Avrupa Birliği, ABD'nin Ukrayna'ya yönelik desteğinin giderek belirsizleştiği bir dönemde, Kiev'e finansal destek sağlamak için müttefiklerinden yardım istiyor. Brüksel'in hedefi, Kanada, İngiltere ve Japonya gibi ülkeleri ikna ederek 70 milyar euroluk bir fon oluşturmak. AB yetkilileri, Washington'ın askeri ve mali yardımının geleceğine dair artan endişeler karşısında, Ukrayna'nın ayakta kalması için bu ülkelerden katkı bekliyor. Konu, Zoya Sheftalovich ve Kathryn Carlson'un gündeme taşıdığı tartışmada ele alındı.
Gelişmenin arka planı
ABD Kongresi'nde Ukrayna'ya yönelik yeni yardım paketinin onaylanması aylardır sürüncemede kalırken, Avrupa başkentleri Kiev'in finansmanında oluşabilecek boşluğu doldurma telaşında. AB, 2024 yılı başında Ukrayna'ya 50 milyar euroluk çok yıllı bir destek paketini onaylamıştı. Ancak savaşın uzaması ve ABD'den gelecek katkının belirsizliği, Brüksel'i ek kaynak arayışına itti. 70 milyar euroluk yeni hedef, bu çerçevede ortaya çıktı.
AB yetkilileri, söz konusu fonun büyük bölümünün doğrudan bütçe desteği, askeri yardım ve yeniden yapılanma projelerine ayrılacağını belirtiyor. Ancak şu ana kadar somut taahhütler sınırlı. Kanada ve İngiltere, Ukrayna'ya ikili bazda yardım sağlasa da AB'nin beklediği ölçekte ek katkı henüz masada değil. Japonya ise anayasal kısıtlamaları nedeniyle askeri yardım yerine mali ve insani destek konusunda istekli görünüyor.
AB'nin planı, üye ülkelerin yanı sıra G7 ortaklarını da kapsayan bir finansman mekanizması oluşturmak. Bu mekanizmanın detayları henüz netleşmiş değil; ancak Brüksel, mevcut AB bütçesi dışında yeni bir fon oluşturmayı ve gönüllü katkıları teşvik etmeyi planlıyor. Zoya Sheftalovich ve Kathryn Carlson, AB'nin bu süreçte Kanada, İngiltere ve Japonya'yı ikna etmek için ne tür argümanlar kullandığını ve bu ülkelerin olası tepkilerini değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ukrayna'nın finansmanı, sadece Kiev için değil, Avrupa'nın güvenlik mimarisi açısından da kritik. ABD'nin iç siyasetindeki dalgalanmalar, Avrupa'nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alması gerektiği yönündeki tartışmaları hızlandırdı. Almanya ve Fransa gibi ülkeler, savunma harcamalarını artırma ve Ukrayna'ya desteği sürdürme konusunda istekli olsa da, kamuoyu baskısı ve ekonomik zorluklar bu çabaları sınırlayabiliyor.
Öte yandan, AB'nin Ukrayna'ya sağladığı destek, Rusya ile ilişkilerde de belirleyici bir faktör. Moskova, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği her türlü yardımı kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. AB'nin 70 milyar euroluk yeni fon arayışı, Rusya'nın tepkisini çekebilir ve diplomatik gerilimi artırabilir. Ancak Brüksel, Ukrayna'nın finansmanını sürdürmenin stratejik bir zorunluluk olduğunu savunuyor.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin Ukrayna'ya desteğindeki olası bir azalma, Batı ittifakının dayanışmasına dair soru işaretleri yaratıyor. Kanada, İngiltere ve Japonya'nın vereceği katkı, bu dayanışmanın ne kadar güçlü olduğunu gösterecek. Aynı zamanda, bu ülkelerin ekonomik ve siyasi kapasiteleri de sorgulanıyor. Örneğin, Japonya'nın anayasal kısıtlamaları ve Kanada'nın iç siyasi dinamikleri, yardımın hızını ve miktarını etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Ukrayna için 70 milyar euroluk ek fon arayışı, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Ukrayna'ya askeri ve insani destek sağlarken Rusya ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. AB'nin bu girişimi, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin kurumsallaşması anlamına geliyor; bu durum Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir veya güçlendirebilir. Ayrıca, AB'nin savunma harcamalarını artırması ve ortak fonlar oluşturması, Türkiye'nin AB ile savunma işbirliği ve finansman mekanizmalarına katılımı konusunda yeni fırsatlar ve riskler yaratabilir. Türkiye, kendi ekonomik ve güvenlik çıkarları doğrultusunda bu süreci dikkatle izlemeli.