Birleşik Krallık, 2016 yılında gerçekleşen Brexit referandumunun 10. yıl dönümünde, Avrupa Birliği'nden ayrılışın ekonomik ve siyasi maliyetini hâlâ hesaplıyor. Yeni bir kamuoyu araştırması, Britanyalıların yüzde 52'sinin şu anda AB'ye yeniden katılmayı desteklediğini gösteriyor. Bu, 2020'deki fiili ayrılıştan bu yana en yüksek destek oranı olarak kaydedildi. Brexit yanlılarının ise oranı yüzde 30'a geriledi. Araştırma, Birleşik Krallık ile AB arasındaki ticari ilişkilerin soğuduğu, sınır denetimleri ve düzenleyici uyum sorunlarının işletmelere yıllık milyarlarca sterline mal olduğu bir dönemde yayımlandı. Uzmanlar, Brexit'in en çok küçük ve orta ölçekli işletmeleri vurduğunu belirtiyor.
Brexit'in ekonomik faturası
İngiltere Merkez Bankası ve bağımsız araştırma kuruluşları, Brexit'in Birleşik Krallık ekonomisine yıllık yaklaşık 40 milyar sterlinlik bir maliyet yüklediğini tahmin ediyor. Bu, GSYİH'nın yüzde 2'sine denk geliyor. Ticaret engelleri, özellikle gıda ve ilaç sektörlerinde fiyat artışlarına yol açarken, iş gücü kıtlığı da hizmet sektöründe büyümeyi sınırlıyor. Ankete katılanların yüzde 45'i, Brexit sonrası kişisel mali durumlarının kötüleştiğini ifade ederken, yalnızca yüzde 12'si iyileşme kaydetti. İngiltere'nin kuzeyindeki sanayi bölgeleri ve Galler gibi Brexit'in en güçlü desteklendiği alanlarda bile ekonomik beklentilerin karşılanmadığı görülüyor.
Siyasi olarak Brexit, İngiliz siyasetinde derin kutuplaşmayı sürdürüyor. Muhafazakâr Parti içinde Eurosceptic kanadın etkisi azalırken, İşçi Partisi AB ile daha yakın ilişkiler kurma sözü veriyor. Bununla birlikte, yeniden katılma olasılığı, siyasi irade eksikliği ve AB'nin kendi iç sorunları nedeniyle kısa vadede mümkün görünmüyor.
Küresel bağlamda Brexit ve AB'nin geleceği
Brexit, AB'nin küresel sahnedeki gücünü sorgulayan bir dönüm noktası oldu. AB, İngiltere'nin ayrılışından sonra toparlanma çabalarını sürdürürken, Ukrayna savaşı ve artan jeopolitik gerilimlerle birlikte savunma işbirliği gibi alanlarda daha merkezi bir rol oynamaya çalışıyor. Bu bağlamda, İngiltere'nin yeniden katılması hem AB'nin uluslararası ağırlığını artırabilir hem de İngiltere'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki yerini güçlendirebilir. Ancak AB içinde, genişleme yorgunluğu ve reform ihtiyacı tartışmaları sürerken, Britanya'nın olası dönüşü karmaşık bir müzakerenin yeniden başlamasını gerektirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in maliyetinin İngiliz kamuoyunda yarattığı hayal kırıklığı, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından dolaylı da olsa anlamlıdır. İngiltere'nin AB'ye dönme olasılığı, birliğin çekiciliğini yeniden kanıtlayabilir ve Türkiye'nin tam üyelik sürecine ilişkin motivasyonları etkileyebilir. Öte yandan, AB'nin Brexit sonrası yaşadığı bütçe ve kurumsal krizler, genişlemeye yönelik isteksizliği pekiştirmektedir. Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi somut adımları hızlandırması, bu belirsizlik ortamında daha pragmatik bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.