Bulgaristan'da 14 Kasım'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda katılım oranı yüzde 40'ın altında kalarak rekor düşük seviyeye indi. Seçim kurulunun açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre hiçbir aday yüzde 50'yi geçemediği için seçim 21 Kasım'da ikinci tura kaldı. İkinci tura, iktidardaki Bulgaristan'ın Avrupalı Gelişimi için Vatandaşlar (GERB) partisinin desteklediği mevcut Cumhurbaşkanı Rumen Radev ile ana muhalefet partisi Değişime Devam (PP) tarafından desteklenen eski Eğitim Bakanı Nikolay Denkov kalacak. Seçim kampanyası, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Sofya'nın Kremlin ile ilişkileri etrafındaki derin bölünmelerin gölgesinde geçti.
Düşük Katılım ve Siyasi Kutuplaşma
Bulgaristan Merkez Seçim Komisyonu'nun verilerine göre, ilk turda sandığa giden seçmen oranı yaklaşık yüzde 38 olarak gerçekleşti. Bu oran, ülkenin demokrasi tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimleri için en düşük katılım olarak kaydedildi. 2016'daki son seçimde bu oran yüzde 57 idi. Siyasi analistler, düşük katılımın halkın siyasi partilere ve kurumlara duyduğu güvenin azalmasının yanı sıra, seçim kampanyasının yeterince ilgi çekici olmamasından kaynaklandığını belirtiyor. Ayrıca, ülkedeki siyasi istikrarsızlık ve art arda gelen seçimler seçmen yorgunluğuna yol açmış durumda.
İlk tur sonuçlarına göre Radev oyların yüzde 49'unu alırken, Denkov yüzde 26 civarında oy aldı. Üçüncü sırada ise aşırı milliyetçi ve Rusya yanlısı Vızrajdane (Diriliş) partisinin adayı Kostadin Kostadinov yer aldı. Seçim sonuçları, Radev'in ikinci turda avantajlı olduğunu gösterse de, Denkov'un destekçilerinin sandığa gitmemesi durumunda sürpriz bir sonuç ortaya çıkabilir.
Ukrayna Savaşı ve Rusya İlişkileri Belirleyici Oldu
Seçim kampanyasının merkezinde, Bulgaristan'ın Ukrayna savaşındaki tutumu ve Rusya ile ilişkileri yer aldı. Radev, görevdeki cumhurbaşkanı olarak Ukrayna'ya silah gönderilmesine karşı temkinli bir duruş sergilerken, Denkov ve destekçisi PP, Batı yanlısı bir çizgi izleyerek Ukrayna'ya daha fazla destek verilmesini savunuyor. Bulgaristan, NATO üyesi olmasına rağmen, Rusya ile tarihi ve kültürel bağları, enerji bağımlılığı nedeniyle hassas bir denge politikası izliyor. Ülke, Rus gazına büyük ölçüde bağımlıydı ve savaşın başlamasından sonra alternatif kaynaklara yönelmeye çalışıyor.
Radev, seçim kampanyasında Rusya'ya yönelik yaptırımların Bulgaristan ekonomisine zarar verdiğini ve ülkenin çıkarlarının öncelikli olduğunu vurguladı. Denkov ise Bulgaristan'ın Batı ittifakı içinde kalması ve Ukrayna'ya destek vermesi gerektiğini belirtti. Bu ayrım, seçmen tabanında da yansıma buldu: büyük şehirlerde ve genç nüfusta Batı yanlısı söylem daha fazla destek görürken, kırsal kesimde ve yaşlı nüfusta Rusya ile ilişkilerin korunması eğilimi öne çıktı.
Uluslararası gözlemciler, Bulgaristan seçimlerinin ülkenin Batı ile Rusya arasındaki denge politikasında bir dönüm noktası olabileceğini değerlendiriyor. Son yıllarda Bulgaristan, Kuzey Makedonya ile yaşanan anlaşmazlık ve AB içindeki tutumu nedeniyle eleştiriliyordu. Seçim sonucu, AB'nin Doğu Avrupa'daki etkisi açısından da önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bulgaristan'daki cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye'nin komşusu ve NATO müttefiki olan bir ülkenin siyasi yönelimi açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Seçim sonucu, Bulgaristan'ın Ukrayna savaşındaki tutumunu ve Rusya ile ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, Bulgaristan ile ekonomik ve kültürel bağlara sahip; ülkede yaşayan Türk azınlık ve soydaşlar da seçimlerde önemli bir faktör. Ayrıca, Bulgaristan'ın enerji politikaları ve Karadeniz'deki güvenlik dengeleri, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. İkinci turda seçilecek isim, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin seyrinde belirleyici olacak.