BRICS zirvesinde Çin ve Hindistan, grubun geleceğine yön vermek için nüfuz mücadelesi yürütüyor. Çin, BRICS'i ABD'nin küresel gücüne meydan okumanın aracı olarak konumlandırırken, Hindistan grubun geniş yapısını koruyarak taraf seçmekten kaçınmayı hedefliyor. Zirve, iki Asya devinin farklı stratejik önceliklerini ortaya koydu.
İki Farklı Stratejik Yaklaşım
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping yönetimindeki Pekin, BRICS'i Batı liderliğindeki uluslararası düzene alternatif bir platform olarak görüyor. Çin, grubun genişlemesini ve küresel yönetişimde daha etkin rol almasını destekliyor. Bu doğrultuda Yeni Kalkınma Bankası (NDB) ve Koşulsuz Rezerv Düzenlemesi (CRA) gibi BRICS kurumlarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor. Çin ayrıca, BRICS ülkeleri arasında yerel para birimleriyle ticaretin yaygınlaştırılmasını ve dolar bağımlılığının azaltılmasını savunuyor.
Hindistan ise Başbakan Narendra Modi liderliğinde çok yönlü bir diplomasi izliyor. Yeni Delhi, BRICS'in Batı karşıtı bir blok haline gelmesini istemiyor. Hindistan, grubun geniş ve kapsayıcı kalmasını, böylece hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini dengelemesini amaçlıyor. Hindistan ayrıca, BRICS'in terörle mücadele ve iklim değişikliği gibi konularda somut işbirliği yapmasını tercih ediyor.
Zirvenin Ana Gündem Maddeleri
Zirvede genişleme, ekonomik işbirliği ve küresel yönetişim reformu öne çıktı. Çin, BRICS'e yeni üyelerin katılmasını ve grubun G7'ye alternatif bir güç merkezi olmasını istiyor. Hindistan ise genişlemenin grubun etkinliğini azaltabileceği endişesini taşıyor. Hindistan, yeni üyelerin katılımının konsensüsle ve kademeli olması gerektiğini savunuyor.
Ekonomik alanda, BRICS ülkeleri arasında ticaretin yerel para birimleriyle yapılması ve NDB'nin sermayesinin artırılması tartışıldı. Çin, bu adımların doların hakimiyetini zayıflatacağını düşünüyor. Hindistan ise aceleci adımların ekonomik istikrarı bozabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel yönetişim reformu kapsamında, BM Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi ve uluslararası finans kurumlarında gelişmekte olan ülkelerin temsilinin artırılması ele alındı. Çin ve Hindistan, bu konularda ortak hareket etse de, reformun hızı ve kapsamı konusunda farklı düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
BRICS, küresel ekonominin yüzde 25'ini ve dünya nüfusunun yüzde 40'ını temsil ediyor. Grubun içindeki Çin-Hindistan rekabeti, örgütün etkinliğini ve geleceğini doğrudan etkiliyor. Çin, BRICS'i Kuşak ve Yol Girişimi ile entegre ederek Asya'dan Afrika'ya uzanan bir etki alanı oluşturmayı hedefliyor. Hindistan ise Hint-Pasifik bölgesinde ABD, Japonya ve Avustralya ile Quad ittifakı üzerinden dengeli bir politika izliyor.
Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Batı yaptırımları, BRICS'in önemini artırdı. Rusya, BRICS ülkeleriyle ticaretini genişleterek yaptırımları aşmaya çalışıyor. Çin, Rusya'ya destek verirken Hindistan, Rusya ile enerji ve savunma ilişkilerini sürdürüyor ancak Batı ile de bağlarını koparmıyor.
BRICS'in geleceği, Çin ve Hindistan'ın ortak bir vizyon geliştirip geliştiremeyeceğine bağlı. İki ülke arasındaki sınır anlaşmazlıkları ve jeopolitik rekabet, grubun birlik mesajını zayıflatıyor. Ancak her iki ülke de BRICS'in çok kutuplu bir dünya düzeninin simgesi olarak kalmasını istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BRICS ile ilişkilerini geliştirme potansiyeline sahip. Çin ve Hindistan arasındaki nüfuz mücadelesi, Türkiye'nin dış politikasında denge kurmasını gerektiriyor. Türkiye, BRICS'e üye olmasa da diyalog ortağı olarak yer alıyor ve bu platformu Batı ile ilişkilerini dengelemek için kullanabilir. Ayrıca, BRICS ülkeleriyle ticaretin yerel para birimleriyle yapılması, Türkiye'nin dolar bağımlılığını azaltmasına katkı sağlayabilir. Ancak Çin-Hindistan rekabeti, Türkiye'nin her iki ülkeyle de iyi ilişkiler sürdürmesini zorlaştırabilir. Türkiye, BRICS içindeki gelişmeleri yakından takip ederek kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını korumalı.