Birleşik Krallık'ta geçtiğimiz ay göreve başlayan Başbakan Keir Starmer, seçmenler üzerinde olumlu bir ilk izlenim bırakıyor. Ülkenin önde gelen anket şirketlerinin verilerine göre, Starmer'ın onay oranı, selefi Rishi Sunak'ın ayrılış dönemindeki rakamların belirgin şekilde üzerinde. Siyasi veri gazetecisi Owen Winter'ın analizine göre, bu 'Burnham sıçraması' olarak adlandırılan olumlu hava, yeni hükümetin ilk haftalarında yakaladığı ivmeyi gösteriyor. Peki bu tablo ne kadar kalıcı? İşçi Partisi liderliğindeki hükümetin karşılaştığı zorluklar ve seçmen beklentileri, bu sürecin seyrini belirleyecek gibi görünüyor.
Gelişmenin arka planı: İşçi Partisi'nin dönüşü
4 Temmuz 2024 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde İşçi Partisi, 1997'den bu yana en büyük zaferini kazanarak 412 sandalye elde etti ve 14 yıllık Muhafazakâr Parti iktidarına son verdi. Keir Starmer, başbakanlık görevini devraldığında ülke, yüksek yaşam maliyeti, sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar ve artan bölgesel eşitsizlikler gibi kronik sorunlarla karşı karşıyaydı. Seçim kampanyası boyunca 'değişim' ve 'umut' temalarını öne çıkaran Starmer, seçmenlere istikrar ve yenilenme vaadinde bulunmuştu.
Anketlerdeki olumlu tablo, yeni başbakanın ilk icraatlarına da yansıyor. Starmer'ın göreve başlar başlamaz duyurduğu 'Ulusal Yeniden Kalkınma Planı' kapsamında, temiz enerji yatırımları, konut projeleri ve sağlık sistemine yönelik reformlar öne çıkıyor. Ayrıca, Brexit sonrası Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden dengeleme sinyalleri, piyasalarda olumlu karşılandı. Uzmanlar, bu adımların kısa vadede seçmen nezdinde karşılık bulduğunu, ancak asıl testin kış aylarında yaşanacak ekonomik zorluklarla birlikte geleceğini belirtiyor.
Owen Winter'ın verilerine göre, Starmer'ın onay oranı yüzde 55'e ulaşırken, hükümetin genel memnuniyet anketlerinde de İşçi Partisi, Muhafazakâr Parti'ye yaklaşık 20 puan fark atıyor. Bu tablo, partinin 2019'daki ağır yenilgisinin ardından toparlanma sürecinde olduğunu gösteriyor. Ancak analistler, anketlerdeki bu iyimser havanın, hükümetin vaat ettiği dönüşümlerin hayata geçirilememesi durumunda hızla tersine dönebileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel veya küresel boyut: İngiltere'nin yeni yüzü
Starmer hükümetinin izlediği politikalar, yalnızca iç kamuoyunu değil, uluslararası toplumu da yakından ilgilendiriyor. Birleşik Krallık'ın NATO içindeki rolü, Ukrayna'ya verdiği destek ve Orta Doğu'daki angajmanları, yeni hükümetin öncelikleri arasında yer alıyor. Starmer, başbakanlığının ilk haftalarında Almanya ve Fransa ile yakın işbirliği mesajları verirken, ABD ile 'özel ilişkiyi' sürdürme konusunda da kararlı olduğunu ifade etti.
Ekonomi cephesinde ise İngiltere, Brexit'in etkileriyle boğuşmaya devam ediyor. Yeni hükümetin ticaret anlaşmalarını gözden geçirme ve AB ile ilişkileri iyileştirme yönündeki sinyalleri, iş dünyasında olumlu karşılanıyor. Ancak göçmenlik ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler, ülkenin küresel rekabet gücünü etkileyen faktörler olarak öne çıkıyor. İngiltere'nin bu süreçte izleyeceği yol haritası, yalnızca kendi geleceğini değil, Avrupa'nın genel istikrarını da şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu siyasi değişim, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Starmer hükümetinin AB ile ilişkileri yeniden canlandırma ihtimali, Türkiye'nin Avrupa ile olan ticari bağları açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca, İngiltere'nin savunma sanayiindeki güçlü konumu ve Türkiye ile olan ikili ticaret hacmi, iki ülke arasındaki işbirliğinin devam etmesini bekleniyor. Yeni hükümetin dış politikada daha öngörülebilir bir çizgi izlemesi, Türk-İngiliz ilişkilerinde yeni fırsat pencereleri açabilir. Ancak, Starmer'ın seçim döneminde Türkiye'ye yönelik eleştirel açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda, ilişkilerin seyrinin dikkatle izlenmesi gerekiyor.