13 Mayıs 2026 sabahı, Air Force One Pekin'e iniş yaparken ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık on yıl aradan sonra Çin'e ilk resmi ziyaretini gerçekleştiriyordu. Aynı saatlerde, Çin'in önde gelen düşünce kuruluşlarından Çağdaş Uluslararası İlişkiler Çin Enstitüsü (CICIR) tarafından "Değişen Dünya ve Çin-ABD Bir Arada Yaşamasının Doğru Yolu" başlıklı kapsamlı bir rapor yayımlandı. Bu rapor, Pekin'in Washington ile rekabete bakışını ve iki ülke arasındaki karmaşık ilişkinin geleceğine dair ipuçları sunuyor.
Raporun Arka Planı ve Trump Ziyareti
CICIR raporu, Trump yönetiminin ticaret savaşları ve teknoloji yaptırımlarıyla şekillenen ABD-Çin rekabetine dair Beijing'in stratejik perspektifini yansıtıyor. Rapor, Çin'in yükselişinin kaçınılmaz olduğunu ve ABD'nin bu durumu kabullenmesi gerektiğini vurgularken, iki ülkenin ortak çıkarlarına da dikkat çekiyor. Trump'ın ziyareti, ticaret dengeleri, teknoloji transferi ve Güney Çin Denizi gibi hassas konuların ele alınması için bir fırsat olarak görülüyor. Ancak rapor, ABD'nin Çin'i kuşatma politikalarına karşı net bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle Çin'in kalkınma modeline ve iç işlerine müdahale girişimlerine karşı dik durulması gerektiğini belirtiyor.
Rekabetin Küresel Boyutu ve Bölgesel Yansımaları
Rapor, ABD-Çin rekabetinin sadece iki ülkeyi değil, Asya-Pasifik'ten Avrupa'ya kadar tüm küresel sistemi etkilediğini vurguluyor. Çin, kendi liderliğinde yeni bir küresel yönetişim modeli önerirken, ABD'nin ittifak sistemini sorguluyor. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, rapora göre, karşılıklı bağımlılığı artırarak çatışma riskini azaltıyor. Bölgesel düzeyde, Güney Çin Denizi ve Tayvan gibi sıcak noktalar, raporun temel endişe alanları arasında. Rapor, bu konularda Çin'in egemenlik haklarından taviz vermeyeceğini ancak diyalog yoluyla çözüm arayışını sürdüreceğini ifade ediyor. Ayrıca, Çin-ABD ilişkilerindeki gerilimin, Avrupa Birliği ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskı yarattığı ve bu ülkelerin bir tercih yapmaya zorlandığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin rekabeti, Türkiye'nin dış politikasında denge arayışını derinleştiriyor. Ankara, hem ABD ile NATO müttefiki hem de Çin ile artan ekonomik bağları nedeniyle iki süper güç arasında stratejik bir manevra alanı korumaya çalışıyor. CICIR raporundaki Çin'in küresel sistemde daha fazla söz hakkı talebi, Türkiye'nin başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası platformlarda reform talepleriyle örtüşüyor. Öte yandan, Trump ziyareti sırasında Türkiye-ABD ilişkilerinde S-400 ve F-35 gibi krizlerin gölgesi hissedilebilir. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor projelerini birleştirerek her iki güçten de faydalanma stratejisini sürdürüyor. Ancak artan rekabet, Türkiye'yi net bir taraf olmaya zorlayabilir; bu da Ankara'nın dış politika esnekliğini sınırlayan bir risk oluşturuyor.