Son yıllarda küresel çapta konut fiyatlarının rekor seviyelere ulaşması, özellikle genç nüfus için ev sahibi olmayı hayalden öteye geçiremez hale getirdi. Ancak son veriler, Z Kuşağı’nın (1997-2012 doğumlular) bu tabloyu tersine çevirmeye başladığını gösteriyor. ABD Merkez Bankası (Fed) verilerine göre, 2023 yılında 25-34 yaş arasındaki genç yetişkinlerin ev sahipliği oranı son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artış, yalnızca Amerika’yla sınırlı değil; Avrupa ve Asya’nın büyük şehirlerinde de benzer bir trend gözlemleniyor. Peki, yüksek faizler ve şişkin fiyatlara rağmen gençler nasıl ev alabiliyor?
Yaratıcı finansman ve paylaşımlı mülkiyet
Geleneksel ipotek kredilerine erişimi giderek zorlaşan Z Kuşağı, alternatif finansman modellerine yöneliyor. Bunların başında "paylaşımlı mülkiyet" (co-ownership) geliyor. Arkadaş grupları veya aile üyeleriyle bir evin hisselerini satın alarak, hem peşinat yükünü hafifletiyor hem de aylık taksitleri bölüşüyorlar. Örneğin, Londra’da faaliyet gösteren “Threshold” adlı platform, gençleri bir araya getirerek ortak ev alımını kolaylaştırıyor. Bunun yanı sıra, “kira satın al” (rent-to-own) modelleri de popülerleşiyor. Bu sistemde kiracı, ödediği kiranın bir kısmını ileride evin peşinatına saydırıyor. Amerika’da “Divvy Homes” gibi girişimler bu modeli benimsiyor.
Ayrıca, uzaktan çalışma imkanı sayesinde gençler, büyük şehirlerin dışındaki daha uygun fiyatlı bölgelere yöneliyor. “Zoom kasabaları” olarak adlandırılan bu yerleşimlerde, aynı bütçeyle daha büyük evler alınabiliyor. Özellikle teknoloji sektöründe çalışan genç profesyoneller, yüksek maaşlarını biriktirerek kısa sürede peşinat biriktirebiliyor.
Sosyal medya ve finansal okuryazarlık faktörü
Z Kuşağı, ev alım sürecinde sosyal medyayı etkin kullanıyor. TikTok ve Instagram’da “ev satın alma rehberi” videoları milyonlarca izleniyor. Finansal okuryazarlık uygulamaları sayesinde gençler, bütçelerini daha disiplinli yönetiyor ve yatırım araçlarını daha iyi anlıyor. Ayrıca, ebeveynlerinden miras kalan veya hediye edilen peşinatlar da önemli bir rol oynuyor. ABD’de yapılan bir araştırma, 2023’te ilk kez ev alanların %40’ının peşinatının bir kısmını ailesinden aldığını ortaya koydu. Bu durum, nesiller arası servet aktarımının konut piyasasındaki etkisini gözler önüne seriyor.
Ancak uzmanlar, bu trendin herkes için geçerli olmadığı uyarısında bulunuyor. Düşük gelirli gençler, özellikle büyük şehirlerde kira baskısı altında ezilirken, ev sahibi olma hayali giderek uzaklaşıyor. Konut krizinin derinleştiği ülkelerde, hükümetlerin gençlere yönelik sübvansiyonlu kredi programları ve sosyal konut projeleri hayata geçirmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel konut piyasasındaki bu dönüşüm, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye’de genç nüfus oranı yüksek ancak konuta erişim giderek zorlaşıyor. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde fiyatlar son üç yılda enflasyonun üzerinde arttı. Gençlerin alternatif modelleri (paylaşımlı mülkiyet, kira satın al) denemesi, mevcut konut politikalarının yetersiz kaldığını gösteriyor. Ayrıca, Türkiye’de uzaktan çalışma oranının düşük olması, gençlerin daha uygun şehirlere yönelmesini kısıtlıyor. Küresel trend, Türkiye’de de gençlere yönelik finansal okuryazarlık eğitimlerinin ve esnek konut finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Aksi takdirde, kuşaklar arası adaletsizlik derinleşecek ve sosyal huzursuzluk artabilir.