Britanya'nın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden 10 yıl geçti. Guardian gazetesi, 2016 referandumu sırasında 'barometre bölgeler' olarak adlandırdığı beş seçim bölgesini yeniden ziyaret etti. İskoçya'nın kuzeydoğusundan Londra'nın Romford semtine kadar uzanan bu bölgelerde seçmenler, Brexit'in vaat ettiği 'mutlak kabus'tan geriye kalanı değerlendiriyor. Çoğu, referandum kampanyasında ortaya atılan iddiaların gerçekleşmediğini, ülkenin daha izole ve ekonomik olarak daha kırılgan hale geldiğini belirtiyor.
Referandumun Barometre Bölgeleri: Beklentiler ve Gerçekleşenler
Guardian, 2016 yılında Brexit kampanyasını izlerken, ülke genelindeki eğilimleri yansıttığını düşündüğü beş seçim bölgesi seçmişti. Bunlar arasında İskoçya'nın kuzeydoğusundaki Aberdeen çevresi, Galler'deki Wrexham, kuzey İngiltere'deki Sunderland, Midlands'deki Walsall ve Londra'nın doğusundaki Romford yer alıyordu. Bu bölgeler, Brexit oylamasında genel olarak 'Ayrılma' yönünde oy kullanmıştı.
10 yıl sonra aynı bölgelere giden gazeteciler, seçmenlerin çoğunun referandum sonucundan pişman olduğunu ya da en azından hayal kırıklığına uğradığını gözlemledi. Özellikle balıkçılık ve tarım gibi sektörlerde çalışanlar, AB'den ayrılmanın ticaret anlaşmalarını karmaşıklaştırdığını ve ihracatı zorlaştırdığını dile getirdi. Romford'da bir esnaf, 'Bize daha fazla para kalacak, sağlık hizmetleri iyileşecek denmişti. Hiçbiri olmadı. Tam tersine her şey daha pahalı.' dedi.
Sunderland'da ise işsizlik oranlarının düşmesine rağmen, yeni işlerin çoğunun düşük ücretli ve güvencesiz olduğu belirtiliyor. Birçok kişi, Brexit'in bölgeye vaat ettiği 'küresel Britanya' vizyonunun gerçekleşmediğini, aksine ülkenin ticaret anlaşmaları yapmakta zorlandığını vurguluyor.
Brexit'in Küresel ve Bölgesel Yansımaları
Brexit, yalnızca Britanya içinde değil, Avrupa ve dünya genelinde de yankı uyandırdı. AB üyesi ülkeler, Britanya'nın ayrılışını bir uyarı olarak görürken, popülist hareketler Brexit'i kendi amaçları için kullanmaya çalıştı. Ancak, Brexit sonrası Britanya'nın yaşadığı ekonomik sıkıntılar, diğer ülkelerdeki benzer hareketlerin güç kaybetmesine neden oldu.
Özellikle Kuzey İrlanda Protokolü, Britanya ile AB arasında sürekli bir gerilim kaynağı oldu. Ticaret akışını kolaylaştırmak için tasarlanan anlaşma, uygulamada bürokratik engeller yarattı ve Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğü konusunda endişelere yol açtı. Guardian'ın ziyaret ettiği bölgelerde bu konulara pek değinilmese de, uzmanlar Brexit'in Britanya'nın uluslararası itibarını zedelediği konusunda hemfikir.
Ekonomik veriler de Brexit'in olumsuz etkilerini doğruluyor. Britanya ekonomisi, diğer G7 ülkelerine kıyasla daha yavaş büyürken, enflasyon ve işgücü kıtlığı gibi sorunlar devam ediyor. Guardian'ın röportaj yaptığı bir çiftçi, 'Avrupa pazarına erişimimiz kısıtlandı. Eskiden mallarımızı kolayca satarken şimdi her sevkiyat için tonlarca evrak dolduruyoruz. Bu, küçük üreticiler için dayanılmaz bir yük.' diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, dolaylı yansımaları dikkate değer. Britanya'nın AB'den ayrılması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde alternatif bir model olarak görülebilir. Ancak Brexit sonrası Britanya'nın yaşadığı ekonomik zorluklar, AB'den ayrılmanın sanıldığı kadar avantajlı olmadığını göstermektedir. Türkiye'nin AB üyelik süreci farklı dinamiklere sahip olsa da, Brexit deneyimi, entegrasyonun zorluklarını ve ayrılığın maliyetini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Britanya'nın Brexit sonrası dış ticaret anlaşmaları yapma çabaları, Türkiye için yeni fırsatlar yaratabilir; ancak bu sürecin uzun vadeli sonuçları henüz net değildir.