Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika'nın da aralarında bulunduğu on üyeli BRICS grubunun 18. zirvesi, Yeni Delhi'de liderler bildirisinin kabul edilmesiyle sona erdi. Derin bölünmelerin yaşandığı bir dönemde toplanan grubun, bazı üyeleri şu anda silahlı çatışma halindeyken ortak bir deklarasyon üzerinde uzlaşması, ev sahibi Hindistan için diplomatik bir başarı olarak değerlendiriliyor.
Arka Plan: BRICS'in Genişlemesi ve İç Bölünmeler
BRICS, 2009'da Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in bir araya gelmesiyle başlayan süreçte, 2010'da Güney Afrika'nın katılımıyla beş üyeli bir yapıya dönüşmüştü. 2024'te Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılımıyla üye sayısı ona çıktı. Endonezya'nın da katılımıyla grubun küresel ekonomik ağırlığı artarken, siyasi ve jeopolitik farklılıklar da derinleşti.
Zirvenin en kritik konuları arasında, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Çin-Hindistan sınır gerilimi ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabet yer aldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama emri nedeniyle zirveye şahsen katılamadı; Rusya'yı Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov temsil etti. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise zirveye katılarak grubun en önemli aktörlerinden biri olduğunu gösterdi.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen zirvede, liderler ortak bir bildiri yayımlayarak çok taraflılık, kalkınma ve küresel yönetişim reformu çağrısında bulundu. Bildiride, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'nda gelişmekte olan ülkelerin daha fazla söz sahibi olması gibi talepler öne çıktı. Ayrıca, yerel para birimleriyle ticaretin artırılması ve ortak bir ödeme sisteminin kurulması yönünde adımlar atılması kararlaştırıldı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
BRICS'in genişlemesi, Batı liderliğindeki uluslararası düzene alternatif bir güç merkezi oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Zirvede alınan kararlar, özellikle ABD dolarına olan bağımlılığı azaltma ve yeni bir rezerv para birimi oluşturma yönünde somut adımlar içermasa da, gelecek dönemde küresel ekonomik mimaride değişim sinyalleri veriyor.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze'deki çatışmalar, BRICS içinde farklı pozisyonların ortaya çıkmasına neden oldu. Hindistan ve Brezilya, Rusya'nın Ukrayna'daki eylemlerini açıkça eleştirmekten kaçınırken, Güney Afrika ve Endonezya daha dengeli bir tutum sergiledi. Buna rağmen, liderler bildirisinde doğrudan Rusya'yı hedef alan ifadeler yer almadı; bunun yerine barışçıl çözüm çağrısı yapıldı.
Çin ve Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıkları, zirvenin gölgesinde kaldı. İki ülke arasında 2020'de yaşanan ve 20'den fazla askerin ölümüyle sonuçlanan çatışmanın ardından ilişkiler gerginliğini koruyor. Ancak zirve sırasında iki liderin bir araya gelmesi ve diyalog mesajı vermesi, diplomatik açıdan önemli bir adım olarak kaydedildi.
BRICS'in genişlemesi, Batı'nın küresel ekonomik ve siyasi hegemonyasına karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Grubun küresel GSYİH içindeki payı yüzde 30'a yaklaşırken, dünya nüfusunun neredeyse yarısını temsil ediyor. Ancak üyeler arasındaki siyasi ve ekonomik farklılıklar, grubun etkinliğini sınırlayan en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BRICS'in genişlemesi ve küresel yönetişimde reform talepleri, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika stratejisiyle örtüşüyor. Türkiye, Batı ile ilişkilerini korurken, BRICS ve ŞİÖ gibi yapılarla diyalog geliştirme arayışında. Zirvede alınan kararlar, özellikle yerel para birimleriyle ticaretin artırılması, Türkiye'nin dış ticaretinde alternatif arayışları için fırsat sunabilir. Ancak BRICS içindeki bölünmeler ve etkinlik sorunları, Türkiye'nin bu yapıya yönelik temkinli yaklaşımını haklı çıkarıyor. Yeni Delhi bildirisi, küresel ekonomik düzende değişim beklentilerini artırsa da, somut adımların zaman alacağı anlaşılıyor.