Çad, Pazartesi günü yaptığı açıklamayla Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'nden resmen çekildiğini duyurdu. Çad Dışişleri Bakanlığı, kararın Birleşmiş Milletler'e (BM) resmi olarak bildirildiğini açıkladı. Bu gelişme, Afrika kıtasında artan uluslararası adalet karşıtlığına yeni bir halka eklerken, bölgedeki siyasi dengeleri de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Roma Statüsü'nden Çekilme Kararı
Çad Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, UCM'nin "siyasi bir araç" haline geldiği ve özellikle Afrika ülkelerine yönelik adaletsiz bir yaklaşım sergilediği belirtildi. Açıklamada, mahkemenin "büyük güçlerin müdahalesine açık" olduğu ve Afrika ülkelerinin egemenlik haklarını ihlal ettiği ifade edildi. Çad yönetimi, bu kararın ülkenin ulusal çıkarlarına ve bağımsızlık ilkesine uygun olduğunu vurguladı.
Roma Statüsü, 1998 yılında imzalanmış ve 2002'de yürürlüğe girmişti. Anlaşma, soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve saldırı suçlarını yargılamak üzere Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni kurmuştur. Çad, 2006 yılında Roma Statüsü'nü onaylamış ve böylece UCM'nin yetkisini tanımıştı. Ancak son yıllarda, özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerinde UCM'ye yönelik güven erozyonu yaşandığı gözlemleniyor.
Çad'ın bu kararı, ülkede devam eden siyasi geçiş süreciyle de bağlantılandırılıyor. 2021 yılında Devlet Başkanı Idriss Déby'nin ölümünün ardından yönetimi devralan askeri cunta, uluslararası toplumun eleştirileriyle karşı karşıya. UCM'nin, ülkede işlenen insan hakları ihlallerine ilişkin soruşturma başlatabileceği endişesi, çekilme kararının arkasındaki nedenlerden biri olarak yorumlanıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Afrika'da ICC Karşıtlığı Yükselişte
Çad'ın bu adımı, UCM'den çekilen ülkeler arasına katılmasıyla birlikte, Afrika kıtasındaki ICC karşıtlığının ne kadar yaygın olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Daha önce Burundi, 2017 yılında Roma Statüsü'nden resmen ayrılmış; Gambiya, Güney Afrika ve Kenya ise çekilme sinyalleri vermiş ancak daha sonra bu kararlarından geri adım atmıştı. Filipinler de 2019'da UCM'den ayrılan ülkeler arasına katılmıştı.
Afrika Birliği (AU), uzun süredir UCM'yi "Afrika karşıtı" olmakla suçluyor ve kıta ülkelerinin toplu olarak çekilmesi çağrısında bulunuyor. UCM'nin şu ana kadar yargıladığı vakaların neredeyse tamamı Afrika ülkelerinden oluşuyor; bu da kıtada adalet sistemine duyulan güveni derinden sarsmış durumda. UCM ise bu eleştirilere, Afrika'da işlenen suçlara karşı uluslararası sorumluluğun gereği olduğu yanıtını veriyor.
Çad'ın çekilme kararı, bölgesel güvenlik açısından da soru işaretleri yaratıyor. Ülke, Sahel bölgesinde terörle mücadelede önemli bir aktör konumunda. Nijerya, Nijer, Kamerun ve Çad'dan oluşan Çokuluslu Ortak Görev Gücü'nün (MNJTF) bir parçası olan Çad, Boko Haram ve IŞİD bağlantılı gruplara karşı mücadelede kritik bir üs olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplumun, bu kritik dönemde Çad'ın adalet sistemine olan güvenini tazelemesi ve ülkeyi yeniden Roma Statüsü'ne döndürmek için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.
Sonuç ve Değerlendirme
UCM, Çad'ın çekilme kararını üzüntüyle karşıladığını açıkladı. Mahkeme, ülkede halen devam etmekte olan soruşturmaların ve yargılamaların uluslararası hukuk açısından önemine vurgu yaptı. Çad'ın resmi çekilme süreci, BM Genel Sekreteri'ne yapılan bildirimle başlamış olup, anlaşma hükümleri uyarınca bir yıl içinde yürürlüğe girecek. Bu süre zarfında, Çad'ın fiilen UCM işbirliği yapmaya devam edip etmeyeceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İstanbul'da kurulan ve UCM'ye alternatif olarak görülen Uluslararası İslami Adalet Merkezi gibi girişimlerle uluslararası hukuk sisteminde farklı bir konum sergiliyor. Çad'ın bu çekilme kararı, özellikle Afrika'da artan Batı merkezli adalet sistemine yönelik güvensizlik bağlamında Türkiye'nin kıtadaki nüfuzunu artırabilecek bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, Sahel bölgesindeki istikrar ve güvenlik konularında aktif bir oyuncu olarak, Çad'la askeri ve ekonomik iş birliğini derinleştirme potansiyeline sahip. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası adalet sisteminin reformu yönündeki eleştirileri, Çad'ın yaşadığı güven bunalımıyla örtüşen noktalar içeriyor. Bu durum, Ankara'nın bölge ülkeleriyle olan diplomatik diyaloğunda elini güçlendirebilir.