Ukrayna'nın Washington Büyükelçisi Oksana Markarova, bu yıl düzenlenecek NATO Zirvesi'nin ülkesi için öncekilerden çok daha kritik bir dönemeç olduğunu vurguladı. Markarova, yeni bir mülakatta, ittifakın Ukrayna'ya yönelik somut adımlarının savaşın gidişatını değiştirebileceğini belirtti. Zirvenin, Ukrayna'nın NATO üyeliği yolunda somut bir ilerleme kaydedilmesi açısından bir fırsat olduğunu ifade eden Büyükelçi, özellikle güvenlik garantileri ve askeri yardım paketlerinin masada olacağını söyledi.
Zirvenin Arka Planı ve Ukrayna'nın Beklentileri
Bu yılki NATO Zirvesi, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı saldırılarının üzerinden ikinci yıl geçerken düzenleniyor. İttifak üyeleri, Ukrayna'ya daha sistematik ve uzun vadeli bir destek mekanizması kurma konusunda baskı altında. Markarova, Kiev'in artık sadece silah yardımı değil, aynı zamanda üyelik sürecinde net bir takvim ve güvenlik garantileri beklediğini dile getirdi. ABD ve diğer NATO ülkeleri, Ukrayna'nın savaş sonrası yeniden inşası ve savunma reformları için kapsamlı bir paket üzerinde çalışıyor.
Diplomatik kaynaklara göre, zirvede Ukrayna'ya yönelik bir 'NATO-Ukrayna Konseyi' kurulması ve ülkeye uzun vadeli askeri yardım taahhütleri içeren bir çerçeve anlaşması imzalanması bekleniyor. Markarova, bu adımların Ukrayna'nın savunma sanayiini güçlendireceğini ve Rus saldırganlığına karşı caydırıcılığı artıracağını vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zirvenin bir diğer önemli gündem maddesi, Karadeniz'in güvenliği ve bölgede artan NATO varlığı. Ukrayna, Karadeniz'deki Rus ablukasının kırılması ve tahıl koridoru gibi stratejik konularda ittifaktan daha fazla destek talep ediyor. Bu durum, doğrudan Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel güç dengelerini etkileyebilir. NATO, Doğu kanadını güçlendirme politikası kapsamında Romanya ve Bulgaristan'daki askeri varlığını artırırken, Ukrayna'ya yönelik desteğin koordinasyonu için yeni bir lojistik merkez kurmayı planlıyor. Uzmanlar, bu yılki zirvenin Ukrayna'nın NATO'ya entegrasyonu açısından bir milat olabileceğini, ancak Rusya'nın tepkisinin de yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO'nun Ukrayna politikasındaki bu değişim, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, hem Karadeniz'deki güvenlik dengelerini hem de Rusya ile olan hassas ilişkilerini gözetmek zorunda. Türkiye, bugüne kadar Ukrayna'ya insansız hava araçları ve askeri teçhizat desteği sağlarken, Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak savaşın tırmanmasını engellemeye çalıştı. NATO'nun Ukrayna'ya daha kapsamlı destek vermesi, Türkiye'nin pozisyonunu zorlayabilir. Ancak aynı zamanda, Türkiye'nin Karadeniz'deki çıkarları ve tahıl anlaşması gibi girişimlerdeki arabulucu rolü, ittifak içinde elini güçlendirebilir. Ankara'nın, zirvede alınacak kararların bölgesel istikrarı bozmaması için ittifak içinde dengeli bir tutum sergilemesi bekleniyor.