Çad hükümeti, ülkenin doğusunda Sudan ile paylaştığı sınır hattına yakın bir yakıt pazarına düzenlenen ve en az 12 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin de yaralandığı hava saldırısından Sudan ordusunu sorumlu tuttu. Olay, Çad'ın Ouaddaï eyaletine bağlı, Sudan'daki Darfur bölgesiyle sınırdaş olan ve adı açıklanmayan bir sınır kasabasında meydana geldi. Çad Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırının 'uluslararası hukukun ve Çad'ın egemenliğinin açık bir ihlali' olduğu belirtilerek, Sudan hükümetine kınama mesajı iletildi. Bakanlık, saldırının ardından Sudan'ın Çad Büyükelçisi'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldığını ve kendisine sert bir protesto notası iletildiğini duyurdu. Sudan tarafı ise saldırıya karıştığı yönündeki suçlamaları henüz resmi olarak yanıtlamış değil. Ancak Sudan Silahlı Kuvvetleri'ne yakın kaynaklar, ordu birliklerinin bölgede Hızlı Destek Kuvvetleri (RSK) olarak bilinen paramiliter güçlere karşı operasyonlarını sürdürdüğünü ve sınır ihlalinin kasıtlı olmadığını öne sürdü. Çad Dışişleri Bakanı Koulamallah Abderaman, ulusal televizyonda yaptığı açıklamada, yaşananları 'vahim bir provokasyon' olarak nitelendirdi ve 'bu tür eylemlerin iki ülke arasındaki ilişkileri geri dönülemez biçimde etkileyebileceği' uyarısında bulundu. Olay, bölgede zaten kırılgan olan güvenlik durumunu daha da karmaşık hale getirirken, uluslararası toplumun dikkatini bu kez de Çad-Sudan sınırına çevirdi.
Gelişmenin arka planı: Sudan'daki iç savaş ve Çad'a sıçrayan etkileri
Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana düzenli ordu ile RSK arasında süren kanlı iç savaş, yalnızca Sudan topraklarını değil, komşu ülkeleri de derinden etkiliyor. Çad'ın doğu sınırı, Sudan'ın batı bölgesi olan Darfur ile doğrudan komşu. İki ülke arasındaki sınır, tarihsel olarak göçebe toplulukların hareket alanı olmasının yanı sıra, son yıllarda silah ve mülteci akışının da güzergâhı haline geldi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Sudan'daki çatışmalardan kaçan yaklaşık 500 bin mülteci, Çad'ın doğusundaki kamplara sığındı. Bu durum, Çad'ın sınır güvenliğini zayıflatırken, aynı zamanda yerel kaynaklar üzerindeki baskıyı da artırıyor.
Saldırının gerçekleştiği yakıt pazarı, bölge halkının temel enerji ihtiyacını karşılayan ve sınır ötesi ticaretin de can damarı olan bir noktada bulunuyor. Sudan hükümetine yakın kaynaklar, saldırının RSK militanlarının bu pazarda saklandığı istihbaratına dayanılarak düzenlendiğini iddia ederken, Çadlı yetkililer bu iddiayı 'asılsız' olarak nitelendirdi. Olayın hemen ardından Çad hükümeti, sınır bölgesinde yaşayan vatandaşlarına güvenliklerini artırma çağrısı yaparken, ordusuna da sınır hattında teyakkuz durumuna geçme emri verdiği bildirildi. Bu gelişmeler, iki ülke arasında daha önce de zaman zaman yaşanan sınır ihlallerinin, bu kez ciddi bir krize dönüşme potansiyeli taşıdığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Darfur'daki istikrarsızlık ve uluslararası toplumun tepkisi
Sudan'daki iç savaş, özellikle Darfur bölgesinde etnik temizlik iddialarının yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), her iki tarafın da savaş suçları işlediğine dair kanıtlar bulunduğunu açıklarken, bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda Çad'a yönelik hava saldırısı, savaşın komşu ülkelere sıçrama riskini gözler önüne seriyor. Afrika Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM), taraflara itidalli olmaları ve sınır ötesi operasyonlardan kaçınmaları çağrısında bulundu. BM Genel Sekreteri'nin sözcüsü yaptığı açıklamada, 'Sivillerin korunması ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesi esastır' ifadelerini kullandı.
Saldırı, bölgedeki güç dengelerini de etkileyebilir. Çad, Sudan'daki iç savaşta resmi olarak tarafsız bir konum benimserken, RSK'nin Çad'daki bazı silahlı gruplarla bağlantılı olduğu yönündeki iddialar uzun süredir dillendiriliyor. Bu nedenle, Çad hükümetinin saldırıya verdiği sert tepki, ülke içinde de bir iç siyasi mesaj olarak okunabilir. Öte yandan, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin Sudan'daki krize farklı düzeylerde müdahil olduğu biliniyor. Bu durum, Çad-Sudan sınırındaki gerginliğin yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren bir sorun olmadığını, aynı zamanda bölgesel bir krize dönüşme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin yakından izlediği Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki istikrarsızlığı derinleştiren bir gelişmedir. Türkiye, Sudan'daki iç savaşın başından bu yana taraflarla diyalog kanallarını açık tutmaya çalışırken, Çad ile de askeri ve ekonomik iş birliği anlaşmaları imzalamıştır. Yaşanan bu sınır ihlali, bölgedeki çatışmaların komşu ülkelere sıçrayabileceği tehlikesini doğruluyor ve Türkiye'nin Afrika'daki barış inisiyatiflerinin önemini artırıyor. Ankara'nın, hem Çad hem Sudan hükümetleriyle mevcut ilişkilerini kullanarak, krizi yumuşatıcı bir arabuluculuk rolü üstlenmesi, bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki askeri üsleri ve kalkınma yardımları düşünüldüğünde, sınır güvenliği konularında iş birliği yapması da olasılık dâhilindedir.