Küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen, büyük kurumsal yatırımcılar özel kredi (private credit) fonlarına rekor düzeyde sermaye taahhüdünde bulunuyor. Perakende yatırımcıların riskten kaçarak fonlardan çekilmesine karşın, emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve varlık yöneticileri gibi kurumsal oyuncular, yüksek getiri arayışıyla bu alternatif varlık sınıfına milyarlarca dolar aktarıyor. Özel kredi piyasası, geleneksel banka kredilerine alternatif olarak son yıllarda hızla büyüyor ve küresel finans sisteminde daha büyük bir rol oynamaya başlıyor.
Gelişmenin arka planı
Özel kredi, halka açık olmayan şirketlere veya projelere doğrudan verilen, genellikle yüksek getirili ve daha az likit kredileri ifade ediyor. Bu piyasa, özellikle 2008 finansal krizinden sonra bankaların kredi verme kapasitesinin kısıtlanmasıyla büyüdü. Son dönemde ise faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte özel kredi fonları, yatırımcılara yıllık yüzde 10-15 arasında getiri sunabiliyor. Kurumsal yatırımcılar, düşük faizli tahvillerin getirisinin enflasyonun altında kaldığı bir ortamda, özel krediyi cazip bir alternatif olarak görüyor.
Bloomberg'in haberine göre, 2023'ün ilk yarısında özel kredi fonlarına giren kurumsal sermaye 50 milyar doları aştı. Buna karşılık, perakende yatırımcılar riskli varlıklardan kaçarak yaklaşık 10 milyar dolar çıkış yaşandı. Bu durum, küresel finans piyasalarında iki farklı yatırımcı profili arasındaki ayrışmayı gözler önüne seriyor. Kurumsal yatırımcılar, uzun vadeli perspektifle özel krediyi portföylerine dahil ederken, bireysel yatırımcılar daha kısa vadeli ve likit varlıklara yöneliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Özel kredi piyasasının büyüklüğünün şu anda 1,5 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor ve bu rakamın önümüzdeki beş yıl içinde 3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. ABD ve Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerdeki şirketler, özel krediyi satın alma, büyüme ve yeniden yapılandırma finansmanı için kullanıyor. Ancak gelişmekte olan ülkelerde de bu piyasa yavaş yavaş büyüyor. Özellikle Orta Doğu ve Asya'daki varlık fonları, özel kredi fonlarına önemli miktarda sermaye ayırıyor.
Uzmanlar, bu büyümenin risklerine de dikkat çekiyor. Özel kredi piyasası düzenleme dışı olduğu için şeffaflık eksikliği ve likidite riski bulunuyor. Ayrıca, yüksek faiz oranlarının devam etmesi durumunda bazı şirketlerin borçlarını geri ödemekte zorlanabileceği ve bunun özel kredi fonları için sorun yaratabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi için iki yönlü bir anlam taşıyor. Birincisi, Türk şirketleri uluslararası piyasalardan borçlanmakta zorlandığında özel kredi fonları bir alternatif oluşturabilir. Özellikle enerji, altyapı ve teknoloji sektörlerindeki büyük firmalar, bu fonlardan yararlanabilir. İkincisi, Türkiye'deki yerel yatırımcılar da bu küresel trendi takip ederek portföylerini çeşitlendirebilir. Ancak yüksek enflasyon ve TL'nin değer kaybı, yerel yatırımcıların bu tür fonlara erişimini sınırlıyor. Ayrıca, Türkiye'nin kredi notunun düşük olması, uluslararası özel kredi fonlarının Türkiye'ye ilgisini azaltabilir. Yine de, küresel likiditenin bu alana kayması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için dolaylı fırsatlar yaratabilir.