Eski Avustralya Liberal Partisi çalışanı Brittany Higgins, Çarşamba günü Sydney Film Festivali'nin açılışını yapan 'Silenced' (Susturulmuş) adlı belgeselde, 2019 yılında parlamentoda bir meslektaşı tarafından tecavüze uğradığı iddiasının ardından neden soyadını değiştirmediğini açıkladı. Higgins, “Adımdan gerçekten gurur duyuyorum” diyerek, bu ismin altında yaşadığı travmayı ve mücadeleyi sahiplendiğini vurguladı. Belgesel, kadına yönelik şiddeti konu alırken, Higgins'in hikâyesi Avustralya'da cinsel saldırı mağdurlarının sesini duyurma çabalarının sembolü haline geldi.
Travmayı Sahiplenmek: Neden İsmini Değiştirmedi?
Brittany Higgins, 2021 yılında parlamentoda bir meslektaşı tarafından tecavüze uğradığını kamuoyuna duyurmuş, bu iddia Avustralya siyasetinde büyük yankı uyandırmıştı. Higgins, yaşadığı travmanın ardından birçok mağdurun aksine soyadını değiştirmeme kararı aldığını belirtti. “Ben Brittany Higgins olmaktan gerçekten gurur duyuyorum” ifadelerini kullanan Higgins, bu kararın, yaşadıklarının utanılacak bir şey olmadığını ve mağdurların sessiz kalmaması gerektiğini göstermek için verildiğini söyledi. Belgesel yapımcıları, Higgins'in hikâyesinin kadınların maruz kaldığı sistematik şiddeti ve cezasızlık kültürünü gözler önüne serdiğini ifade etti.
Higgins'in iddiaları, Avustralya'da işyeri kültürünü ve siyasetteki cinsiyet eşitsizliğini sorgulatan geniş çaplı protestolara yol açmıştı. Başbakan Scott Morrison döneminde patlak veren skandal, hükümetin kadınlara yönelik politikalarını sert bir şekilde eleştirilmesine neden olmuştu. Higgins, belgeselde “Bu isim, mücadelemin bir parçası. Onu taşımaktan gurur duyuyorum” sözleriyle, adının mağduriyetini değil, gücünü temsil ettiğini vurguladı.
Küresel Kadın Hareketine Etkisi
Brittany Higgins'in hikâyesi, yalnızca Avustralya'da değil, dünya genelinde kadınların cinsel şiddet karşısında seslerini yükseltmelerine ilham verdi. #MeToo hareketinin küresel yankılarıyla benzerlik taşıyan bu olay, siyasi kurumların şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Avustralya'da cinsel saldırı mağdurlarının yalnızca %2'sinin adalete erişebildiği istatistikleri, sistemin ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor. Higgins'in davası, parlamento binalarında güvenlik kameralarının artırılması ve çalışanlara yönelik cinsel taciz eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi gibi reformları tetikledi.
Belgesel, Sydney Film Festivali'nde gösterime girerken, Higgins'in ismini değiştirmemesi, mağdurların utanç duymaması gerektiği mesajını pekiştiriyor. Bu durum, küresel kadın hakları savunucuları tarafından da takdirle karşılandı. Avustralya'da kadına yönelik şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları, Higgins'in cesaretinin diğer mağdurlara da ilham vereceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brittany Higgins'in hikâyesi, Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı mağdurlarının karşılaştığı zorluklarla paralellik gösteriyor. Türkiye'de de siyaset veya iş dünyasında kadınların maruz kaldığı taciz ve saldırılar sıklıkla rapor edilmekte, ancak adalet mekanizmalarının yetersizliği mağdurları susturmaktadır. Higgins'in ismini değiştirmeyerek gösterdiği duruş, Türkiye'deki kadın hareketi için de sembolik bir anlam taşıyor. Bu tür uluslararası örnekler, Türkiye'de cinsel şiddetle mücadelede farkındalığı artırabilir ve yasal reform taleplerine güç katabilir. Küresel kadın hareketinin bir parçası olarak, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları da benzer şekilde mağdurların sesini duyurmaya ve cezasızlık kültürüyle mücadeleye devam etmektedir.