Amerika Birleşik Devletleri'nde Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi (CMS) Başkanı Dr. Mehmet Oz, Salı günü öğleden sonra Beyaz Saray'da düzenlenen basın brifinginde kürsüye çıktı. Trump yönetimi tarafından Medicaid programında yapılan son düzenlemelerin detaylarını paylaşan Oz, 19-64 yaş arasındaki çoğu Medicaid yararlanıcısının artık çalışma veya toplum hizmeti gibi belirli faaliyetleri kanıtlaması gerektiğini belirtti. Yeni kural, federal sağlık sigortası programında önemli bir değişikliğe işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, Medicaid'de reform niyetini uzun süredir dile getiriyordu. Pazartesi günü yayımlanan nihai kural, yararlanıcıların ayda en az 80 saat çalışma, iş arama, eğitim veya gönüllü faaliyetlerde bulunduğunu kanıtlamasını zorunlu kılıyor. Hamileler, engelliler ve belirli bakıcılar gibi bazı gruplar bu şarttan muaf tutulacak. Oz, brifingde bu adımın "bağımlılığı azaltmak ve bireyleri üretken kılmak" amacını taşıdığını söyledi. Ancak eleştirmenler, düşük gelirli bireylerin sağlık sigortasına erişimini kısıtlayacağı endişesini dile getiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Medicaid reformu, ABD iç siyasetinde tartışma yaratırken, diğer ülkelerin sağlık politikalarına da etki edebilir. Özellikle gelişmiş ülkeler, kamu sağlık harcamalarının sürdürülebilirliği konusunda benzer sorunlarla karşı karşıya. Trump yönetiminin bu hamlesi, sağlık hizmetlerinin bireysel sorumlulukla ilişkilendirilmesi yönünde bir örnek teşkil ediyor. ABD'deki yaklaşık 80 milyon Medicaid yararlanıcısının büyük bir kısmı çalışma çağındaki yetişkinlerden oluşuyor; bu nedenle kuralın ülke genelindeki etkisi büyük olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin sağlık sistemi, Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile benzer bir zorunlu katılım modeli izliyor. ABD'deki bu gelişme, sağlık hizmetlerinin finansmanı konusunda küresel bir tartışmanın parçası olarak görülebilir. Türkiye, kamusal sağlık harcamalarını kontrol altında tutarken, çalışma çağındaki nüfusun sigorta kapsamına alınması için benzer teşvikler uyguluyor. Dr. Oz'un Türk kökenli bir bürokrat olarak bu reformun öncülüğünü yapması, Türk-Amerikan ilişkilerinde sembolik bir öneme sahip olabilir. Ancak doğrudan bir Türkiye bağlantısı bulunmamakla birlikte, gelişmiş sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği konusundaki bu tartışmalar, Türkiye'nin kendi sağlık politikalarını şekillendirirken dikkate alabileceği bir örnek teşkil ediyor.