İngiltere'de İşçi Partisi'nin iktidara gelmesiyle birlikte, yeni kabinenin Gazze'deki savaşa yönelik tutumu merak konusu. Özellikle, partinin önde gelen isimlerinden Andy Burnham'ın seçim öncesi verdiği sözleri tutup tutmadığı tartışılıyor. Burnham, seçim kampanyasında İngiltere'nin İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarına verdiği desteği gözden geçireceğini ve insani ateşkes için daha güçlü bir duruş sergileyeceğini vaat etmişti. Yeni kabinenin ilk haftaları, bu vaatlerin ne kadarının hayata geçirilebildiğine dair ipuçları veriyor.
Gelişmenin arka planı
İşçi Partisi, 4 Temmuz 2024 tarihinde yapılan genel seçimlerde ezici bir zafer kazanarak 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarına son verdi. Yeni Başbakan Keir Starmer, kabinesini kurarken, partinin sol kanadına yakınlığıyla bilinen isimlere de yer verdi. Burnham, Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapmasına rağmen, partinin Gazze politikasının şekillenmesinde etkili bir figür olarak öne çıkıyor. Seçim öncesi yaptığı açıklamalarda, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "orantısız güç kullanımı" olarak nitelendirmiş ve İngiltere'nin silah satışlarını durdurması gerektiğini savunmuştu. İşçi Partisi'nin seçim manifestosunda da, Gazze'de kalıcı bir ateşkes için diplomatik çabaların artırılacağı ve uluslararası hukukun üstünlüğüne saygı gösterileceği belirtilmişti.
Ancak, yeni hükümetin ilk icraatları, Burnham'ın vaatlerinin ne kadarının gerçekleşebileceğine dair şüpheleri de beraberinde getirdi. Dışişleri Bakanı David Lammy, göreve başladıktan sonra yaptığı açıklamada, İngiltere'nin İsrail ile "yapıcı bir diyalog" yürüteceğini ve ilişkilerin "güven ve karşılıklı anlayış" üzerine inşa edileceğini söyledi. Lammy, Gazze'deki insani durumun endişe verici olduğunu kabul etmekle birlikte, silah satışlarının askıya alınması konusunda net bir taahhüt vermedi. Bu durum, Burnham'ın seçim öncesi söylemleriyle yeni hükümetin uygulamaları arasında bir fark olduğu yorumlarına yol açtı.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere'nin Gazze politikasındaki olası değişim, yalnızca bölgeyi değil, uluslararası toplumu da yakından ilgilendiriyor. İngiltere, İsrail'in en yakın müttefiklerinden biri olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde aldığı tutumlarla dikkat çekiyor. Şu ana kadar İngiltere, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, sivillerin korunması konusunda da çağrılarda bulundu. Ancak, uluslararası toplumun artan baskısı, İngiltere'nin bu dengesini değiştirmesine neden olabilir. Özellikle, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasının ardından, İngiltere'nin tutumu daha da önem kazanıyor. İngiltere, UAD'nin aldığı ihtiyati tedbir kararlarını destekleyip desteklemeyeceği konusunda henüz net bir açıklama yapmadı. Bu belirsizlik, İngiltere'nin uluslararası hukuka bağlılığı konusundaki güvenilirliğini etkileyebilir.
Öte yandan, İngiltere'deki Müslüman toplumun ve sivil toplum örgütlerinin baskısı da hükümetin kararlarını etkiliyor. Seçimlerde İşçi Partisi'nin bazı bölgelerde oy kaybına uğramasında Gazze politikasının etkili olduğu yorumları yapılıyor. Bu durum, yeni hükümetin Gazze konusunda daha hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. İngiltere'nin, ABD'nin arabuluculuğunda devam eden ateşkes müzakerelerine aktif bir şekilde katılması ve insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması için daha fazla baskı yapması bekleniyor. Ancak, bu adımların ne kadar hızlı atılacağı ve ne kadar etkili olacağı, Burnham'ın sözünü tutup tutmadığı sorusunun cevabını da belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Gazze politikası açısından dolaylı ancak önemli bir anlam taşıyor. Türkiye, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını sert şekilde eleştiren ve Filistin davasını uluslararası platformlarda savunan ülkelerden biri. İngiltere'nin tutumunda yaşanacak olası bir değişim, Batı dünyasındaki Filistin'e destek bloğunu güçlendirebilir. Özellikle, İngiltere'nin silah satışlarını durdurması veya UAD kararlarını desteklemesi, Türkiye'nin İsrail'e yönelik uluslararası baskıyı artırma hedefiyle örtüşen bir gelişme olacaktır. Ankara, bu tür adımları memnuniyetle karşılayabilir ve kendi diplomatik girişimlerinde bu durumu kullanabilir. Ayrıca, İngiltere'nin bölgesel politikalarındaki değişim, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği gibi konulardaki dengeleri de etkileyebilir. Türkiye, İngiltere ile ikili ilişkilerinde Gazze konusunu gündeme getirerek, uluslararası alanda daha geniş bir ittifak oluşturma fırsatı bulabilir.