ABD'de trafik kazalarında kadınların erkeklere oranla yüzde 17 daha fazla ölme ve yüzde 73 daha fazla ciddi yaralanma riski taşıdığı ortaya çıktı. Uzmanlar, bu orantısızlığın nedenini araç güvenliği testlerinin büyük ölçüde erkek vücut standartlarına göre yapılmasına bağlıyor. Kadın hakları örgütleri, hükümetin bu konudaki ataletini 'bürokratik cinayet' olarak nitelendirirken, otomobil üreticileri ise sorumluluğu düzenleyici kurumlara yüklüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Çarpışma Testlerinde Cinsiyet Körlüğü
Yıllardır süren araştırmalar, otomobil güvenliği tasarımının temelini oluşturan çarpışma testi mankenlerinin (crash test dummy) çoğunlukla ortalama erkek vücut ölçülerine göre üretildiğini gösteriyor. Bu mankenler, testlerde kullanılan standartlar, emniyet kemeri tasarımı ve hava yastığı sistemleri erkek fizyolojisine göre optimize edilmiş durumda. Kadın vücudu, kas yapısı, kemik yoğunluğu ve oturma pozisyonu açısından farklılık gösterdiği için, kazalarda kadınların yaralanma mekanizmaları da farklı oluyor.
Virginia Üniversitesi ve ABD Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu (NTSB) verilerine dayanan analizler, bu durumun sadece bir ihmal değil, sistematik bir güvenlik açığı olduğunu ortaya koyuyor. Kadın sürücülerin yanı sıra, özellikle ön koltukta oturan kadın yolcuların, arkadan çarpışmalarda boyun incinmesi (whiplash) riskinin erkeklere oranla çok daha yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, düşük hızlı kazalarda bile kadınların iç organ yaralanmaları ve pelvik kırıkları geçirme olasılığı daha fazla.
Bölgesel veya Küresel Boyut: Güvenlik Standartlarında Dönüşüm Çağrısı
ABD'deki bu tablo, küresel ölçekte de yankı buluyor. Avrupa Birliği, 2022'de yeni araç güvenlik yönetmeliklerine kadın vücut modelini temel alan test senaryolarının eklenmesini zorunlu hale getirmişti. Ancak ABD'de Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) hâlâ güncellenmiş federal test standartlarını uygulamaya koymuş değil. Kadın hakları savunucuları, bu durumun 'yapısal bir ayrımcılık' örneği olduğunu ve hükümetin harekete geçmesi için yıllardır süren kampanyaların sonuçsuz kaldığını belirtiyor.
Otomobil üreticileri ise bazı modellerde kadın mankenlerini gönüllü olarak test ettiklerini ancak mevzuatın net olmamasının, maliyetleri artırdığı gerekçesiyle yaygınlaşmasını engellediğini ifade ediyor. Bu arada, sigorta şirketleri de kadın sürücülerin hasar istatistiklerindeki orantısızlığı fiyatlandırmalarına yansıtmaya başladı. Uzmanlar, konunun yalnızca bir eşitlik meselesi olmadığını, aynı zamanda halk sağlığı ve ekonomi boyutu olduğunu vurguluyor: Kadınların iş gücüne katılımı arttıkça, trafik kazalarındaki bu eşitsizliğin ülke ekonomisine maliyeti de büyüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye için de önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye'de trafik kazaları, ölüm ve yaralanmaların önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Ancak ülkemizde araç güvenliği standartları ve çarpışma testi protokolleri büyük ölçüde AB ve ABD normlarına referansla şekilleniyor. Türkiye'nin kendi otomotiv sektöründe (örneğin Togg gibi yerli markalarda) kadın yolcuların güvenliğini önceleyen test senaryolarını uygulaması, hem küresel rekabette fark yaratabilir hem de toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki duyarlılığı güçlendirebilir. Ayrıca, trafik güvenliği politikalarının oluşturulmasında cinsiyet disiplinli veri toplanması, kaza istatistiklerinin kadınlara özel analiz edilmesi, bu alandaki eşitsizliğin azaltılmasına katkı sağlayacaktır.