarındaki dalgalanmalardan olumsuz etkilendi. İşsizlik oranı %12'nin üzerinde seyrederken, özellikle gençler arasında bu oran %30'lara kadar çıkıyor. Hükümetin mali sıkıntılar nedeniyle sübvansiyonları kısmak zorunda kalması, temel gıda maddelerine erişimi zorlaştırdı ve halk arasında memnuniyetsizliğe yol açtı.
Seçim kampanyası döneminde siyasi partiler, vaatlerini sıralarken iktidar partisi Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ve muhalefet partileri arasındaki rekabet sınırlı kaldı. Birçok seçmen, mevcut siyasi sistemin sorunlara çözüm üretemediğini düşünerek sandığa gitmeye isteksiz. Bu durum, 2019'daki Hirak protesto hareketinden bu yana Cezayir'deki siyasi ortamın ne kadar değiştiğini gösteriyor. Hirak hareketi, eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın istifasına yol açmış, ancak beklenen siyasi reformlar gerçekleşmemişti.
Dünya Kupası coşkusu seçimlerin gölgesinde kaldı
Cezayir milli futbol takımı'nın Katar'da düzenlenecek 2022 Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etmesi, ülkede büyük bir heyecan yarattı. Futbol tutkusuyla bilinen Cezayir halkı, son dönemde tüm dikkatini milli takımın başarılarına yöneltmiş durumda. Bu durum, seçimlerin kamuoyunda yeterince tartışılmamasına ve seçmenlerin sandığa ilgisinin azalmasına neden oldu. Hatta bazıları, seçim tarihinin Dünya Kupası eleme maçlarıyla çakışmasını eleştirerek, hükümetin bu şekilde halkın seçime olan ilgisini dağıtmaya çalıştığını iddia ediyor.
Seçimler, aynı zamanda ülkedeki siyasi özgürlükler konusunda da endişeleri gündeme getiriyor. 2019'daki Hirak protestolarının ardından birçok muhalif isim ve aktivist tutuklanırken, basın özgürlüğü alanında da gerileme yaşandı. Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları kuruluşları, Cezayir'de seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmadığını belirtiyor. Seçim gününde de bazı muhalefet partileri, oy sayımında usulsüzlük yapıldığına dair şikayetlerde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cezayir, Kuzey Afrika'da Türkiye ile tarihsel ve kültürel bağları güçlü bir ülke. Osmanlı İmparatorluğu döneminden miras kalan ilişkiler, günümüzde ekonomik ve siyasi iş birliğiyle devam ediyor. Türkiye, Cezayir'in en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor ve iki ülke arasında enerji, inşaat ve savunma sanayi alanlarında önemli anlaşmalar bulunuyor. Cezayir'deki siyasi istikrar, Türkiye'nin Kuzey Afrika ve Akdeniz'deki çıkarları açısından kritik öneme sahip. Seçim sonuçlarının, Türkiye ile ilişkileri doğrudan etkilemesi beklenmese de, olası bir hükümet değişikliği veya siyasi kriz, iki ülke arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, Cezayir'deki siyasi gelişmeler, Libya ve Mali gibi bölgesel krizlerde Cezayir'in tutumunu da belirleyeceği için Türkiye'nin dış politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir noktada.