Yeni Delhi, 12 Eylül (Reuters) - BRICS ülkeleri Cumartesi günü, Orta Doğu'daki savaşa ilişkin "derin endişe" duyduklarını ifade eden ve "azami itidal" çağrısında bulunan ortak bir deklarasyonu oy birliğiyle kabul etti. Yeni Delhi'de düzenlenen zirvede alınan karar, İsrail-Hamas çatışmasının bölgesel istikrarı tehdit etmesi ve insani krizin derinleşmesi bağlamında geldi. Deklarasyonda ayrıca "çok taraflı bir yaklaşım" savunuldu ve uluslararası hukukun önemine vurgu yapıldı.
Deklarasyonun Arka Planı ve İçeriği
BRICS ülkeleri - Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika - son yıllarda küresel yönetişimde daha etkin rol oynamaya çalışıyor. Zirve, grubun genişleme sürecinin ardından ilk kez yeni üyelerin de katılımıyla gerçekleşti. Ortak deklarasyonda, Orta Doğu'daki çatışmanın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekilerek, tüm taraflara uluslararası hukuka uygun hareket etme ve sivil kayıpları önleme çağrısı yapıldı. Metinde ayrıca, bölgede kalıcı barışın ancak diyalog ve müzakere yoluyla sağlanabileceği belirtildi.
Deklarasyon, İsrail ve Hamas arasındaki çatışmanın yanı sıra, bölgedeki diğer gerilim noktalarına da değindi. Lübnan, Suriye ve Yemen'deki istikrarsızlığın bölgesel güvenliği tehdit ettiği vurgulandı. BRICS ülkeleri, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve uluslararası toplumun ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Reuters'a konuşan bir diplomat, deklarasyonun tüm üyelerin mutabakatıyla kabul edilmesinin önemine işaret ederek, "Bu, BRICS'in ortak bir ses çıkarma iradesini gösteriyor. Ancak metin, tarafları doğrudan kınama yerine itidal çağrısıyla sınırlı kaldı" dedi. Uzmanlar, BRICS'in Orta Doğu'da artan etkisini dengelemeye çalıştığını, fakat iç farklılıklar nedeniyle daha sert bir dil kullanmaktan kaçındığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BRICS'in Orta Doğu açıklaması, Batılı ülkelerin tutumundan farklı bir çizgi izliyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in güvenlik endişelerini öne çıkarırken, BRICS ülkeleri daha dengeli bir söylem benimsiyor. Çin ve Rusya, Filistin meselesinde geleneksel olarak Filistin yanlısı bir pozisyona sahip. Hindistan ise İsrail ile ilişkilerini derinleştirmiş durumda; bu nedenle Yeni Delhi'nin denge politikası dikkat çekiyor.
Deklarasyon, aynı zamanda BRICS'in küresel yönetişim reformu taleplerinin bir parçası. Ülkeler, BM Güvenlik Konseyi'nin yapısının güncellenmesi ve gelişmekte olan ülkelerin karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmesi gerektiğini savunuyor. Orta Doğu açıklaması, bu çerçevede çok taraflılık vurgusunu güçlendiriyor.
Bölgesel uzmanlar, BRICS'in ortak deklarasyonunun pratikte ne kadar etkili olacağının belirsiz olduğunu belirtiyor. Zira İsrail ve Hamas arasındaki görüşmelerde BRICS'in doğrudan arabuluculuk kapasitesi sınırlı. Yine de açıklama, Küresel Güney'in sesini duyurması açısından sembolik değer taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BRICS'in Orta Doğu deklarasyonu, Türkiye'nin bölgesel diplomasi ve küresel denge arayışları açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, son yıllarda BRICS ile ilişkilerini geliştirme sinyali verirken, aynı zamanda NATO üyeliğini sürdürüyor. Deklarasyondaki "azami itidal" ve "çok taraflılık" vurguları, Ankara'nın da savunduğu diplomasi hattıyla örtüşüyor. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri ve Filistin konusundaki hassasiyeti, BRICS içindeki farklı pozisyonlarla uyumlu bir denge gerektiriyor. Bölgede artan gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Bu açıdan BRICS'in çağrısı, Ankara'nın diplomatik çabalarını destekleyici nitelikte. Yine de somut adımlar gelmediği sürece etkisi sınırlı kalabilir.