Sahra Altı Afrika'da cihatçı gruplara katılan yabancı savaşçıların sayısı, 2020'de öngörülenin aksine dramatik bir artış göstermedi; ancak bu durum, tehdidin küçümsenmesine yol açmamalı. Uluslararası Güvenlik ve İstihbarat Araştırmaları Merkezi'nden (International Centre for Counter-Terrorism) araştırmacı Austin Doctor, altı yıl önce yayımladığı analizinde bölgeye yönelik büyük bir yabancı savaşçı akını öngörmüştü. Doctor, bugün bu öngörüsünü yeniden değerlendirirken, yabancı savaşçı olgusunun homojen olmadığını, aksine farklı motivasyonlara ve profillere sahip çok çeşitli aktörleri kapsadığını vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: 2020'deki Öngörüler ve Gerçekler
Austin Doctor, 2020'de kaleme aldığı “Sahra Altı Afrika'da Yabancı Savaşçı Akını Kapıda” başlıklı makalesinde, bölgedeki istikrarsızlığın artacağını ve yabancı savaşçıların İslamcı aşırılık yanlısı gruplara katılımının hızlanacağını iddia etmişti. O dönemde özellikle Sahel bölgesi ve Mozambik'teki cihatçı hareketler dikkat çekiyordu. Doctor, terör örgütlerinin yerel şikayetleri kullanarak uluslararası ağlarla bağlantı kuracağını ve bu durumun bölgesel güvenliğe ciddi tehdit oluşturacağını savunuyordu.
Ancak altı yıl sonra, öngörülen büyük çaplı akın gerçekleşmedi. Yabancı savaşçıların sayısı beklenenin altında kaldı. Örneğin, 2015-2016 döneminde IŞİD'e katılan yabancı savaşçı sayısının 30.000'i bulduğu düşünülürken, Afrika'daki cihatçı gruplara katılımın daha çok bölgesel ve yerel düzeyde olduğu görüldü. Doctor, bu durumun nedenlerini araştırırken şu faktörlere dikkat çekiyor: Seyahat kısıtlamaları, uluslararası istihbarat işbirliği, terör örgütlerinin yerel halkla ilişkileri ve cihatçı grupların ideolojik çekiciliğinin sınırlı kalması.
Öte yandan, yabancı savaşçıların tamamen yok olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle Fransa'nın Sahel'den çekilmesi ve bölgedeki yönetim boşlukları, yeniden bir fırsat penceresi yaratabilir. Doctor'a göre, öngörülerin tutmaması, tehdidin büyüklüğünün az olduğu anlamına gelmemeli; aksine, daha az sayıda ancak daha deneyimli yabancı savaşçıların yerel grupları eğitmesi ve kapasite artırıcı faaliyetlerde bulunması daha olası bir senaryo.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yabancı Savaşçı Profillerinin Çeşitliliği
Doctor'un en önemli tespitlerinden biri, yabancı savaşçıların tek bir tipolojisinin olmadığıdır. Küresel cihat hareketine katılanlar arasında Macaristan'dan Güney Afrika'ya, Orta Doğu'dan Güney Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyadan gelenler bulunuyor. Ancak Afrika'da durum daha farklı: Batı Afrika'da Boko Haram'a katılanlar genellikle Çad, Nijer ve Kamerun gibi komşu ülkelerden gelirken, Somali'deki Eş-Şebab'a katılım daha çok diaspora ve bölge ülkelerinden oluyor. Mozambik'teki Ehl-i Sünnet ve Cemaat grubu ise Tanzanya, Uganda gibi Doğu Afrika ülkelerinden savaşçı çekiyor.
Bu çeşitlilik, motivasyonlara da yansıyor. Ekonomik zorluklar, aidiyet arayışı, ideolojik inançlar ve macera duygusu gibi farklı nedenler insanları cihatçı gruplara yönlendiriyor. Doctor, bu grupların itibarını artırmak ve yerel halkın desteğini kazanmak için yabancı savaşçıları propaganda aracı olarak kullandığını da belirtiyor. Ancak yabancı savaşçıların varlığı, yerel halkla çatışmalara da yol açabiliyor; kültürel uyumsuzluklar, dil engelleri ve aşırı şiddet eylemleri, yerel toplulukların tepkisini çekebiliyor.
Uluslararası toplum açısından ise Afrika'daki yabancı savaşçılar, terörle mücadele stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Askeri müdahalelerin yetersizliği, kalkınma ve yönetişim reformlarının önemini ortaya koyuyor. Ayrıca, yabancı savaşçıların ülkelerine geri dönüşü, güvenlik risklerini beraberinde getiriyor; bu nedenle istihbarat paylaşımı ve sınır kontrolü gibi konular önem kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika politikası açısından dolaylı ama önemli etkiler içeriyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da askeri üsler kurarak ve savunma anlaşmaları imzalayarak güvenlik alanında aktif bir oyuncu haline geldi. Özellikle Somali ve Libya'daki varlığı, bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. Yabancı savaşçıların varlığı, Türkiye'nin terörle mücadele deneyiminin Afrika'da uygulanabilirliğini de gündeme getiriyor. Türkiye, Afrika Birliği Çabuk Müdahale Gücü gibi girişimlere destek vererek, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sağlayabilir ve bu sayede kendi güvenliğini de artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İnsansız Hava Aracı (İHA) ihracatı ve askeri eğitim programları, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirmektedir; bu da yabancı savaşçı tehdidiyle mücadelede işbirliğine zemin hazırlayabilir.