Arizona eyalet yetkilileri, Büyük Kanyon'un güney kenarına dokuz mil (yaklaşık 14 kilometre) mesafede, ulusal bir anıt alanı içinde faaliyet gösteren bir uranyum madenindeki arsenik kirliliği nedeniyle izin verilen kirletici limitlerini yükseltme kararı aldı. 2025 yılından bu yana maden sahasındaki bir izleme kuyusunda arsenik seviyelerinin sürekli arttığı tespit edilirken, dört ayrı ölçümde bu seviyeler Arizona'nın belirlediği uyarı eşik değerlerini aştı. Çevre örgütleri ve yerel halk, kararın halk sağlığını riske attığı gerekçesiyle tepki gösteriyor.
Arsenik krizi ve yetkililerin tartışmalı hamlesi
Pinyon Ovası Uranyum Madeni, 2016 yılında eski Başkan Barack Obama tarafından oluşturulan Baaj Nwaavjo I'tah Kukveni Ulusal Anıtı sınırları içinde yer alıyor. Madenin işletmecisi Energy Fuels Inc., 2023'te yeniden üretime başlamıştı. Ancak 2025 başından itibaren maden sahasındaki izleme kuyularında arsenik seviyelerinin yükseldiği kaydedildi. Arizona Çevre Kalitesi Departmanı'na (ADEQ) göre, kuyudaki arsenik seviyeleri dört kez izin verilen uyarı seviyesi olan litre başına 10 miligramı aştı.
Buna rağmen ADEQ, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamayla, söz konusu kuyu için izin verilen arsenik limitini litre başına 15 miligrama çıkardı. Departman yetkilileri, bu kararın "mevcut jeolojik koşullar ve kuyunun içme suyu amaçlı kullanılmaması" nedeniyle alındığını savunuyor. Ancak çevre örgütleri, bu gerekçeyi "sorumluluktan kaçış" olarak nitelendiriyor. Center for Biological Diversity adlı sivil toplum kuruluşu, ADEQ'un aslında maden şirketine daha fazla kirlilik izni verdiğini belirterek karara itiraz edeceklerini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, ABD'de uranyum madenciliğinin çevresel etkilerine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle Büyük Kanyon gibi hassas bir ekosistemin yakınında yapılan madencilik faaliyetleri, hem çevreciler hem de yöre halkı tarafından uzun süredir eleştiriliyor. 2012 yılında dönemin İçişleri Bakanı Ken Salazar, Büyük Kanyon çevresinde yeni uranyum madeni ruhsatlarını 20 yıl süreyle askıya almıştı. Ancak 2019'da bu karar mahkeme tarafından bozuldu ve yeni maden başvurularının önü açıldı.
Uranyum madenciliğinin iklim değişikliğiyle mücadelede nükleer enerjinin bir kaynak olarak görülmesi nedeniyle stratejik önemi de bulunuyor. ABD, yerli uranyum üretimini artırarak Rusya ve Kazakistan gibi ülkelere olan bağımlılığını azaltmak istiyor. Ancak bu durum, çevresel düzenlemelerin gevşetilmesi pahasına gerçekleşiyor. Arizona'daki arsenik krizi, enerji güvenliği ile çevre koruma arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uranyum ithalatında dışa bağımlı bir ülke olarak küresel uranyum piyasasındaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Arizona'daki bu vaka, uranyum madenciliğinin çevresel maliyetlerini hatırlatırken, Türkiye'nin kendi uranyum rezervlerini işletme planları açısından da önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle Yozgat, Nevşehir ve Uşak gibi bölgelerde keşfedilen uranyum yataklarının işletilmesi gündemdeyken, bu tür olaylar çevresel düzenlemelerin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Ayrıca, nükleer enerjiye yönelen Türkiye'nin, hammadde tedarikinde güvenli ve sürdürülebilir kaynaklara yönelmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda, Arizona'daki gelişme, enerji politikalarının çevre ve halk sağlığı boyutunu ihmal etmemesi gerektiğine dair bir hatırlatmadır.