1970'lerde çevre bilincinin yükseldiği dönemde büyüyen bir nesil, bugün ABD'de Trump yönetiminin onlarca yıllık çevre kazanımlarını sistematik olarak geri almasına tanıklık ediyor. Temiz hava ve su düzenlemelerinden nesli tükenmekte olan türlerin korunmasına kadar pek çok alanda kaydedilen ilerleme, hızla tersine çevrilirken, ünlü ekolojistler bu karanlık tabloda umut ışıkları arıyor. Yale Çevre Okulu'ndan Dr. Susan Perkins, son makalesinde bu direncin bilimsel temellerini ve toplumsal hareketlerin yeniden canlanışını analiz ediyor.
Geriye Gidişin Boyutları
Trump yönetimi, göreve geldiği 2017'den bu yana 100'den fazla çevre düzenlemesini gevşetti veya tamamen kaldırdı. Bunlar arasında Kömürlü termik santrallerden kaynaklanan cıva emisyonlarının sınırlandırılması, federal arazilerde petrol ve gaz sondajı için çevresel etki değerlendirmelerinin hafifletilmesi gibi kritik adımlar yer alıyor. Özellikle Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası'nın uygulanmasının zayıflatılması, biyologları endişelendiriyor. Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) bütçesi ve personeli ciddi şekilde azaltılırken, bilimsel danışma kurulları siyasi atamalarla dolduruluyor.
Ancak tüm bu gerilemeye rağmen, ekolojistler dikkat çekici bir direnç görüyor. Kaliforniya gibi eyaletler kendi katı çevre standartlarını uygulamaya devam ederken, federal mahkemeler pek çok düzenlemenin iptaline karşı dava yoluyla mücadele ediyor. Ayrıca, yenilenebilir enerji sektöründeki istihdam fosil yakıt sektörünü geçmiş durumda; güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları Trump'ın politikalarına rağmen artıyor.
Küresel Boyut: Paris İklim Anlaşması ve Ötesi
ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan resmen çekilmesi, küresel karbon emisyonlarını azaltma çabalarına büyük bir darbe vurdu. Dünyanın en büyük ikinci sera gazı yayıcısının anlaşma dışı kalması, hedeflere ulaşmayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Bununla birlikte, AB'nin Yeşil Mutabakatı ve Çin'in 2060 karbon nötr hedefi gibi diğer büyük ekonomilerin liderliği, küresel iklim eylemini canlı tutuyor. Perkins, bu dönemi 'bir adım geri, iki adım ileri' olarak nitelendiriyor; kısa vadeli politik kayıplar, uzun vadeli teknolojik ve toplumsal dönüşümün önünü açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğine karşı kırılgan Akdeniz havzasında yer alıyor ve aşırı hava olayları, kuraklık ve deniz seviyesi yükselmesi gibi etkilerle karşı karşıya. Trump yönetiminin çevre politikalarındaki geri adım, küresel iklim işbirliğini zayıflatırken, Türkiye'nin Paris Anlaşması'nı onaylama ve emisyon azaltım hedeflerini gerçekleştirme baskısını artırıyor. Öte yandan, yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek olan Türkiye, güneş ve rüzgar yatırımlarını hızlandırarak hem enerji bağımsızlığını artırabilir hem de yeşil dönüşümden ekonomik fayda sağlayabilir. AB'nin sınırda karbon düzenlemesi mekanizması, Türkiye ihracatını doğrudan etkileyeceğinden, çevre standartlarının yükseltilmesi stratejik bir zorunluluk haline geliyor.