Londra — İngiltere, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerine yönelik şimdiye kadarki en sert yaptırım paketini devreye almaya hazırlanıyor. Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham ve Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Ed Miliband tarafından duyurulacak paket, İngiltere'yi İsrail'e karşı yaptırım uygulayan ülkeler arasına sokacak. Ancak bu hamlenin uluslararası arenada ne kadar etkili olacağı ve Birleşik Krallık'ı yalnızlaştırıp yalnızlaştırmayacağı tartışma konusu.
Yaptırımların Arka Planı ve Kapsamı
İngiltere'nin yeni yaptırım paketi, Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerine doğrudan yatırım yapan, bu yerleşimlerle ticari ilişki kuran veya onlara finansal hizmet sağlayan kişi ve kuruluşları hedef alıyor. Paket kapsamında varlık dondurma, seyahat yasağı ve finansal işlem kısıtlamaları gibi önlemler bulunuyor. İngiliz hükümeti, bu adımın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve İsrail'in yerleşim faaliyetlerinin iki devletli çözümü baltaladığını vurguluyor.
Andy Burnham, uzun süredir İsrail karşıtı tutumuyla bilinen bir siyasetçi. 2023'teki Gazze çatışması sırasında İngiltere'nin İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş, ateşkes çağrısı yapmıştı. Ed Miliband ise İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden ve daha önce parti liderliği yapmış bir isim. İkili, İşçi Partisi içindeki İsrail karşıtı kanadın baskısıyla bu adımı atıyor olabilir. Ancak bu hamle, partinin genel çizgisiyle ne kadar uyumlu, belirsiz.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İsrail'in yerleşim faaliyetleri uluslararası hukuka aykırıdır ve barış sürecine zarar vermektedir. Bu yaptırımlar, sorumluları hesap verebilir kılmak için atılmış bir adımdır" denildi. Ancak İsrail hükümeti henüz resmi bir yanıt vermedi. İsrail basınında çıkan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi bu adımı "dostane olmayan bir hareket" olarak değerlendiriyor ve karşı önlemler almayı düşünüyor.
Uluslararası Boyut ve Olası Sonuçlar
İngiltere'nin bu adımı, ABD'nin tutumuyla çelişiyor. Washington, İsrail'e yönelik yaptırım konusunda isteksiz davranıyor ve diplomatik kanalları kullanmayı tercih ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "İsrail ile diyalog halindeyiz ve yerleşim faaliyetlerinin durdurulması için çalışıyoruz. Tek taraflı yaptırımların sorunu çözeceğine inanmıyoruz" ifadelerini kullandı. Bu durum, İngiltere'nin en yakın müttefikiyle ters düşmesine neden olabilir.
Avrupa Birliği içinde ise farklı sesler çıkıyor. İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler İsrail'e yönelik daha sert önlemler alınmasını savunurken, Almanya ve Macaristan gibi ülkeler İsrail'in güvenlik endişelerine dikkat çekiyor. İngiltere'nin bu hamlesi, AB içinde İsrail karşıtı bloğu güçlendirebilir ancak aynı zamanda Londra'nın Brexit sonrası dış politikada yalnızlaşma riskini artırıyor.
Uzmanlar, yaptırımların pratikte ne kadar etkili olacağı konusunda şüpheli. İsrail ile ticaret hacmi düşünüldüğünde, İngiltere'nin tek başına uygulayacağı yaptırımların ekonomik etkisi sınırlı olabilir. Ancak sembolik önemi büyük. Bu adım, diğer ülkeleri de benzer adımlar atmaya teşvik edebilir ve İsrail'in uluslararası izolasyonunu derinleştirebilir.
Öte yandan, İsrail yanlısı lobiler İngiltere'de güçlü. Muhalefetteki Muhafazakâr Parti ve bazı İşçi Partisi milletvekilleri, yaptırımların İngiltere'nin Orta Doğu'daki çıkarlarına zarar vereceğini savunuyor. Ayrıca, İngiltere'nin İsrail ile istihbarat paylaşımı ve savunma işbirliği devam ediyor; yaptırımların bu alanlara sıçrayıp sıçramayacağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini uzun süredir uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve Filistin davasını destekliyor. İngiltere'nin yaptırım kararı, Ankara'nın pozisyonunu güçlendirebilir ve Türkiye'ye İsrail'e karşı uluslararası platformlarda daha fazla destek bulma imkânı sunabilir. Ancak Türkiye-İngiltere ilişkileri de önemli; iki ülke arasında savunma ve ticaret alanında güçlü bağlar var. İngiltere'nin bu adımı, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir. Ayrıca, yaptırımların İsrail ekonomisine etkisi sınırlı olsa da, bölgesel istikrar açısından Türkiye'nin diplomasi trafiğini artırması beklenebilir.