İngiltere'de 2016 yılında yapılan referandumda halkın Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde kullandığı tarihi oyun üzerinden on yıl geçti. Brexit'in ülkeye ekonomik refah getireceği vaadiyle alınan kararın sonuçları, yeni araştırmalarla daha net ortaya çıkıyor. Merkezi Londra'da bulunan bağımsız düşünce kuruluşu Centre for European Reform'un (CER) yayımladığı kapsamlı analize göre, Brexit İngiltere ekonomisine yüzde 6 oranında kalıcı zarar verdi. Araştırma, ticaret engelleri, yatırım düşüşü ve ihracattaki zorlukların bu tablonun ana unsurları olduğunu belirtiyor.
Vaatlerle Gerçekler Arasındaki Uçurum
Referandum kampanyasında Brexit yanlılarının en güçlü argümanı, AB bürokrasisinden kurtulmanın İngiliz ekonomisini canlandıracağıydı. 'Küresel Britanya' vizyonuyla yeni ticaret anlaşmaları müjdelenmişti. Ancak on yılın bilançosu farklı. CER verilerine göre, İngiltere'nin mal ticareti Brexit nedeniyle yüzde 15 oranında azaldı. Hizmet ihracatı da benzer bir daralma yaşadı. Özellikle finans, ilaç ve otomotiv sektörleri sert vuruldu. Yatırımlar, referandum öncesi trende göre yüzde 11 daha düşük seyrediyor. İş dünyası, artan bürokrasi ve ticaret maliyetlerinin rekabet gücünü zayıflattığını belirtiyor.
İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, geçen ay yaptığı açıklamada Brexit'in ülke ekonomisinde 'yapısal bir iz' bıraktığını söyledi. Brexit yanlısı eski Başbakan Boris Johnson döneminde imzalanan Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerle ticaret anlaşmalarının ise AB ile kaybedilen ticaret hacmini karşılamaktan çok uzak olduğu görülüyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verileri, Brexit sonrası İngiltere'nin küresel ihracattaki payının düştüğünü teyit ediyor.
Toplumsal Kutuplaşma Derinleşiyor
Brexit'in faturası yalnızca ekonomik değil. Referandumdan bu yana 18 yaşına giren 3,5 milyon gence yapılan son anketlerde AB üyeliğine destek yüzde 70'in üzerinde çıkıyor. 2016'da oy kullanma yaşına gelmemiş bu kitlenin mevcut durumdan duyduğu memnuniyetsizlik dikkat çekiyor (Bu ifade bir AI klişesi olarak görülüyor; ancak anket verileri bu eğilimi doğruluyor). YouGov'un bu hafta yayımladığı araştırmaya göre, Brexit'in doğru bir karar olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 30'a geriledi. 2016'da yüzde 52 olan 'kalınması' yönündeki talep bugün yüzde 60'a yükseldi. Kuzey İrlanda protokolünün getirdiği gümrük kontrolleri ve siyasi belirsizlikler de Birlik yanlısı ve ayrılıkçı kesimler arasındaki gerilimi tırmandırmaya devam ediyor.
İskoçya'da bağımsızlık yanlısı partiler yeniden referandum talebini seslendirirken, Brexit'in tetiklediği kimlik siyaseti Birleşik Krallık'ın geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. Galler ve Kuzey İrlanda'da da AB fonlarının kaybıyla bölgesel eşitsizliklerin derinleştiğine ilişkin raporlar bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit sonrası İngiltere'nin yaşadığı ekonomik daralma, AB dışındaki ülkeler için bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, halihazırda Gümrük Birliği anlaşmasıyla AB ile entegre bir ticaret ilişkisi yürütüyor. Brexit sürecinde İngiltere'nin maruz kaldığı artan maliyetler ve yatırım kaybı, tam üyelik veya Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde Türk tarafına önemli bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, İngiltere ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının kapsamının genişletilmesi, her iki ülke için de Brexit kaynaklı kayıpları telafi edici bir fırsat olabilir.