İngiltere'de İşçi Partisi'nin yükselen yıldızlarından Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, partisinin geleneksel ekonomik zayıflıklarıyla yüzleşmek zorunda. Burnham, bölgesel ulaşım ve altyapı projeleri için merkezi hükümetten ek kaynak talep ederken, tarihsel olarak İşçi Partisi'nin aşırı iyimser bütçe tahminleri ve olmayan parayı harcama eğilimi yeniden gündeme geldi. Bu durum, partinin ekonomik kredibilitesini sorgulatan bir geçmişe sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Geçmişten Gelen Hayalet
İşçi Partisi, 1960'lardan bu yana ekonomik yönetimde iki temel hataya düşüyor: gelecek büyüme tahminlerini abartmak ve bu hayali büyüme üzerine harcama planları yapmak. 1976'daki IMF krizi, 1990'lardaki kara Çarşamba ve 2008 mali krizinde alınan yanlış kararlar, hep bu eğilimin sonuçları olarak görülüyor. Burnham'ın şu anda talep ettiği 15 milyar sterlinlik ek yatırım, aslında partinin mevcut lideri Keir Starmer'in mali disiplin söylemiyle çelişiyor. Starmer, seçim vaatlerinde kamu maliyesinde sıkı disiplin sözü verirken, Burnham'ın hamlesi eski alışkanlıkların hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre, Burnham iyi niyetli olsa da, bu tür talepler partinin ekonomik yönetim konusunda kamuoyunda bir türlü kurtulamadığı güvensizlik algısını besliyor. Özellikle enflasyonun %4'ün üzerinde seyrettiği ve kamu borcunun milli gelirin %100'üne yaklaştığı bir dönemde, yeni harcama talepleri riskli görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Burnham'ın çıkışı, aslında İngiltere'deki bölgesel eşitsizliklerin büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Londra ile kuzey İngiliz şehirleri arasındaki gelir farkı, son on yılda %20 arttı. Bu durum, sadece İngiltere'ye özgü değil; birçok Avrupa ülkesinde merkez-çevre dengesizliği benzer tartışmalara yol açıyor. Ancak küresel anlamda, kamu harcamalarının artırılması talebi, yükselen faiz oranları ve sıkılaşan para politikalarıyla çelişiyor. ABD'de bile Demokrat Parti içinde benzer bölünmeler yaşanıyor. Burnham'ın mücadelesi, küresel bir eğilimi yansıtıyor: sol partilerin sosyal harcamalarla bütçe disiplini arasında kurmakta zorlandığı denge.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Burnham örneği, Türkiye'deki yerel yönetimlerin merkezi hükümetten kaynak talebinde bulunurken karşılaştığı benzer ikilemleri hatırlatıyor. Türkiye'de belediyelerin, özellikle büyükşehirlerin, altyapı yatırımlarını finanse etmek için merkezi bütçeye bağımlılığı, İngiltere'deki bölgesel eşitsizlik tartışmalarına paralellik gösteriyor. Ancak Türkiye'de mali disiplin endişesi, yüksek enflasyon ve cari açık nedeniyle daha da kritik. Küresel anlamda, bu tür taleplerin ekonomi politikasına etkisi, Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkeler için dikkatle izlenmeli. Zira aşırı harcama vaatleri, kırılgan ekonomilerde krizleri tetikleyebilir.