Avrupa Birliği, Fas sınırındaki İspanyol özerk kenti Ceuta'da yaşanan göçmen krizini görüşmek üzere Salı günü acil toplantı düzenleyecek. İspanya, kuzey Afrika'daki bu topraklarını Fas'tan ayıran deniz sınırına 500 metre uzunluğunda yüzer bariyer yerleştirdi. Geçtiğimiz hafta on binlerce göçmenin sınırı geçme girişiminde en az 67 kişi hayatını kaybetti.
Gelişmenin arka planı
İspanya hükümeti, Ceuta'yı Fas'tan ayıran ve Akdeniz'e açılan kıyı şeridine duba tipi bir bariyer yerleştirdi. Bu bariyer, Fas tarafından gelen düzensiz göçmenlerin deniz yoluyla kente girişini engellemeyi amaçlıyor. Yetkililer, bariyerin geçici olduğunu ve güvenlik önlemlerinin artırılması için ilk adım olduğunu belirtiyor.
Geçen hafta yaşanan olaylarda, binlerce göçmen Fas kıyılarından yüzerek veya sınır tellerini aşarak Ceuta'ya geçmeye çalıştı. İspanya hükümeti, Pazartesi günü yaklaşık 8 bin kişinin kente girdiğini, bunların çoğunun daha sonra Fas'a geri gönderildiğini açıkladı. Ancak kentte hâlâ binden fazla göçmenin bulunduğu ve insani yardım çalışmalarının sürdüğü bildiriliyor.
Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel'in çağrısıyla Salı günü Brüksel'de yapılacak toplantıya İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen katılacak. Toplantıda, ortak göç politikası çerçevesinde Ceuta'ya mali destek sağlanması ve Fas ile iş birliğinin güçlendirilmesi konularının ele alınması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ceuta ve Melilla, Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor. Bu nedenle Avrupa'nın göç politikaları için stratejik öneme sahiptir. Fas'ın, göçmen akınını İspanya'ya yönelik diplomatik bir baskı aracı olarak kullandığı yönünde yorumlar yapılıyor. Fas, Batı Sahra sorunu ve İspanya'nın bu bölgedeki tutumu nedeniyle Madrid ile gerilim yaşıyor.
Uzmanlar, bu krizin Avrupa Birliği'nin göç konusundaki kırılganlığını ve üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor. İspanya, Kuzey Afrika sınırlarının korunması için Avrupa'dan daha fazla destek talep ederken, bazı doğu Avrupa ülkeleri göçmen dağılımına karşı çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, düzensiz göçle mücadelede benzer bir coğrafi konuma sahip olması nedeniyle İspanya'nın yaşadığı bu krizi yakından izliyor. Avrupa Birliği'nin göçmen yükünü paylaşma konusundaki isteksizliği, Türkiye'nin 2016 anlaşması çerçevesinde üstlendiği sorumlulukları hatırlatıyor. Bu gelişme, AB'nin sınır güvenliği politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ve üye ülkeler arasında dayanışmanın artırılması şart olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin, AB ile yürüttüğü müzakerelerde bu tür krizleri örnek göstererek daha adil bir yük paylaşımı talep etmesi beklenebilir.