Birleşik Krallık'ın kuzeyindeki Greater Manchester bölgesinin seçilmiş başkanı Andy Burnham, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, ülkenin mevcut merkeziyetçi yönetim modeline karşı bir alternatif olarak 'Manchesterizm' kavramını ortaya attı. Burnham'ın vizyonu, Londra merkezli karar alma mekanizmalarının yerini, bölgesel ve yerel yönetimlere daha fazla yetki veren bir yapıya bırakmasını öngörüyor. Konuşma, Birleşik Krallık siyasetinde merkez-çevre dengesini yeniden tartışmaya açarken, bu yeni modelin uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri de beraberinde geldi.
Yeni Bir Yönetim Vizyonu: Manchesterizm
Andy Burnham'ın 'Manchesterizm' olarak adlandırdığı yaklaşım, aslında 19. yüzyıl liberal düşünürü Richard Cobden ve John Bright'ın serbest ticaret ve yerel özerklik vurgusu yapan 'Manchester Okulu'na bir gönderme yapıyor. Burnham, günümüz koşullarında bu düşüncenin yeniden yorumlanması gerektiğini savunarak, Birleşik Krallık'taki bölgesel eşitsizliklerin ancak yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle aşılabileceğini belirtti. Konuşmasında, Greater Manchester'da uyguladığı toplu taşıma, konut ve sağlık politikalarını örnek gösterdi. Özellikle, Londra dışındaki bölgelere daha fazla mali kaynak aktarılması ve vergilendirme yetkisinin bir kısmının yerel yönetimlere devredilmesi çağrısında bulundu.
Ancak Burnham'ın önerileri henüz ayrıntılı bir ekonomik plan olmaktan uzak. Eleştirmenler, bölgesel eşitsizliklerin azaltılması için sadece yetki devrinin yeterli olmayacağını, aynı zamanda ulusal düzeyde bir mali transfer sistemi ve sanayi politikasına ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Burnham'ın konuşması, merkezi hükümetin Brexit sonrası 'Seviyelenme' (Levelling Up) gündemiyle örtüşse de, somut adımlar ve bütçe tahsisleri konusunda belirsizlik sürüyor.
Küresel Bir Fenomen: Yerelleşme Dalgası
Burnham'ın çıkışı, küresel ölçekte giderek güçlenen bir eğilimin parçası olarak da görülebilir. Dünyanın birçok ülkesinde, küreselleşmenin yarattığı eşitsizliklere tepki olarak yerel yönetimlerin güçlenmesi gerektiği yönünde tartışmalar yaşanıyor. İspanya'da Katalonya, Kanada'da Quebec, Almanya'da eyaletlerin merkezi hükümet karşısındaki konumu bu bağlamda önemli örnekler. Burnham'ın 'Manchesterizm'i, Birleşik Krallık'taki İskoçya ve Galler'de güçlenen özerklik taleplerine de benzer bir dinamik içeriyor. Bununla birlikte, İngiltere'nin kendisinin de bölgeler arası ciddi farklılıklar barındırdığı bir ülkede, Manchester modelinin ne kadar genellenebileceği tartışmalı.
Analistler, Burnham'ın bu hamlesinin aslında İşçi Partisi içindeki liderlik yarışına da dolaylı bir mesaj olduğunu belirtiyor. Partinin merkez sol kanadını temsil eden Burnham, merkeziyetçi ve Londra odaklı geleneksel İşçi Partisi politikalarına alternatif bir yol çiziyor. Bu nedenle, Manchesterizm'in sadece bölgesel bir kalkınma modeli değil, aynı zamanda siyasi bir duruş olduğu yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel eşitsizliklerle mücadele politikalarına dolaylı da olsa ışık tutuyor. Türkiye'de de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirler ile kırsal kesim arasındaki kalkınma farkı önemli bir sorun. Burnham'ın ortaya koyduğu 'yerel güçlendirme' modeli, Türkiye'de belediyelerin ve kalkınma ajanslarının yetkilerinin artırılması tartışmalarına benzerlik gösteriyor. Ayrıca, merkezi yönetimin güçlü olduğu Türkiye'de, yerel yönetimlerin daha fazla sorumluluk alması gerektiği yönündeki görüşler, bu tür küresel tartışmalardan besleniyor. Bununla birlikte, Birleşik Krallık ile Türkiye'nin idari ve siyasi yapıları arasındaki farklar (üniter devlet, merkeziyetçi gelenek) dikkate alındığında, Manchesterizm'in Türkiye'ye doğrudan uyarlanması mümkün görünmüyor. Ancak bölgesel kalkınma stratejilerinin tasarlanmasında dikkate alınabilecek bir referans noktası oluşturuyor.