İngiltere'nin yeni Başbakanı Andy Burnham, Avrupa Birliği ile ilişkilerde gençlik hareketliliği programları ve gıda ihracatı düzenlemeleri gibi kritik meselelerde Brexit sonrası dönemin aşılmaz görünen ikilemleriyle yüzleşmek zorunda kaldı. Avrupalı liderler, Burnham'ın göreve gelişine olumlu sinyaller verse de, uzmanlar eski Başbakan Keir Starmer döneminde yaşanan kısıtlamaların büyük ölçüde devam edeceğini öngörüyor. Özellikle gençlerin AB ülkelerinde çalışma ve eğitim görme imkânlarını düzenleyecek bir anlaşma ile Britanya gıda ürünlerinin Avrupa pazarına erişimi, Burnham hükümetinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Ancak Brüksel'in, İngiltere'nin taleplerine karşılık olarak serbest dolaşım veya düzenleyici uyum gibi eski yükümlülüklerin yeniden gündeme gelmesini isteyebileceği belirtiliyor.
Gençlik Hareketliliği: Ortak Zemin Arayışı
Burnham yönetimi, AB ile gençlik hareketliliği konusunda karşılıklı fayda sağlayacak bir anlaşma yapmayı hedefliyor. İngiltere, 18-30 yaş arasındaki gençlerin AB ülkelerinde daha kolay çalışma ve eğitim almasını sağlayacak bir program önerirken, Brüksel bu teklife sıcak bakmakla birlikte, İngiltere'nin AB vatandaşlarına benzer haklar tanımasını şart koşuyor. Özellikle AB tarafı, gençlik hareketliliğinin sadece İngiliz gençlerine değil, aynı zamanda AB vatandaşlarına da açık olmasını istiyor. Bu durum, İngiltere'de göç karşıtı kesimlerin tepkisini çekebilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Ayrıca, anlaşmanın sağlık hizmetlerine erişim, sosyal güvenlik hakları ve eğitim ücretleri gibi teknik detayları da müzakerelerde kilit rol oynuyor. İngiliz hükümeti, Brexit sonrası 'küresel Britanya' vizyonunun bir parçası olarak bu tür anlaşmaları önemsese de, AB'nin talep ettiği düzenleyici uyum, egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.
Gıda İhracatında Engel: Sıhhi ve Bitki Sağlığı Önlemleri
İngiltere'nin AB'ye gıda ihracatı, Brexit sonrası uygulamaya konulan sıhhi ve bitki sağlığı (SPS) kontrolleri nedeniyle ciddi darbe aldı. Burnham yönetimi, bu kontrollerin hafifletilmesi için AB'ye yeni bir 'veteriner anlaşması' önermeye hazırlanıyor. Ancak AB, İngiltere'nin gıda standartlarının kendi kurallarıyla tam uyumlu olmasını şart koşuyor. Bu durum, İngiltere'nin üçüncü ülkelerle farklı ticaret anlaşmaları yapma esnekliğini kaybetmesi anlamına gelebilir. Özellikle tarım sektörü, ihracatın azalmasından olumsuz etkilenirken, İngiliz çiftçiler Brüksel'in bürokratik engellerinden şikâyetçi. Uzmanlar, gıda ihracatındaki bu tıkanıklığın aşılması için siyasi iradenin yanı sıra karşılıklı güvenin de yeniden tesis edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Aksi takdirde, İngiltere'nin AB pazarındaki payı giderek daralabilir ve bu durum iki taraf için de ekonomik kayıplara yol açabilir.
Bölgesel Boyut: İrlanda ve Kuzey İrlanda Protokolü
Burnham'ın karşılaştığı bir diğer önemli mesele, Brexit sonrası İrlanda ve Kuzey İrlanda arasındaki ticaret düzenlemeleri. Kuzey İrlanda Protokolü, bölgenin hem AB hem de İngiltere pazarına erişimini sağlarken, uygulamada yaşanan aksaklıklar İngiliz hükümetini zor durumda bırakıyor. Burnham, protokolün işleyişini iyileştirmek için AB ile teknik düzeyde görüşmeler yapmayı planlıyor. Ancak Birlik yanlısı partiler, protokolün Kuzey İrlanda'yı İngiltere'den kopardığı gerekçesiyle itirazlarını sürdürüyor. Bu itirazlar, Burnham'ın iç siyasetteki manevra alanını daraltıyor. Ayrıca, AB'nin protokolde köklü değişikliklere yanaşmaması, müzakerelerin uzun sürebileceğine işaret ediyor. Bölgedeki siyasi istikrarın korunması için iki tarafın da esneklik göstermesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere-AB ilişkilerindeki bu gelişmeler, Türkiye için de önemli ipuçları barındırıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda benzer müzakereler yürütüyor. İngiltere'nin AB'den ayrıldıktan sonra yaşadığı bu zorluklar, Türkiye'nin tam üyelik sürecinde karşılaşabileceği engellere ışık tutabilir. Özellikle gıda ihracatı ve gençlik hareketliliği gibi konular, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde de kilit meseleler arasında. Ankara'nın, İngiltere'nin deneyimlerinden ders çıkararak müzakere stratejilerini şekillendirmesi olası. Ayrıca, İngiltere'nin AB ile yaşadığı bu sıkıntılar, Türkiye'nin 'gümrük birliği reformu' taleplerinde elini güçlendirebilir. Ancak her iki tarafın da siyasi irade ve esneklik göstermesi gerektiği unutulmamalıdır.