Apollo Global Management Inc.'in kıdemli ekonomisti Torsten Slok, teknoloji sektörünün dev şirketleri dışındaki firmaların yapay zeka (YZ) alanındaki yatırımlarından kârlılık artışı elde edemediğini belirterek, bu durumun büyük teknoloji hisselerinin değerlemeleri için önemli bir risk oluşturduğunu uyarısında bulundu. Slok'un analizi, S&P 500 endeksindeki en büyük yedi teknoloji şirketi (Apple, Microsoft, Alphabet, Amazon, Nvidia, Meta Platforms ve Tesla) dışındaki 493 firmanın kâr marjlarını artırmakta zorlandığını ortaya koyuyor. Bu durum, yapay zeka devriminin beklendiği gibi geniş tabanlı bir verimlilik artışı sağlamadığına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yapay Zeka Yatırımlarının Getirisi Sorgulanıyor
Son iki yılda, teknoloji şirketleri yapay zeka altyapısına yüz milyarlarca dolar yatırım yaptı. Özellikle büyük dil modelleri ve bulut tabanlı YZ hizmetleri, sektörde büyük bir heyecan yarattı. Ancak Slok, şirketlerin bu yatırımların geri dönüşünü henüz göremediğini savunuyor. Ona göre, S&P 500'ün geri kalanındaki şirketlerin kâr marjları, 2020'den bu yana neredeyse hiç değişmedi. Oysa aynı dönemde teknoloji devlerinin marjları önemli ölçüde arttı.
Bu durum, yatırımcıların dikkatini çekiyor. Eğer YZ yatırımları beklenen verimlilik artışını sağlamazsa, teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemeleri sorgulanabilir. Özellikle Nvidia gibi YZ çiplerine odaklanan firmaların gelirleri, yatırım talebine bağlı olduğu için risk daha da belirgin hale geliyor. Slok, teknoloji devlerinin piyasa değerlerinin, diğer sektörlerdeki YZ benimsemesinin başarısına bağlı olduğunu vurguluyor. Şu anki tablo ise, bu benimsemenin yavaş ilerlediğini gösteriyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Büyüme Beklentileri Tehlikeye Girebilir
Yapay zeka, küresel ekonominin büyüme motoru olarak görülüyor. Ancak kârlılık artışının sadece birkaç büyük oyuncuyla sınırlı kalması, eşitsizliği derinleştirebilir. ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararlarında bu tür verimlilik verilerini yakından izliyor. Eğer YZ'nin ekonomiye katkısı sınırlı kalırsa, Fed'in para politikasını sıkılaştırması gerekebilir. Bu da gelişmekte olan piyasalar için olumsuz bir senaryo oluşturuyor. Türkiye gibi ülkeler, yüksek faiz ortamında sermaye girişi ve kur istikrarı açısından zorluk yaşayabilir.
Öte yandan, Avrupa ve Asya'da da benzer endişeler var. Avrupa'nın teknoloji şirketleri, ABD'li rakiplerine göre YZ yatırımlarında daha yavaş ilerliyor. Çin ise yapay zeka alanında büyük atılımlar yaparken, kârlılık sorunları onu da etkileyebilir. Küresel tedarik zincirlerinin YZ ile dönüşmesi beklenirken, bu sürecin yavaşlaması uluslararası ticareti de etkileyecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarından doğrudan büyük bir pay almasa da, küresel sermaye akışları ve teknoloji hisselerindeki dalgalanmalar Türk piyasalarını dolaylı olarak etkiliyor. YZ yatırımlarının getirisinin sorgulanması, küresel risk iştahını azaltabilir ve gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açabilir. Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon alanındaki hamleleri, bu tür küresel dalgalanmalardan bağımsız olmalı; yerel YZ ekosistemini güçlendirerek katma değer yaratmaya odaklanmalıdır. Ayrıca, Türk firmalarının yapay zekayı verimlilik artışı için kullanma potansiyeli, bu uyarı ışığında daha da önem kazanmaktadır.