BRICS ülkeleri 2026 yılı zirvesinde, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarını kınayan bir açıklama yapmaktan kaçındı. 11 üyeli blok, ortak bildiride İran'a yapılan saldırılara dair herhangi bir ifadeye yer vermedi. Bu durum, örgüt içinde dış politika konularında yaşanan derin görüş ayrılıklarını bir kez daha ortaya koydu.
Zirvenin Arka Planı ve Üyeler Arası Bölünme
BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın 2009'da kurduğu bir işbirliği platformu olarak başladı. 2023'te Cezayir, Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılımıyla genişledi. Arjantin 2024'te yeni hükümetin kararıyla üyelikten çekildi. Böylece üye sayısı 11'e ulaştı. Genişleme, blok içinde farklı çıkar ve öncelikleri olan ülkelerin bir araya gelmesine neden oldu. İran'ın üyeliği, Batı yanlısı ve Batı karşıtı gruplar arasındaki dengeyi daha da karmaşık hale getirdi. Zirvede İran'ın, ABD ve İsrail'in saldırılarını sert bir dille kınayan bir bildiri metni önerdiği, ancak bazı üyelerin bu ifadeye karşı çıktığı öğrenildi. Özellikle Hindistan ve Brezilya'nın, İran'a yönelik operasyonları doğrudan eleştirmekten kaçındığı belirtiliyor. Rusya ve Çin ise daha dengeli bir dil kullanılmasını tercih etti. Sonuçta ortak bildiride İran'a yönelik saldırılara dair hiçbir ifade yer almadı. Bu, BRICS'in ortak bir dış politika sesi çıkarmakta zorlandığının göstergesi olarak yorumlandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BRICS'in sessizliği, küresel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Blok, Batı'ya alternatif bir uluslararası düzen iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Ancak üyeler arasındaki görüş ayrılıkları, bu iddiayı zayıflatıyor. İran'ın, kendisine yönelik saldırılara karşı BRICS'ten beklediği desteği görememesi, Tahran'ın örgüt içindeki konumunu sorgulamasına yol açabilir. Öte yandan ABD ve İsrail, BRICS'in bölünmüşlüğünden memnuniyet duyabilir. Zirve sonrası açıklamalarda, bazı üyelerin ikili görüşmelerde İran'a destek mesajları verdiği ancak bunun ortak metne yansımadığı bildirildi. Uzmanlar, BRICS'in ekonomik işbirliği ve kalkınma konularında daha etkili olabileceğini, ancak güvenlik ve savunma konularında ortak hareket etmesinin zor olduğunu vurguluyor. 2026 zirvesi, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Ayrıca zirvede, alternatif ödeme sistemleri ve yerel para birimleriyle ticaretin artırılması gibi ekonomik konular öne çıktı. Ancak İran krizi, bu olumlu gündemi gölgeledi. Batılı gözlemciler, BRICS'in genişlemesinin örgütü güçlendirmek yerine karar alma süreçlerini daha da zorlaştırdığını belirtiyor. Önümüzdeki dönemde benzer krizlerde BRICS'in pozisyon alıp alamayacağı, örgütün geleceği açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BRICS'in İran saldırılarına sessiz kalması, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye uzun süredir BRICS ile diyalog ve olası üyelik konusunu tartışıyor. Blok içindeki bölünme, Türkiye'nin olası üyeliğinde karar alma süreçlerinde zorluk yaşayabileceğini gösteriyor. İkincisi, Türkiye, İran'a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı artırmasından endişe ediyor. BRICS'in ortak bir tutum sergileyememesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik için daha fazla inisiyatif almasını gerektirebilir. Ayrıca Türkiye, Batı ile ilişkilerini dengelerken BRICS gibi platformlarda yer almanın avantajlarını ve risklerini yeniden değerlendirmek durumunda kalabilir.