California'nın en zengin sakinlerinden bazıları, eyalette önerilen yeni bir servet vergisine karşı mücadeleyi finanse etmek için milyonlarca dolar daha bağışladı. Teknoloji girişimcisi Chris Larsen ve risk sermayedarı John Doerr, en az iki milyon dolar tutarındaki yeni bağışlarla, zenginlerden yıllık %5 oranında vergi alınmasını öngören önerinin (Proposition 15) halkoylaması öncesinde seçim kampanyasını güçlendirdi. Bu gelişme, California'da gelir dağılımı eşitsizliği üzerine süregelen tartışmayı daha da alevlendirdi.
Önerilen vergi: Bölgesel eşitsizliklere bir çözüm mü?
Önerilen vergi, California'da ikamet eden ve dünyanın en zengin kişileri arasında yer alanların (net serveti 1 milyar doları aşanlar) yıllık olarak servet değerlerinin %5'ini eyalete ödemesini öngörüyor. Bu oran, dünyada benzeri olmayan bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Vergi gelirlerinin, eyaletin artan evsizlik sorunu ve altyapı ihtiyaçları için kullanılması planlanıyor. Ancak bu öneri, iş dünyasının önde gelen isimlerinden yoğun eleştiri alıyor; onlara göre bu vergi, yatırımları ve inovasyonu kısıtlarken, zenginlerin California'dan kaçışını hızlandıracak ve eyaletin ekonomik canlılığını olumsuz etkileyecek.
Teknoloji elitlerinin karşı hamlesi
Chris Larsen, kripto para platformu Ripple'ın kurucularından ve eski CEO'su; John Doerr ise efsanevi risk sermayesi firması Kleiner Perkins'in başkanı. İkisi de California'nın teknoloji devi olarak tanınan Silikon Vadisi'nin önde gelen isimleri. Bu bağışlar, Ocak ayında başlatılan ve toplamda 12 milyon doları aşan kampanyanın bir parçası. Kampanya, önerinin oylamada reddedilmesi için geniş bir medya ve lobi ağı kurmayı hedefliyor. Larsen ve Doerr'ın yanı sıra, aralarında Facebook'un kurucu ortağı Mark Zuckerberg'in kız kardeşi Randi Zuckerberg'in de bulunduğu birçok teknoloji yöneticisi mali destek veriyor.
Tartışmanın ekonomik boyutu
Servet vergisi fikri, özellikle artan gelir uçurumunun yaşandığı bir dönemde popülerlik kazanıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde en zengin %1'in serveti, en yoksul %50'nin toplam servetini 10 kat aşmış durumda. Ancak ekonomistler, uygulanabilirlik açısından farklı görüşlere sahip. Verginin anayasaya uygunluğu, eyalet içindeki varlıkların değerlemesindeki zorluklar ve sınırsız göç-kaç senaryoları tartışılıyor. Kaliforniya'da yaşayan milyarder sayısının 100'ü aştığı biliniyor; bu kişilerin toplam servetlerinin yaklaşık 1 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu durumda önerilen vergi, eyalete yıllık yaklaşık 50 milyar dolar gelir sağlayabilir.
Seçim anketleri ve olası sonuçlar
Ekim ayı sonunda yapılan anketler, önerinin kabul edilmesine yönelik desteğin %40 civarında olduğunu, %50'nin karşı çıktığını gösteriyor. Bu da seçimin kaderini belirlemede bağışların ve kampanyaların ne denli kritik olduğunu ortaya koyuyor. Eğer öneri kabul edilirse, California, dünyada bireysel serveti vergileyen ilk eyalet olabilir. Bu, diğer eyaletlerde ve hatta federal düzeyde benzer vergi önerilerinin önünü açabilir. Ancak karşıtları, bu verginin yalnızca California'nın küresel rekabet gücünü azaltacağını ve uzun vadede işsizliğe yol açacağını savunuyor.
Küresel yansımalar
Bu gelişme, dünya genelinde zenginlik vergisine artan ilginin bir yansıması. Birleşmiş Milletler'in ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının çağrılarıyla, birçok ülkede milyarderlerden ek vergi alınması fikri tartışılıyor. Avrupa'da, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde benzer düzenlemeler yaşama geçirilmiş durumda. Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan Joe Biden yönetimi, yüksek gelirli bireylere yönelik vergilerin artırılmasını öneriyor, ancak Kongre'deki engeller nedeniyle bu girişimler sınırlı kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki vergi politikaları açısından dolaylı bir anlam taşıyor. Türkiye'de benzer bir servet vergisi uygulanmasa da, kamuoyunda gelir dağılımı adaletsizliği tartışmaları sıkça gündeme geliyor. California'daki önerinin sonucu, küresel ölçekte zenginliğin vergilendirilmesi konusundaki eğilimlerin habercisi olabilir. Eğer California'da kabul edilirse, bu durum diğer eyaletlere ve ülkelere örnek teşkil edebilir. Ancak Türkiye'nin uluslararası yatırım çekme hedefleri düşünüldüğünde, benzer bir vergi düzenlemesinin kısa vadede gündeme gelmesi olası görünmüyor. Yine de Türkiye'deki vergi sisteminin adaletini güçlendirecek reformların, küresel bu gelişmeler paralelinde tartışılması beklenebilir.