Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerinde siyasi çıkar ve ekonomik mantık aynı yönü gösteriyor: Brexit’in tersine çevrilmesi. Son anketlere göre İngiliz seçmenlerin çoğunluğu Brexit’in bir hata olduğunu düşünüyor ve bu konuyu yeniden gündeme taşıyacak bir lider arıyor. İşçi Partisi lideri Keir Starmer için bu, seçimleri kazanmanın anahtarı olabilir. Ancak süreç, AB üyeliğine geri dönüşün sadece siyasi iradeyle değil, aynı zamanda karmaşık müzakereler ve kamuoyu desteğiyle mümkün olduğunu gösteriyor.
Brexit Sonrası Ekonomik Hayal Kırıklığı
2016 referandumundan bu yana geçen yedi yıl, Brexit’in vaat ettiği ekonomik faydaların gerçekleşmediğini ortaya koydu. İngiltere’nin GSYİH’si, AB üyesi kalan benzer ülkelere kıyasla daha yavaş büyüdü. Ticaret engelleri, özellikle hizmet sektöründe, ihracatı olumsuz etkiledi. İşgücü kıtlığı, tarım ve sağlık gibi sektörlerde ciddi sorunlara yol açtı. Finansal hizmetler merkezi Londra, AB pazarlarına erişimini kaybederken, Frankfurt ve Paris gibi rakipler avantaj elde etti.
Bu tablo, kamuoyunda Brexit’e yönelik pişmanlığı artırdı. YouGov anketlerine göre, 2023 itibarıyla ‘Brexit yanlıştı’ diyenlerin oranı yüzde 55’i aştı. Özellikle genç seçmenler arasında AB’ye dönüş desteği yüzde 70’lere ulaşıyor. Bu eğilim, siyasi partileri Brexit politikalarını yeniden gözden geçirmeye itiyor.
İşçi Partisi’nin Stratejisi: Kademeli Yakınlaşma
Keir Starmer, Brexit’i destekleyen bir bölgeden milletvekili seçilmesine rağmen, partiyi merkeze çekmeye çalışıyor. Starmer’ın önerdiği model, AB ile “daha yakın ilişki” — gümrük birliğine dönüş ve tek pazar erişiminin iyileştirilmesini içeriyor. Ancak tam üyeliğe derhal adaylık gibi radikal bir adım atmıyor; çünkü bu, hem parti içinde hem de ülkede bölünme riski taşıyor. Bunun yerine, kademeli olarak güven tazeleyerek AB ile ilişkileri normalleştirme stratejisi izliyor.
Muhafazakar Parti ise Brexit’in ‘başarısını’ savunmaya devam ediyor. Başbakan Rishi Sunak, Windsor Çerçevesi anlaşmasıyla Kuzey İrlanda protokolü sorununu çözmeye çalıştı ancak bu, genel Brexit memnuniyetsizliğini gidermeye yetmedi. Anketler, Muhafazakarların bir sonraki seçimde ağır bir yenilgi alabileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Brexit’in tersine çevrilmesi, yalnızca İngiltere için değil, Avrupa ve küresel dengeler için de önemli. AB, Brexit’in yarattığı ‘bulaşma etkisinden’ endişe ediyordu; ancak diğer üye ülkelerde benzer bir çıkış hareketi yaşanmadı. İngiltere’nin olası dönüşü, AB’nin küresel etkisini artırabilir ve Transatlantik ilişkilerde yeni bir denge yaratabilir. Özellikle savunma ve güvenlik alanında, İngiltere’nin AB ile yakın işbirliği NATO’yu da güçlendirebilir.
AB liderleri, İngiltere’nin geri dönüşüne sıcak bakmakla birlikte, bunun kolay olmayacağını biliyor. İngiltere’nin AB bütçesine katkısı, ortak politikaların kabulü ve yargı yetkisi gibi konular müzakere gerektirecek. Ayrıca, İngiltere’nin Brexit sonrası imzaladığı yeni ticaret anlaşmaları (Avustralya, Yeni Zelanda, CPTPP) da hesaba katılmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit’in tersine çevrilmesi, Türkiye’nin AB ile ilişkileri açısından dolaylı ama önemli etkiler yaratabilir. İngiltere’nin AB’ye dönüşü, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dinamik yaratabilir. İngiltere, Türkiye’nin AB üyeliğine geleneksel olarak destek vermiş bir ülkeydi; dönüşü halinde bu pozisyonu yeniden güçlenebilir. Ayrıca, Türkiye’nin İngiltere ile olan ticari ilişkileri (serbest ticaret anlaşması) AB çerçevesinde yeniden şekillenebilir. Ancak sürecin uzun ve karmaşık olması nedeniyle kısa vadede Türkiye’ye doğrudan bir etki beklenmemelidir.