Carlyle Group Inc. küresel araştırma ve yatırım stratejisi başkanı Jason Thomas, yapay zeka veri merkezlerinin finansmanında kullanılan kredilendirme yöntemlerinin, 2008 küresel finans krizinden önce mortgage piyasasında uygulanan modele tehlikeli biçimde benzediğini söyledi. Thomas, sektörün hızla büyüyen veri merkezi yatırımlarını finanse ederken artan kaldıraç oranları, şeffaflık eksikliği ve varlık değerlemelerinin gerçek getiri potansiyelinden kopuk olması gibi risklere dikkat çekti.
Veri Merkezi Kredilerinde Mortgage Benzeri Yapı
Jason Thomas'a göre, yapay zeka patlamasıyla birlikte veri merkezlerine yönelik yatırımlar rekor seviyelere ulaştı. Ancak bu yatırımların finansmanında bankalar ve özel kreditörler, tıpkı 2000'li yılların ortasındaki konut kredilerinde olduğu gibi, borçlunun geri ödeme kapasitesinden çok teminatın değerine güveniyor. Thomas, "Veri merkezleri için kullandırılan kredilerin yapısı, kriz öncesi mortgage modeline rahatsız edici biçimde benziyor" ifadesini kullandı. Bu benzerlik, kredilerin paketlenerek menkul kıymetleştirilmesi, karmaşık türev ürünlerle ilişkilendirilmesi ve riskin geniş bir yatırımcı tabanına dağıtılması noktalarında ortaya çıkıyor.
Özellikle yapay zeka altyapısına yönelik talep, büyük teknoloji şirketlerinin bilançolarında önemli yer tutmaya başladı. Microsoft, Amazon, Google ve Meta gibi devler, yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için milyarlarca dolarlık veri merkezi yatırımı yapıyor. Bu yatırımların önemli bir kısmı borçlanma yoluyla finanse ediliyor. Thomas, borç verenlerin bu süreçte "sürü davranışı" sergilediğini ve riskleri yeterince fiyatlamadığını belirtti.
Küresel Piyasalar ve Düzenleyiciler İçin Uyarı Sinyali
Yapay zeka finansmanındaki bu yapısal sorunlar, küresel piyasalar için yeni bir kırılganlık kaynağı oluşturuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) gibi kuruluşlar, son dönemde yapay zeka odaklı yatırımların finansal istikrar üzerindeki potansiyel etkilerini incelemeye başladı. Özellikle özel sermaye fonları ve hedge fonlar aracılığıyla veri merkezi projelerine yönlendirilen kredilerin büyüklüğü, denetim otoritelerinin görüş alanının dışında kalabiliyor.
Thomas'ın uyarısı, sadece ABD'yi değil, küresel ölçekte bankacılık sistemini ilgilendiriyor. Veri merkezi yatırımlarının yoğunlaştığı bölgeler arasında Kuzey Virginia, Teksas, İrlanda, Hollanda ve Singapur bulunuyor. Bu bölgelerdeki enerji altyapısı, su kaynakları ve arazi fiyatları üzerinde oluşan baskı, yerel ekonomiler için de riskler barındırıyor. Ayrıca, yapay zeka teknolojilerindeki olası bir yavaşlama veya düzenleyici müdahale, veri merkezi gelirlerini olumsuz etkileyerek kredi geri ödemelerinde aksamalara yol açabilir.
2008 krizinde olduğu gibi, risklerin zincirleme etkisiyle sistemik bir krize dönüşme potansiyeli, uzmanların en çok endişe ettiği senaryo. Carlyle'ın araştırma direktörü, "Eğer yapay zeka yatırımlarında beklenen getiri sağlanamazsa, bu kredilerin geri dönüşünde ciddi sorunlar yaşanabilir ve bu da bilançoları bozarak daha geniş bir finansal sarsıntıyı tetikleyebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, bazı analistler Thomas'ın uyarısını aşırı karamsar buluyor. Onlara göre, veri merkezi kredileri genellikle uzun vadeli ve altyapı projelerine dayalı olduğu için mortgage kredilerinden farklı olarak daha öngörülebilir nakit akışı sağlıyor. Ancak yine de kredi standartlarının sıkılaştırılması ve şeffaflığın artırılması gerektiği konusunda geniş bir mutabakat var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka veri merkezi yatırımlarında henüz küresel ölçekte pay sahibi olmasa da, finansal piyasaları küresel risk iştahına duyarlı. Olası bir yapay zeka finansmanı krizi, küresel sermaye akımlarını daraltarak gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırımları azaltabilir; bu da TL üzerinde baskı ve dış finansman maliyetlerinde artış anlamına gelir. Ayrıca Türkiye, kendi veri merkezi altyapısını güçlendirmek için yabancı yatırıma ihtiyaç duyuyor; küresel kreditörlerin temkinli hale gelmesi bu hedefi zorlaştırabilir. Enerji ve dijital altyapı projelerinde dış borçlanmaya bağımlılık göz önüne alındığında, Carlyle'ın uyarısı Türkiye için de bir erken uyarı sinyali niteliğinde.