Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde oluşturulan bir soruşturma komisyonu, Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalarda hayatını kaybedenlerin yüzde 30'unun çocuk olduğunu açıkladı. Komisyon raporunda, İsrail güçlerinin Filistinli çocukları hedef aldığına dair "makul gerekçeler" bulunduğu belirtildi. Raporda, İsrail'in uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği ve sivil altyapıyı orantısız şekilde hedef aldığı vurgulandı.
Raporun detayları ve uluslararası tepkiler
BM Soruşturma Komisyonu'nun raporu, Gazze'deki saldırılarda en az 12 bin çocuğun öldürüldüğünü, on binlercesinin de yaralandığını ortaya koyuyor. Raporda, İsrail'in okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını bombaladığı, bu saldırılarda çocukların orantısız şekilde zarar gördüğü ifade ediliyor. Komisyon, bu eylemlerin "savaş suçu" ve "insanlığa karşı suç" oluşturabileceğini belirtti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, raporu "derin endişe verici" olarak nitelendirirken, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı Kerim Han, Gazze'deki durumla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. ABD ise rapora temkinli yaklaşırken, birçok Avrupa ülkesi İsrail'e silah ambargosu uygulanması çağrısını yineledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki çocuk ölümleri, sadece bölgesel değil küresel çapta da yankı uyandırmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'deki çocukların yüzde 85'inin yerinden edildiğini ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluk çektiğini bildirdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise bölgede salgın hastalık riskinin arttığı uyarısında bulundu.
İsrail hükümeti ise raporu reddederek, Hamas'ın sivil kayıplardan sorumlu olduğunu savundu. İsrail Dışişleri Bakanlığı, "İsrail kendini savunurken sivil kayıpları en aza indirmek için elinden geleni yapmaktadır" açıklamasında bulundu. Ancak bağımsız insan hakları örgütleri, İsrail'in Gazze'de orantısız güç kullandığını belgeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumunu bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, BM raporunu destekleyerek uluslararası topluma İsrail'e yönelik yaptırım çağrısında bulunabilir. Aynı zamanda, Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye üzerinden bölgeye yapılan yardımların artırılmasını gerektirebilir. Türk dış politikası açısından, bu rapor İsrail ile ilişkilerde yeni bir gerilim unsuru oluştururken, Arap ve İslam dünyasında Türkiye'nin liderlik rolünü pekiştirebilir. Ekonomik boyutta ise Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği projeleri bu tür gerilimlerden olumsuz etkilenebilir.