İngiltere'de yaşayan Avrupa Birliği (AB) vatandaşları, ülkenin en çeşitli göçmen gruplarından birini oluşturuyor. Son veriler, AB vatandaşlarının yalnızca beyaz Avrupalılardan oluşmadığını, aynı zamanda Afrika, Asya ve Latin Amerika kökenli kişileri de kapsadığını gösteriyor. Bu çeşitlilik, Brexit sonrası göç politikaları ve ekonomi üzerinde önemli etkiler yaratıyor.
AB Vatandaşlarının Çeşitliliği
İngiltere'deki AB vatandaşları denince akla genellikle Polonyalı, Romen veya İtalyan göçmenler geliyor. Ancak gerçek bundan çok daha karmaşık. Örneğin, Fransa'nın denizaşırı topraklarından gelenler, Portekiz vatandaşlığına sahip Angolalılar veya İspanya üzerinden gelen Latin Amerikalılar da AB vatandaşı statüsünde. Bu gruplar, Birleşik Krallık'ta yaşamak, çalışmak ve seyahat etmek için AB serbest dolaşım hakkını kullandılar.
Brexit sonrası AB vatandaşlarının statüsü belirsizliğe girdi. Birleşik Krallık'ta kalmak isteyenler için 'Yerleşik Statü' (Settled Status) başvuruları başladı. Ancak bu süreçte bazı etnik azınlık grupları, özellikle de AB pasaportu taşımalarına rağmen görünüşleri nedeniyle ek soruşturmalara maruz kaldı. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılı sonuna kadar 6 milyondan fazla başvuru yapıldı ve bunların önemli bir kısmı Afrika veya Asya kökenli AB vatandaşlarıydı.
Bu çeşitlilik, İngiltere'nin işgücü piyasasını da etkiliyor. Sağlık, ulaşım ve hizmet sektörlerinde çalışan birçok AB vatandaşı, etnik olarak çeşitli geçmişlere sahip. Örneğin, Londra'da yaşayan İtalyan vatandaşı Eritre kökenliler, restoran ve otelcilik sektöründe önemli bir yer tutuyor. Ancak ekonomik katkılarına rağmen, bu gruplar sıklıkla 'yabancı' olarak algılanıyor ve ayrımcılıkla karşılaşabiliyor.
Ekonomik ve Sosyal Boyut
AB vatandaşlarının çeşitliliği, İngiltere ekonomisi için hem fırsat hem de zorluk yaratıyor. Olumlu tarafta, bu gruplar farklı diller, kültürler ve iş bağlantıları getirerek ticaret ve yatırımı artırabiliyor. Özellikle Londra, bu çeşitliliğin merkezi konumunda. Ancak olumsuz tarafta, Brexit sonrası vize gereklilikleri ve artan bürokrasi, bu yeteneklerin ülkeye girişini zorlaştırıyor. İşverenler, özellikle düşük ücretli sektörlerde, AB vatandaşı bulmakta zorlanıyor.
Ayrıca, 'Avrupalı' kimliğinin beyazlıkla eşleştirilmesi, sosyal uyumu da etkiliyor. Araştırmalar, beyaz olmayan AB vatandaşlarının, beyaz meslektaşlarına göre daha fazla ayrımcılığa uğradığını gösteriyor. Bu durum, entegrasyon politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Hükümet, 2021'de başlattığı 'Yetenekler İçin Göç' (Points-Based Immigration) sistemiyle AB dışından gelen nitelikli işçilere kapı açtı, ancak AB vatandaşları için serbest dolaşım sona erdi. Bu değişim, özellikle tarım, konaklama ve sağlık sektörlerinde işgücü açığına yol açtı. Çeşitli AB vatandaşları, bu açığı kısmen doldursa da, bürokratik engeller sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki AB vatandaşlarının çeşitliliği ve Brexit sonrası yaşananlar, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve göç politikaları açısından dersler içeriyor. Türkiye, AB üyeliği sürecinde vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı talep ediyor; ancak AB içinde 'Avrupalı' kimliğinin etnik ve ıssal boyutları tartışmalı. Brexit, serbest dolaşımın sona ermesinin ekonomik maliyetlerini gösterdi. Türkiye için bu, AB ile vize serbestisi müzakerelerinde somut veriler sunabilir. Ayrıca, Türk diasporasının Avrupa'daki deneyimleri, benzer ayrımcılık ve entegrasyon sorunlarını yansıtıyor. Türkiye, göç politikalarında çeşitliliği ve entegrasyonu gözeterek, AB ile işbirliğini güçlendirebilir.