Cezayir, 2 Temmuz 2021'de 25 milyon seçmenin sandık başına gitmesi beklenen parlamento seçimleri için oy kullandı. Ancak seçimlere katılımın düşük olması beklenirken, hükümetin potansiyel adayların yaklaşık üçte birini diskalifiye etmesi tartışmalara yol açtı. Muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, bu kararın seçimlerin meşruiyetini sorgulattığını belirtiyor. Seçimler, özellikle gençler arasında yaygın olan işsizlik ve yüksek yaşam maliyeti gibi ekonomik sorunların gölgesinde gerçekleşiyor. Halk, hükümetin vaatlerine rağmen somut bir iyileşme görmeyince sandığa gitmeye isteksiz. Cezayir'de 2019'daki Hirak protestolarından sonra ilk kez yapılan bu seçimlerin, ülkenin siyasi geleceği açısından kritik olduğu değerlendiriliyor.
Seçim süreci ve tartışmalar
Seçimler, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un reform vaatlerinin bir parçası olarak planlanmıştı. Ancak seçim süreci, bağımsız adayların ve küçük partilerin önemli bir kısmının diskalifiye edilmesiyle başladı. Seçim otoritesi, bu adayların gerekli belgeleri sunamadığını veya yasal şartları karşılamadığını iddia etti. Bu durum, özellikle Hirak hareketine yakın grupların tepkisini çekti. Hirak, 2019'da uzun süreli Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın istifasına yol açan kitlesel protestoların adıydı. Diskaliifiye edilenlerin çoğu, Hirak'ın taleplerini savunan aktivistler ve bağımsız adaylardı. Bu da seçimlerin adil ve şeffaf olmadığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Cezayir'de seçimler, geleneksel olarak düşük katılımla karakterize edilir. 2017 seçimlerinde katılım oranı %35'te kalmıştı. Bu seçimlerde de benzer bir oran bekleniyor. Genç nüfus arasında siyasi partilere güvensizlik yaygın; birçok genç, oy kullanmanın hayatlarında bir değişiklik yaratmayacağını düşünüyor. Ekonomik kriz, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve yüksek işsizlik oranı (%15 civarı) halkın en büyük şikayetleri arasında. Hükümetin pandemi sırasında uyguladığı kısıtlamalar da ekonomik sıkıntıları derinleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Cezayir, Kuzey Afrika'da askeri ve ekonomik ağırlığıyla bölgesel bir güç. Ülkenin iç istikrarı, sadece bölgesel değil, aynı zamanda Akdeniz havzasındaki güvenlik dengeleri açısından da önemli. Özellikle komşu Libya'da devam eden iç savaş ve Sahel bölgesindeki terör tehdidi, Cezayir'in istikrarını kritik kılıyor. Fransa gibi eski sömürgeci güçler, Cezayir'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ayrıca, Cezayir'in doğalgaz ve petrol rezervleri, Avrupa'nın enerji güvenliği için önem arz ediyor. Seçim sonuçları, ülkenin dış politikası ve enerji anlaşmaları üzerinde doğrudan etkili olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ve Cezayir arasında tarihsel ve kültürel bağların yanı sıra güçlü ekonomik ilişkiler bulunuyor. Türk inşaat şirketleri Cezayir'de aktif, ticaret hacmi ise 4 milyar dolar civarında. Cezayir'de istikrar, Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki yatırımlarının korunması açısından önemli. Ayrıca, Cezayir'in Libya ve Sahel politikalarındaki tutumu, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla örtüşebilir. Seçimlerin ardından oluşacak hükümetin, Türkiye ile ekonomik iş birliğini sürdürmesi bekleniyor. Ancak, seçim sürecindeki tartışmalar, yeni yönetimin meşruiyetini zayıflatabilir ve bu da ikili ilişkilerde kısa vadeli bir belirsizlik yaratabilir.